Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/3727 E. 2023/2631 K. – Kurum İşleminin
Konu: Kurum İşleminin İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3727
- Karar No
- 2023/2631
- Karar Tarihi
- Konu
- Kurum İşleminin İptali
... MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/934 E., 2020/1308 K. ... ... HÜKÜM/KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/546 E., 2018/119 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Kurumun Sosyal Güvenlik Denetmen Yardımcısı tarafından düzenlenen 08.12.2014 tarih ve 2014-GS-102 sayılı rapora istinaden müvekkilin ... ve ... işyeri numaralı ...’ye ait işyerlerindeki 2013/1, 2, 3, 4, 5, 6. aylara ilişkin sigorta prim günlerini iptal ettiğini, davalı Kurum tarafından iptal edilen 2013/1, 2, 3, 4, 5, 6. aylara ilişkin sigorta primlerinin tamamı müvekkilinin fiili çalışmasına dayanmakta olduğunu, müvekkilin tekstil işinde makinacı olarak çalıştığını, müvekkilin 01.1465191.035 sayılı dosyada işlem gören işyeri işvereni ... yanındaki tüm çalışmalarının hizmet akdine dayalı fiili çalışma olduğunu, bu hususun hem SGK hizmet dökümüyle hem de SGK müfettişlerince dinlenen tanıkların beyanıyla sabit bulunduğunu, ...’ye ait işyerinin ... MTK tekstilciler sitesi ... adresinde kurulu ve ünlü markalara fason üretim yapan tekstil işletmesi olduğunu, müvekkil ile birlikte yaklaşık 20 kişinin aynı işyerinde tekstil üretim işi yaptıklarını, müvekkilin ...’ye ait işyerindeki çalışmasının 29.01.2013 tarihinden 31.08.2013 tarihine kadar; sonra aynı işyerini devralan ve aralarında arkadaşlık ilişkisi bulunan ...’e ait işyerinde 23.09.2013 tarihinden 11.10.2013 tarihine kadar aralıksız ve fasılasız hizmet akdiyle makinacı olarak çalıştığını, esasında tüm işçilerin işveren olarak ...’i bildiklerini, çünkü işçilerin başında ...’in durduğunu ve işçilerin maaşlarını ... vasıtasıyla aldıklarını, müvekkil ve diğer çalışan arkadaşlarının işverenlerini SGK primlerinin eksik ve düzensiz ödendiği gerekçesiyle Kuruma şikâyet etmeleri üzerine Kurum tarafından yaklaşık 1 yıl sonra 20.11.2014 tarihinde “..., ...” adresinde ...’e ait işyerinde denetleme yapıldığını, oysa ki müvekkilin inceleme yapılan işverene ait işyerinden zaten 11.10.2013 tarihinde ayrıldığını, denetlemenin müvekkil işyerinden ayrıldıktan tam bir yıl sonra yapıldığını, bu nedenle söz konusu denetim raporuna dayanarak müvekkilin sigortalı çalıştığı günlerin iptal edilmesinin mümkün olamayacağını, Öne sürerek; Davalı Kurum tarafından müvekkile ait 2013/1,2,3,4,5,6. aylara ilişkin sigorta prim günlerinin iptal edilmesi şeklindeki Kurum işleminin iptal edilerek, müvekkilin fiilen sigortalı olarak çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının 4a sigortalılığına ilişkin çalışmalarının Kurum Denetmenliği raporuna istinaden, fiili olarak çalışmadığının tespiti neticesi, sahte sigortalılık nedeni ile iptal edildiğini, 6100 sayılı HMK’nun 204 üncü maddesi, 5510 sayılı Kanun ve 4857 sayılı İş Kanununun 92/3 üncü maddesine göre, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca yapılan durum tespitleri sırasında tespit edilen hususları göstermek üzere düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgeler olduğunu, durum tespit tutanaklarının aksini iddia edenlerin iddialarını yargı kararları ile ispat etmek zorunda olduklarını, Yargıtay Kararları uyarınca da söz konusu raporların aksi ispat edilirken tanık dinlenemeyeceğini, ancak eşdeğer yazılı başka belgelerin ibraz edilmesi gerektiğini, (YHGK 2009/9-2 E, 2009/48 K; YHGK 2013/10-1971 E, 2014/274 K) İşverenlerin de davaya dâhil edilmesi ve davacının işyerinde devamlı olarak hizmet akdiyle çalışmış olduğunu, tanık beyanları dışında, resmi, yazılı ve sağlıklı kanıtlarla (işyeri kayıtları “ücret tediye bordrosu”, makbuz, ticari defterler, polis defteri, vergi karnesi vs.) ispatlanması gerektiğini, öne sürerek, davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... TC kimlik ve ... Sigorta Sicil nolu ...’nın; Kurumda ... sicil sayılı dosyada işlem gören işveren ...’ye ait dış giyim eşyası imalat işyerin de geçen 2013/01, 02, 03, 04, 05 ve 06. aylara ait sigorta primine esas kazanç ve günlerinin, Sosyal Güvenlik Denetmenliğinin 08.12.2014 tarihli 2014/GS/102 sayılı Durum Tespit Raporuna dayanılarak davalı Kurumca res’en iptal edilmesi işleminin mesnetsiz ve dayanaksız olduğu, bu nedenle Kurum işleminin iptal edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle "Davanın kabulü ile; ... TC kimlik ve ... Sigorta Sicil Nolu ...’nın; Kurumda ... sicil sayılı dosyada işlem gören işveren ...’ye ait dış giyim eşyası imalat işyerinde geçen 2013/01, 02, 03, 04, 05 ve 06. aylara ait sigorta primine esas kazanç ve günlerinin, Sosyal Güvenlik Denetmenliğinin 08.12.2014 tarihli 2014/GS/102 sayılı Durum Tespit Raporuna dayanılarak davalı Kurumca res’en iptal edilmesi işleminin iptaline, Bu yönde yapılan kurum işleminin iptaline, "karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde, söz konusu karar tesis edilirken Yargıtayın kararlılık kazanan son uygulamaları ışığında gerekli kanıtlar toplanmaksızın ve eksik incelemeye dayanan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, davacının çalışmalarının gerçek olduğunun tam olarak ispatlanamadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının yeniden tetkiki ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olay incelendiğinde; davacının ... 9. İş Mahkemesinin 2015/582 esas sayılı dava dosyası kapsamında, 02.05.2016 tarihli duruşmada tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde "kendisinin ... yanında çalışmasının olmadığına, hatta ...'yi tanımadığına" ilişkin açık beyanı, dinlenen tanıklar ...'nın "...'yi duyduğuna ancak görmediğine, işverenlerinin ... olduğuna" ilişkin beyanı, tanık ...'nın "... yanında davacı ile birlikte çalıştıklarına" dair beyanı, ... 'nun "işverenin ... olduğuna, ...'nin muhasebecileri olduğuna" ilişkin beyanı, tanık ...'in "...'in kardeşi olduğuna, davacı ile birlikte ... yanında çalıştıklarına, ...'yi tanımadığına, ismini duyduğuna" ilişkin beyanı, dahili davalı ...'nin 17.07.2017 tarihli duruşmadaki "20 çalışanı olmasına karşın davacıyı tanımadığına" ilişkin beyanı, tanık ...'in " davacı ve davalıyı tanımadığına, ...'nin yanında çalışmaması nedeniyle ne şekilde ... yanında çalışıyormuş gibi sigortalı gösterildiğini bilmediğine" ilişkin beyanı, tanık ...'ün "davacı ile birlikte ... yanında çalıştığına, ...'yi tanımadığına" ilişkin beyanı ve ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün ... sıra nolu işyerine ilişkin, 12.03.2013 tarihinde yerinde yapılan tespite göre söz konusu işyerinde tekstil üretiminin yapılmadığı, toptan kumaş ticareti işinin yapıldığı, söz konusu işyerinde faaliyet gösteren ... isimli kişinin beyanının yerinde alındığı ve işyerinin kendilerine ait olduğunun bildirildiği hususu bir arada değerlendirildiğinde davacının ... yanında çalıştığına ilişkin iddiasının sübuta ermediği açık olmakla davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Bir kısım tanık anlatımlarında davacının davalı ... yanında çalıştığı ifade edilmiş ise de yukarıda özet olarak ortaya konulan deliller arasındaki davacı asılın başka dosyadaki ... yanında çalışmadığına dair yazılı beyanı ve kurum elemanları tarafından 2013 yılının Mart ayında tutulan tutanaktan açıkça anlaşıldığı üzere işyeri adresi olarak gösterilen yerde ... sicil nolu ... isimli işverenin faaliyet gösterdiği yerinde yapılan tespit ile ortaya konulmuş olması karşısında davacının 2013 yılı 1, 2, 3, 4, 5, 6 dönemine ilişkin çalışma iddiasının gerçeği yansıtmadığı açıktır. Şu halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur." gerekçeleriyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ... 9. İş Mahkemesinin 02.04.2018 tarih ve 2016/546 esas 2018/119 sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, çalışmalarının gerçek olduğunu, eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından yapılan tespitin iptali ile davacının dahili davalı işveren ... yanında, 2013/1, 2, 3, 4, 5, 6 dönemine ilişkin çalıştığının tespiti ile aksi yöndeki kurum işleminin iptali talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 59 ve 86 ncı maddeleri. 3.Değerlendirme Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. İnceleme konusu davada davacı, dahili davalı işveren ... yanında, 2013/1, 2, 3, 4, 5, 6 dönemine ilişkin çalıştığının tespiti ile aksi yöndeki kurum işleminin iptali talep etmiş, Mahkemece davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş ise de, dosyada yer alan bilgi ve belgeler karar vermeye elverişli görünmemektedir. Davacının dava dilekçesinde ... yanındaki çalışmalarına ilişkin Kurum işleminin iptalini talep ettiği, fakat dosya içerisinde bulunan ... 9.İş Mahkemesi'nin 2015/582 esas sayılı dava dosyasında tanık olarak alınan beyanında aynı döneme ilişkin olarak ... yanında çalıştığını belirttiği buna göre öncelikle HMK 31 inci maddesi uyarınca davaya ve uyuşmazlığa konu olan dönemler, çalıştığı işyeri ve davacı sigortalının buna ilişkin talebi açıklattırılmak suretiyle tereddüde mahal vermeksizin belirlenmeli ve bu belirleme yapıldıktan sonra, ...'ye ait işyerinde yapılan denetimde 15.01.2013 tarihli yoklama fişinde davacının da isminin çalışanlar arasında belirtildiği hususu da dikkate alınarak davacı ile aynı dönemde çalışması bulunan bordro tanıkları, yeterli bordro tanığına ulaşılamaması halinde komşu işyeri tanıkları tespit edilip, bu kişilerin bilgi ve görgülerine başvurulmalı, fiili çalışma olgusu ve davaya konu kurum işleminin gerçekliği hiçbir kuşku ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli ve oluşacak kanaate göre karar verilmelidir. VI.KARAR Açıklanan sebeple Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...