Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/7292 E. 2024/115 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklı Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/7292
Karar No
2024/115
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklı Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2603 E., 2022/694 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/315 E., 2020/22 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesi ile kazalı sigortalının 12.06.2013 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 1000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili yargılama sırasında 08.11.2019 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini toplam 258.505,21 TL'ye çıkarmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesine sebebiyet verenin davacı olduğunu, asli kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile 258.505,21 TL maddi tazminatın, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu iş kazasının, makinenin zarar vermesinin kesin olduğu bilincine rağmen çalıştırılması sonucu makinenin içinde bakım yapmakta olan müvekkilin atık yağ tahliyesine yarayan helezona bacağını kaptırması ile bacağının parçalanarak kopması şeklinde olduğunu, olayın bu şeklinin yarattığı fiziksel acının boyutları ve yaşatacağı ölüm korkusunun tarif edilmez düzeylerde olduğunu, müvekkiline %30 kusur izafe edilmesini kabul etmediklerini, bu sebeple maddi tazminat talepleri hakkında eksik hüküm kurulması sebebi ile kararı istinaf ettiklerini, olayın insanı düşürdüğü dehşet boyutu dikkate alınarak hükmedilen 100.000,00 TL manevi tazminatın müvekkilinin yaşamakta olduğu acıyı, kaybını, bir eş ve bir baba olarak yarattığı diğer bütün psikolojik, fiziksel ve maddi sorunların yanında, sırf olay anında yaşanan sarsıntıyı ve acıyı bile biraz olsun azaltmaktan aciz bir tutar olduğunu, meydana gelen olay sonucu yaşanılan ızdırap gözetildiğinde hükmedilen tutarın hakkaniyet ve vicdan ilkelerine uygun düşmediğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/907 Esas sayılı dosyası ile iflasına karar verildiğini, iflas tasfiyesinin halen Manisa 3. İflas Müdürlüğünün 2019/2 İflas dosyası üzerinden devam ettiğini, Yerel Mahkemenin, müflis şirket ile ilgili 2. alacaklılar toplantısının yapılmasını bekletici mesele yaparak davanın 2. alacaklılar toplantısının on gün sonrasına kadar durdurulmasına karar vermesi gerektiğini, davacının müvekkilinin çalışanı olmayıp dava dışı şirketin elemanı olduğunu, iş kazası sebebi ile müvekkilinin mesuliyeti bulunmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki yazı, bilgi ve belgelere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamasına, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere göre ve özellikle, davalı şirket hakkında eldeki davanın 21.08.2014 tarihinde açılmasından sonra 28.02.2019 tarihinde iflasın açılmasına karar verildiği anlaşıldığından, davaya İcra İflas Kanunu'nun 194 üncü maddesine göre devam edilmesinin isabetli olduğu, dosya kapsamına göre kusur oran ve aidiyetlerine yönelik istinaf başvuru sebep ve gerekçelerinin yerinde olmadığı, manevi tazminat miktarının dosya içeriğine uygun olduğu anlaşılmakla; HMK'nın 359 uncu maddesine 28.07.2020 tarihli 31199 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunu'nun 38 inci maddesiyle eklenen fıkra ile HMK'nin 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca davacı ve davalı vekillerince yapılan istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 ncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 ncü maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 nci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 ncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 5. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 6. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 7. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının, dava dışı ... Makine San. ve Tic. Koll. Şti. nezdinde çalıştığı, 11.06.2013 tarihli belge ile ... Organik Gıda ve Tarım Ürünleri Üretim ve Tic. İth. İhr. A.Ş.'ye ait işletmede görevlendirildiği, 12.06.2013 tarihinde ise bakım için görevlendirildiği makinenin çalışır vaziyette olmamasına karşılık, işletmedeki diğer makinelerin ve pres makinelerinin altında işlenen ayçiçeği yağının akışını sağlayan üzeri tahta parçası ile kapatılmış olan helezonun çalışır vaziyette olduğu, işini bitirip makinenin yanından ayrılırken çalıştığı ortamdaki yağ tortusundan dolayı ayağı kayarak sol ayağını olay günü tahta parçası kaldırılmış olan bakımını yaptığı presin altından geçen helezona kaptırmak suretiyle sol ayağı diz altından kopmak suretiyle yaralandığı, bu olay nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olduğunun, ... Organik A.Ş.'nin %50, kazalı sigortalının %50 kusurlu olduğunun belirtildiği, aynı olaya ilişkin görülen Edremit 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/531 Esas, 2015/153 Karar sayılı ceza dava dosyasında davalı şirket yetkilisi ...'ın asli kusurlu, katılanın kusursuz olduğu kanaatine varılarak sanık ... hakkında HAGB kararı verildiği, işbu kararın HAGB kararına yapılan itirazın reddi kararı ile kesinleştiği, Mahkemece aldırılan ve makine mühendisi tek kişi tarafından düzenlenen 20.04.2017 tarihli kusur bilirkişi raporunda, olayın meydana gelmesinde dava dışı ... Makine Koll. Şti gerekli güvenlik, önlem, kontrol ve denetimlerini tam olarak sağlamadığından %10 oranında, davacı ... dikkatsiz, tedbirsiz ve hatalı davranışlarından dolayı %40 oranında, davalı ... Organik Tarım A.Ş gerekli güvenlik, önlem, kontrol ve denetimlerini tam olarak sağlamadığından %50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, taraf vekilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine aldırılan 22.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda; olayın meydana gelmesinde davacı kazazede işçi ...'nun %30 oranında kusurlu olduğunun, davacı işçinin kaza yaptığı işyerinin işvereni davalı .... Organik Gıda ve Tarım Ürünleri Üretim ve Tic. İth. İhr. A.Ş'nin % 70 oranında kusurlu olduğunun, davacı kazazede işçinin işvereni ... Makine San ve Tic. Koll. Şti'nin kusurunun bulunmadığının belirtildiği, Mahkemece işbu raporda belirtilen kusur oranlarına itibar edilerek hüküm kurulduğu, ancak Mahkemece itibar edilen kusur raporunun oluşa uygun olmadığı, olaydaki sorumluluk ve kusurların yeterince incelenmediği ve açıklanmadığı, ceza dosyası ile çelişkilerin giderilmediği anlaşılmıştır. 8. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporlarını düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; dosyada mevcut raporlar ile rücu ve ceza dosyasındaki kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, oluşacak kusur durumuna göre manevi tazminat miktarını da yeniden değerlendirerek, taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. 9. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 10. O halde, davacı ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden taraf vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/7292, K. 2024/115, T. 16.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-7292-e-2024-115-k-ae4931b270d9