Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/7151 E. 2023/13483 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Maddi Tazminat İstemi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/7151
- Karar No
- 2023/13483
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Maddi Tazminat İstemi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 16.05.2022 KARAR : Kısmen kabul Davacılar vekili İLK DERECE MAHKEMESİ : Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/64 E., 2021/306 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın süresi içerisinde davacılar vekili ile davalı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı şirket vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dilekçesinde özetle; 06.02.2017 tarihli iş kazasında sigortalı ...'ın vefat etmiş olması nedeniyle destekten yoksun kaladığını belirterek sigortalının babası ..., annesi ... ile kardeşi ... lehlerine şimdilik 500,00 TL’şer maddi tazminat ile manevi tazminat olarak anne ve baba lehlerine 100.000,00 TL’şer davacı kardeşler ... ve ... lehlerine 50.000,00 TL’şer Manevi tazminatın kaza tarihinden mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, 17.09.2019 tarihli dilekçesiyle davalarının belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunu bilirkişi raporu ile belirli hale gelen anne ... için 28.491,43 TL baba ... için 71.066,40 TL maddi tazminatın, her iki talep için olay tarihinden itibaren bankaların mevduata uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalı ... İnş. San. Ve Tic. A.Ş’den alınarak davacılara verilmesine, Kardeş yönünden de destek tazminatı hesabı yapılması gerektiğini belirtmiştir. II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetkili mahkemenin ... İş Mahkemeleri olduğunu, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, kazanın ölen işçinin dikkatsizliği nedeni ile meydana geldiğini, ortada müvekkili şirketin kusurundan kaynaklı bir sorun bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetkili mahkemenin ... İş Mahkemeleri olduğunu, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, dava müvekkiline yöneltilmiş ise de, dava dilekçesinde müvekkilinin meydana gelen olay bakımından sorumluluğunun ne olduğu, pozisyonu ve taraflar ile arasındaki ilişkide müvekkilinin konumunun açıkça belirtilmediğini, davacının davasının HMK 194 üncü maddesinin “Somutlaştırma ve İspat Yükü ” hükmü gereğince esastan reddi gerektiğini, müvekkilinin makine operatörü ve birim mühendislerinin talimatlarına göre çalışıyor olduğundan müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusurunun bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarların fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin Bölge Adliye Mahkemesinin ortadan kaldırma kararı üzerine verdiği yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; meydana gelen iş kazasında işverenin %70 oranında, kazazede ...'ın %30 oranında kusurlu olduğu, davalı ...'un kusursuz olduğu, davacı anne ...'a ölüm geliri bağlandığı, davacı baba ...'a kendi emekliliği tespit edildiğinden gelir bağlanmadığı, ... yönünden destekten yoksun kalma tazminat şartlarının gerçekleşmediği açıklanarak bilirkişi raporu doğrultusunda; davalı ... yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davasının (husumetten) reddine, davacı ... için 71.066,40 TL, davacı ... için 28.491,43 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 06.02.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den tahsili ile davacılara verilmesine, davacı ... için maddi tazminat talebinin reddine, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 40.0000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.02.017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine'' şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacılar ve davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili dilekçesinde özetle; maddi tazminatın hesabında TRH 2010 tablosu yerine, PMF 1931 tablosunun dikkate alınmasının, anne ... için SGK tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye bedelinin mahsup edilmesinin hatalı olup, belirlenen maddi tazminatın bu nedenle az olduğunu, davacı baba ... için hesap edilen maddi tazminatın da az olduğunu müteveffa sigortalının, davacı anne ve babanın çalışmaması nedeniyle, kendilerinin ihtiyaçlarını karşılayan tek kişi olduklarını, müteveffanın kardeşinin sigortalının ölüm tarihi itibariyle de öğrenci olup tüm eğitim ihtiyaçlarını karşılamak üzere davaya konu iş kazasının gerçekleştiği işyerine gittiğini, müteveffanın anne ve babası çalışmadığı için kardeşinin okul masraf ve ihtiyaçlarını da kendisinin karşıladığının sabit olduğunu, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının, olayın mahiyeti, meydana gelen sonucu, karşı tarafın kusuru gibi hususlar dikkate alındığında son derece az olduğunu, bu kazanın ortaya çıkmasında bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin %70 oranında kusuru bulunduğunu, buna karşılık, davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin tüm dünyada faaliyet gösteren, havalimanları, barajlar ve makro inşaatlar yapan büyük ölçekte bir firma olduğu da düşünülürse, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının caydırıcılıktan son derece uzak olduğu açık olduğunu ve miktar yönüyle az olan bu manevi tazminat bedelleri bozmayı gerektirdiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı şirket vekili dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin meydana gelen kazada kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, kazanın müteveffa işçinin kendi kusurundan ileri geldiğini bu olayın meydana gelmesinde müvekkile atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, müteveffa işçinin yaralanmasına sebep olan iş kazasının, müteveffa işçinin kendi tedbirsiz ve dikkatsizliğinden ileri geldiğini, mahkemece hükme esas bilirkişi heyetince hazırlanan raporda, müteveffanın yaşı itibariyle elektrik kaçaklarından kaynaklanabilecek tehlikelere dikkat edebileceğini, iş makinesinde de önceden kaçak elektrik yaşandığını bilmesine ve kaçınma hakkı bulunmasına rağmen bu hakkını kullanmadığını, iş makinesini çalışmanın başlamasından önce inceleyen ve müvekkil şirkette elektrik formeni olarak çalışan ..., gerekse dosya kapsamında ifade veren her bir tanık, çalışma yapılan alanda ve işin yapımında herhangi bir uygunsuzluk bulunmadığını, davaya konu makinenin gayet normal çalıştığını, makinede elektirk kaçağına rastlamadıklarını ifade ettiklerini, kaldı ki, dosyaya sunulu olay yeri inceleme tutanağı ve iş kazası ifade tutanağı incelendiğinde kazanın meydana gelmesine makinada bulunan bir arızanın ya da müvekkil şirketin neden olmadığını, mahkeme dosyası içerisinde yer alan iş kazası tutanağında, makine yağcısı olarak çalışan müteffeva ...’ın, saat 02:30 sıralarında Yusufeli Sarıgöl- Öğdem Devlet Yolu yol yapımı işinde, tünel içerisinde delgi çalışması yaparken hasar gören ibo bulonunu değiştirmek isterken, ibo bulonuna temas ettiği anda elektrik akımına kapıldığını belirttiğini, devamında hastanede yapılan adli incelemede elektrik çarpması ile ilgili bir bulguya rastlanılmadığını ve Jumbo makinesinde yapılan incelemeler sonucu makine aksamı ve kablolarında herhangi bir elektrik kaçağının tespit edilmediğini belirttiğini, ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat tutarlarının, usule, yasaya ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, 30.05.2018 tarihli kusur bilirkişi raporu dikkate alınmak suretiyle aktüerya bilirkişisince hazırlanan ve hükme esas alınan 10.09.2018 tarihli raporda bahsedilen ve tespit edilen gerçek zarardan SGK'ca bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirin rücu edilebilir %70 tutarı indirilerek müvekkil davalıdan tahsili gereken karşılanmamış daimi iş göremezlik maddi zararı belirlenmiş ise de, işbu durum davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağından hükme esas alınan bilirkişi raporunda peşin sermaye değerinin tümünün belirlenen tazminattan indirilmeden hesaplama yapıldığının görüldüğünü, kurumca bağlanan peşin sermaye değerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edildiğini, kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanması gerektiğini, yine kazalı işçinin sağlık yardımlarının SGK tarafından karşılanması gerektiğinden, hesap bilirkişisince SGK ‘ca yapılmış olan sağlık yardımlarının da yapılan hesaplamadan mahsup edilmeksizin hüküm tesis etme yoluna gidilmiş olması hatalı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatların fahiş olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından, istinaf ilamında belirtilen eksiklikler giderilmeksizin, kazanılmış usuli haklar göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu, ayrıca bozma dışı bırakılan hususlarda müvekkil aleyhine hüküm kapsamını genişletmesinin de hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;" Ortadan kaldırma kararı öncesi alınan rapor ile kurum müfettiş raporu arasında çelişki bulunması nedeni ile alınan 14.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirketin %70 oranında, kazazede işçinin % 30 oranında kusurlu, davalı ...'un kusursuz olduğu belirtilmiş olup Mahkemece alınan raporlar birbirini teyit ettiğinden hükme esas alınan kusur raporlarının oluşa uygun olduğunun anlaşıldığını, sosyal ekonomik durum araştırması dışında somut olayda eylemli olarak destek olunduğu ya da ileride destek olunacağı yönünde ayrıca bir kanıt getirilmediğinden Eldeki davada, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından davacı anneye sigortalının iş kazası neticesinde ölümü nedeniyle ölüm geliri bağlandığı halde, davacı babaya gelir bağlanmadığı (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.06.2018 tarih 2016/5 E - 2018/6 sayılı kararı gereğince) farazi desteğin karine olduğu kabul edilerek, Türk Borçlar Kanununun 50 ve 51 inci maddeleri uyarınca, somut olayın özelliğine göre davacı baba yararına hakkaniyete uygun makul bir maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, bu açıklamalar altında Kurum tarafından gelir bağlanmayan davacı baba için 30.000,00 TL maddi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu, davalı şirket vekilinin maddi tazminata yönelik istinafının bu yönden yerinde bulunduğu, manevi tazminat tutarının belirlenmesi noktasında hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği, bu ilkeler gözetildiğinde ilk derece mahkemesi tarafından davacı anne ve baba için belirlenen manevi tazminat miktarlarının az, kardeşler için belirlenen manevi tazminat miktarının ise fazla olduğu kanaatiyle davacı anne ve baba için ayrı ayrı 60.000,00 TL'şer kardeşler için ayrı ayrı 10.000,00 TL'şer manevi tazminatın hüküm altına alınması yönünden davacılar vekilinin ve davalı şirket vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurularının kabul edildiği" gerekçelerine işaretle "...nın 353/1-b.2 maddesi gereğince düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak üzere İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, Davanın kısmen kabulü ile; 1.Davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 28.491,43 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 06/02/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2.Davacı ... için 60.000,00 TL, davacı ... için 60.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.02.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3.Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin reddine, 4.Davalı ... aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine" dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından her bir davacının lehine ayrı ayrı hükmedilen vekalet ücretlerinin kaldırılarak toplu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatların az olduğunu, müvekkili sigortalının babası ... lehine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından takdir edilen maddinin manevi şeklinde belirlenmesi hatalı olup, bu kabulle sigortalının annesi ... için az olan maddi tazminat hesabının makul bir miktara artırılmasının gerektiğini, 30.000,00 TL tutarındaki paranın bugün sadece 1.800 euro gibi dünya ölçeğinde değersiz bir rakama denk geldiğini, 20 yaşında oğlunu bir şirketin ihmaline kurban veren baba için hakkaniyete aykırı olduğunu, maddi tazminatın hesabında TRH 2010 tablosunun esas alınmamasının hatalı olduğunu, anne tazminat alacağı hesabından SGK tarafından bağlanan gelirin tenzilinin hatalı olduğunu, müteveffanın anne ve babası çalışmadığı için kardeşinin okul masraf ve ihtiyaçlarını da kendisinin karşıladığını, hal böyle iken, sigortalı Ömer'in ölümüyle destekten yoksun kaldığı muhakkak olan kardeş ... lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı şirket vekili dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin meydana gelen kazada kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, sigortalıya işe başlamadan önce gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildiği gibi, tüm iş güvenliği malzemelerinin teslim edildiğini, bu hususlarla ilgili olarak dosyaya sunulan iş yeri şahsi sicil dosyası içindeki iş güvenliği eğitimi ve iş güvenliği malzemelerinin teslim edilmesine ilişkin yazılı belgelerde de kazadan sonra yapılan kontrollerde iş makinesinde elektirik kaçağı olmadığının tespit edilmiş olup kusurun oran ve aidiyetinin tespitinde ceza dosyasındaki kabullerle çelişki giderilmeyerek hatalı sonuca varıldığını, hükme esas alınan 05.09.2019 tarihli aktüer bilirkişi raporu ile müteveffanın elde ettiği aylık gelir hesaplanırken hizmet dökümündeki ücreti esas alınmışsa da müteveffanın asgari ücret kazandığı kabulü ile hesaplama yapılması gerektiğini, askerlik süresinin hesaptan dışlanması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasi neticesinde vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, "dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı kanunun 110.maddesi, "tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddelei delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, "iş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunun 77 mnci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleridir. 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin davacılar lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara, davacı vekilinin ise manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi kararını ortadan kaldırarak esas hakkında yeniden karar verdiği 02/03/2022 tarihli kararda davacı baba ...'ın 71.066,40 TL maddi tazminat isteminden kısmen 30.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminat isteminden kısmen 60.000,00 TL manevi tazminata, davacı anne ...'nın 28.491,43 TL maddi isteminin tam kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminat isteminden kısmen 60.000,00 TL manevi tazminata, kardeş ...'in 500 TL maddi tazminat isteminin reddiyle, 50.000,00 TL manevi tazminat isteminden 10.000 TL manevi tazminata, kardeş ... için 50.000,00 TL manevi tazminat isteminden 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat istemleri ile kısmen reddolan manevi tazminat istemlerinin her birinin birbirlerinden ayrı birer dava olduğu da gözetildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 107.090 TL’lik kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşıldığından temyiz eden davalı ve davacılar vekilinin bu hükümlere yöenlik temyiz itirazlarının kesinlikten reddine karar verilmiştir. B) Davacılar vekilinin maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere özellikle davacı vekilinin 05/09/2019 tarihli hesap raporu üzerine sunduğu beyan dilekçesi kapsamında bakiye ömür tablosuna açıkça itiraz etmemiş olmasına, davacı kardeş ...'in sigortalıdan destek gördüğünün usulüne uygun olarak ispat edilememiş olması da dikkate alınarak davacılar vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesi gerekçelerinde karşılanmış olması da dikkate alınarak temyiz kapsam ve nedenlerine göre tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin davacılar lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara, davacı vekilinin ise kısmen reddolan manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2. Davacılar vekilinin maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Aşağıda dökümü yapılan harcının davacıdan tahsiline, 4. Peşin olarak davalıdan tahsil edilen harcın istem halinde temyiz eden davalıya iadesine, 5. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.