Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/8020 E. 2023/10909 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8020
Karar No
2023/10909
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1009 E., 2022/754 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/404 E., 2020/79 K. Taraflar arasındaki davacı hakkında 506 sayılı Kanun'un geçici 87 nci maddesi hükümlerine göre aylık bağlanması ve 5510 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylığın eksik olduğunu belirterek iptali ile farklarının yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Sosyal Güvenlik kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle, 13.04.2016 tarihinde davalı kuruma vergi indirimli raporu ile engelli indirimli emeklilik için başvurduğunu %40 engel raporu mevcut olduğunu, ancak Kurum tarafından 01.12.2011-10.02.2016 yılları arasında kendi işyerinde SSK lı ödemelerinin hatalı olduğu ve bunların Bağ-Kur'a aktarılması gerektiğine karar verildiğini, bu aktarım sonucunda son üç buçuk yıl Bağ-Kur olduğundan Bağ-Kur dan engelli emekli olması gerektiğinin söylendiğini, yanlış yatırılan primlerin düzeltilmesi için dilekçe vermesine rağmen aktarımlarının asgari ücret üzerinden yapıldığını ve hem SSK hem de Bağ-Kur engelli şartlarını sağlamasına rağmen emekliliğinin 13.04.2016 tarihinde başlaması gerekirken 22.12.2016 tarihinde başlatıldığını, emeklilik aylığının çok düşük bağlandığını belirtmiş, mahkemece araştırma yapılarak yanlış tarihte ve eksik olarak bağlanan maaşının düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili kurum tarafından yapılan işlemlerde kanun ve mevzuata aykırılık bulunmadığını, müvekkili kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya arasına alınan kayıtlardan davacının 01.12.2011-10.02.2016 tarihleri arasındaki kurucu ortağı olduğu şirkette geçen çalışmalarının iptal edilerek aynı döneme ilişkin zorunlu Bağ Kur sigortalısı olarak kaydının yapıldığı anlaşılmaktadır. Aynı zamanda davacının 06.12.2016 tarihli talebi ile hastaneye sevkini istediği, ilgili sağlık kuruluşunun 22.12.2016 tarihli raporu ile %44 oranında iş göremezliğinin tespit olunduğu anlaşılmaktadır. Davacının davaya konu talebi dikkate alındığında Kurumun sigortalılık süreleri ve prime ilişkin işlemleri yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın aylığın tahsis edildiği başlangıç tarihi ile miktarı hususundan kaynaklandığı tespit olunmaktadır. Davacı sağlık kuruluşundan aldığı 18.12.2015 tarihli rapor ile kuruma 13.04.2016 tarihinde 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı tahsisi talebinde bulunmuş ise de kurumun davacıyı sağlık kuruluşuna sevkettiği, 22.12.2016 rapora istinaden 01.01.2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 13.04.2016 tarihinden geçerli olmak üzere aylık bağlanmasını talep ettiği anlaşılmaktadır. Davacının talep ettiği yaşlılık aylığının yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun 28/5 maddesi ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 56/5 maddesi olup ilgili yasal düzenlemeler gereği yetkili sağlık kuruluşundan Sağlık Kurulu raporu alınmak suretiyle talepte bulunulması halinde Kurumun yeniden sağlık kuruluşuna sevki ve ilk raporun teyit edilmesi ihtimalinde ilk tahsis talep tarihinden itibaren mevcut rapora itibar edilmesi gerekmektedir. Nitekim ilgili yasal düzenleme gereği sağlık raporu almadan doğrudan aylık bağlanmasına ilişkin talepte bulunulması hususu ayrıca düzenlenmiştir. Bu hususa ilişkin mevzuatta ayrı bir değerlendirme yapılması tahsisten önce rapor alarak başvuruda bulunanlar ile Kuruma başvuru yaptıktan sonra sağlık kuruluşuna sevkedilenler arasında tahsis talep tarihi yönünden farklı değerlendirme yapılmasına imkan tanıyacaktır. Bu kapsamda davacının uygun görülen sağlık kuruluşundan aldığı rapor dahilinde 5510 sayılı Kanun 28/5 maddesi kapsamında aylık tahsisi için talepde bulunduğu ilk tarih olan 13.04.2016 tarihini takip eden 01.05.2016 tarihinden itibaren aylık bağlanması talebinde haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Aylık miktarına ilişkin talep yönünden ise tarafça itiraz edilmeyen Kurum kayıtları dikkate alınarak hesaplama yapılması yoluna gidilmiş, yasal düzenlemeler gereği mahkememizce de itibar edilen bilirkişi raporu ile mütalaa edilen hesaplamalar doğrultusunda davacının 01.05.2016 tahsis tarihli yaşlılık aylığının tahsis tarihi itibari ile 1.429,12TL olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne davacıya 01.05.2016 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun 28/5 maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, davacının 01.05.2016 tarihli yaşlılık aylığı miktarının aylık 1.429,12 TL olduğunun tespitine, dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı SGK vekili, davacıya eksik ödenen aylık olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin tüm istinaf nedenlerine ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK vekili, Kurum işlemlerinde hata olmadığını, buna göre davacı hakkında bağlanan aylığın da eksik ödenmediğini, davanın reddi yerine, kabulüne dair karar verilmesinin hatalı olduğunu, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıya bağlanan aylığın eksik ödenip ödenmediği ile bu nedenle davacının fark aylık alacağının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 53 üncü maddesinde, "... 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler." hükmü düzenlenmiştir. Eldeki davada ise, ortağı olduğu şirkete ait iş yerinden yapılan bildirimler nedeniyle 5510 sayılı Kanun'un 4-1-a bendi yerine aynı kanunun 4-1-b bendi kapsamında geçtiği kabul edilmesi gereken davacı hakkında 506 sayılı Kanun'un geçici 87 nci maddesi hükümlerine göre aylık bağlama imkanının bulunmadığının gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması sonrasında davacı hakkında dosyada aldırılan bilirkişi raporu ile birlikte davalı kurumun fazla prim ödemelerini de davacının almış olması karşısında, bağlanan aylığın miktarında da herhangi bir hatanın bulunmadığının anlaşılması karşısında davanın tümden reddi gerektiğinin gözetilmemesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/8020, K. 2023/10909, T. 07.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-8020-e-2023-10909-k-19e35016b6bb