Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/3173 E. 2023/9142 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3173
- Karar No
- 2023/9142
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/848 E., 2021/2260 K. DAVA TARİHİ : 16.04.2013 İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/242 E., 2016/378 K. Taraflar arasında Bölge Adliye Mahkemesinde görülen eksik hesaplanarak ödendiği iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dilekçesiyle; müvekkili davacının 17.07.1985-25.01.2008 tarihleri arasında Esnaf Bağ-Kur, 01.02.2008-29.02.2012 tarihleri arası Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, Kurumca 29.02.2012 tarihli talebine göre emekli olduğunu, bağlanan aylığının 400 TL olduğunu, eksik olduğu düşüncesi ile yeniden hesaplama hususunda talepte bulunduğunu, ancak yapılan hesaplamada bir yanlışlık olmadığının bildirildiğin belirterek, tahsis talep tarihine göre alması gereken aylığının tespiti ile tespit edilecek miktarın davacıya yaşlılık aylığı olarak ödenmesi gerektiğinin tespiti, yapılan eksik ödemelerin davacıya yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili özetle, davada, dava şartı bulunmadığı için reddedilmesi gerektiğini, davanın haksız ve yersiz açıldığını, başvurusu üzerine kendisine emekli aylığı bağlandığını, halen aylık almakta olduğunu, bu aylıkta bir yanlışlık olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini bildirmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi bozma öncesi verdiği kararı ile Mahkemece, uyuşmazlık, davacıya birleştirilen hizmetler üzerinden 01.03.2012 tarihinden başlamak üzere bağlanan yaşlılık aylığının hatalı hesaplanıp hesaplanmadığı hususuna ilişkin olup, davacının 01.02.2008 tarihinde 2926 sayılı Kanun'a göre Tarım Bağ-Kur sigortalılığının başladığı ve yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 29.02.2012 tarihine kadar kesintisiz devam ettiği, 13.04.2012 tarihli tarım sigortalı bilgileri ekstresinde davacının 1. basamaktan tescilinin yapıldığı, 13.04.2012 tarihli 1479 sigortalı bilgileri ekstresinde davacının 1479 sayılı Kanun'a göre zorunlu sigortalılığının 17.07.1985-25.01.2008 tarihleri arasında devam ettiği, 01.10.1999 tarihinde 7. basamağa, 01.10.2000 tarihinde 8. basamağa, 01.10.2001 tarihinde 9. basamağa, 01.10.2002 tarihinde 10.basamağa, 01.10.2003 tarihinde 11. basamağa, 01.10.2004 tarihinde de 12. basamağa yükseltildiği, 31.05.2012 tarihli aylık bağlama kararında davacının 1470 gün Tarım Bağ-Kur, 90 gün askerlik borçlanması ve 8108 gün Esnaf Bağ-Kur sigortalılığı birleştirilmek suretiyle 29.02.2012 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine istinaden 01.03.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, dosyaya sunulan aylık hesaplama tablosunun incelenmesinde; aylık hesaplanmasında herhangi bir hatanın olmadığı, ancak A aylığının hesaplanmasında 2926 sayılı Kanun'a göre tescil basamağı olarak 1. gelir basamağının karşılığı olan gelir tutarının alınması sonucu davacının aylığının düşük hesaplandığının tespit edildiği, bu durumda, davalı Kurumun davacının 01.02.2008-30.09.2008 tarihleri arasında (2926 sayılı Kanun'a göre olan sigortalılık döneminde) 17. gelir basamağında bulunduğu kabul edilerek (davacının Esnaf Bağ-Kur kapsamındaki sigortalılık süresine göre basamak intibakının yapılması gerektiğini bilmemesi, bu hususun Kurumca yapılması, Kurumun görevi olması ve basamak intibakının yapılmaması nedeniyle Kurumun kusuru sonucu prim borcu doğduğundan gecikme zammı tahakkuk ettirilmesi gerektiği) ve davacının bu dönemde ödediği primle 17. gelir basamağı üzerinden ödemesi gereken prim üzerinden prim borcu aslının Kurumdan 28.05.2015 tarihli bildirimde fark priminin 2.043,32 TL olarak hesaplandığı ve davacının bu parayı 17.06.2015 tarihinde Kurum hesabına yatırdığı, bu durumda davacının fark primi ödediği 17.06.2015 tarihini takip eden aybaşı olan 01.07.2015 tarihinden itibaren 2926 sayılı Kanun'a göre tescil basamağı 17. gelir basamağının karşılığı gelir tutarı olan 417.150.028 Lira esas alınarak hesaplanan aylığının 01.07.2015 tarihinden itibaren davacıya ödenmesi gerektiği, Konya SGK İl Müdürlüğü Selçuklu SGM'nin 01.04.2016 tarihli yazıları eki, aylık hesap detay tablosunda davacının tescil basamağının 17. basamak olarak kabul edilerek aylık başlangıç tarihindeki aylığının 824,82 TL aylık, 27,50 TL ek ödeme olmak üzere toplam 852,32 TL olarak hesaplandığı ve bu hesaplamanın usul ve yasalara uygun olarak hesaplandığı ve herhangi bir hatanın bulunmadığı, bu hali ile davacının 1479 sayılı Kanun'a tabi ve 2926 saylı Kanun'a tabi birleştirilen hizmetleri üzerinden davacının tescil basamağı 17. basamak olarak kabul edilerek 01.04.2012 tarihinden itibaren 282,98 TL fark aylığın çeşitli yasal düzenlemelerle yapılan artış oranları ile arttırılarak yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, tavzihen ise tescil basamağı 17. basamak olarak kabul edilerek 01.04.2012 tarihinden itibaren 412,25 TL fark aylığın çeşitli yasal düzenlemelerle yapılan artış oranları ile arttırılarak yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğine dair hüküm oluşturulmuştur. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı davalı Kurum avukatı tarafından; kararın usul ve Kanun'a aykırı olduğu, aslen davacının hakkında yapılan işlemlerin ve bu arada yapılan intibak ve aylık bağlama işlemlerinin hukuka uygun ve yerinde olması nedeniyle talebinin reddi gerektiğinden bahisle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin bozma öncesi verdiği kararı ile yapılan yargılama sonunda, tüm dosya kapsamına göre, davacının farklı Sosyal Güvenlik Kurumları kapsamında geçen sigortalılık süreleri gözetilerek basamak tespiti yapması ve belirlenen basamak intibakı sonucu oluşacak prim borcunun varlığını belirlemesi ile usul ekonomisi yönünden yargılama aşamasında davacıya ödenmesi için süre verilmesine dair İlk Derece Mahkemesinin yaklaşımı yerinde ise de, hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı gibi değiştirilemeyeceği ve genişletilemeyeceğine dair HMK'nın 305 inci maddesine aykırı olarak hüküm fıkrasında tavzih kararı ile değişiklik yapması uygun görülmemiş, ayrıca her durumda davacının belirlenen prim borcunu ödediği tarihi takip eden aybaşından itibaren, intibak sonucu belirlenen basamak üzerinden yaşlılık aylığı tahsisinin gerektiğinin gözetilmemesi de isabetsiz bulunmuş, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesinin hükmü kaldırılarak, davanın kısmen kabulü ile davacı ...'ya, fark prim borcunu ödediği 17.06.2015 tarihini takip eden aybaşı olan 01.07.2015 tarihinden itibaren 17. basamak karşılığında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, 01.07.2015 tarihinden itibaren 17. basamak karşılığında oluşan ve çeşitli yasal düzenlemelerle yapılan artış oranları sonucunda Kurumca hesaplanan fark yaşlılık aylıklarının, işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınıp davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, dair karar vermiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, bozma ilamı ile bu açıklamalar çerçevesinde, öncelikle, davacının 17.07.1985-25.01.2008 tarihleri arasında kalan sürelerdeki 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığın dikkate alınarak, davacının 01.02.2008 tarihi itibari ile tescil basamağının hangi basamak olması gerektiği davalı Kurumdan sorulmalı ve devamında intibak sonucu oluşacak prim borcunun varlığı sorularak belirlenmeli ve anılan borcun ödenmesi için davacıya süre verilmeli, sonrasında bu basamaklara göre başlangıçtan itibaren tahsisi gereken yaşlılık aylığı tutarı Kurumdan sorularak tespit edilmeli, davacının Kurumca belirlenen basamak ve yaşlılık aylığı miktarına itiraz etmemesi halinde bu tutarlar esas alınarak hüküm kurulmalıdır. Davacı tarafından Kurumca belirlenen basamak ve aylık miktarına itiraz edilmesi halinde ise, yukarıda belirlenen ilkelere göre gerektiğinde bilirkişi marifeti ile basamakların tespitinden sonra yaşlılık aylığı miktarının belirlenmesi safhasına geçilmelidir. Diğer taraftan, Mahkemece hükme esas alınan raporda davacının 2926 sayılı Kanun kapsamındaki tescil basamağının 17 olarak belirlendiği anlaşılmakta ise de, bu belirlemenin öncelikle Kurumca yapılması gereği üzerinde durulmalı ve 17.07.1985-25.01.2008 tarihleri arasında kalan sürelerdeki 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı dikkate alınarak, davacının 01.02.2008 tarihi itibari ile tescil basamağının hangi basamak olması gerektiği Kurumdan sorulmalı ve devamında intibak sonucu oluşacak prim borcu Kurumdan sorularak belirlenmeli ve borcun ödenmesi için davacıya süre verilmeli, sonrasında bu basamaklara göre başlangıçtan itibaren tahsisi gereken yaşlılık aylığı tutarı Kurumdan sorularak tespit edilmeli, davacının Kurumca belirlenen basamak ve yaşlılık aylığı miktarına itiraz etmemesi halinde bu tutarlar esas alınarak hüküm kurulmalı, itiraz olması halinde ise denetime elverişli bir rapor aldırılmalı ve alınacak raporda Kurum hesabından ayrılma yönleri belirlenmeli ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yukarıda belirtilen ilkelere uygun olmayan hesaplama yöntemi içeren bilirkişi raporu esas alınarak, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedenidir. Denilerek, karar bozulmuştur. B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı ile somut olayda; davacının 17.07.1985-25.01.2018 arasında 8108 gün 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının bulunduğu, 01.02.2008-29.02.2012 arasında 2926 sayılı Kanun hizmetinin bulunduğu, 2926 sayılı Kanun hizmetinin 1. basamaktan tescil edilip ardından 01.10.2008 tarihine kadar 1 yıl geçmeden 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğü ile basamağın 1 olarak belirlendiği, davacıya 01.03.2012 den itibaren 2926 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlandığı, aylığın 1. basamaktan hesaplanıp ilk ay 30 gün için çıplak ek ödeme hariç aylığının 419,11 TL olarak hesaplanmış olduğu, Selçuklu Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 28.05.2015 günlü yazısında sistemsel olarak davacının basamağının 18. basamak olarak hesaplandığı ve oluşan prim borcunun 2.043,32 TL olarak belirlendiğinin belirtildiği, davacının oluşan prim borcunu Kuruma 2.050,00 TL olarak 17.06.2015 tarihinde yatırdığı anlaşılmaktadır. 18.12.2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmının 3.ii bendinde "davacının tahsise esas basamağının 18. basamak olarak kabulü halinde tahsis başlangıç tarihi 2012/3 ay için 30 günlük ek ödeme hariç aylığının 863,22 TL olarak, prim borcunun ödendiği tarihi takip eden ay başı 01.10.2015 itibariyle yine 30 günlük ek ödeme hariç aylığının 1.115,34 TL olarak hesaplandığının" bildirildiği görülmüştür. Sonuç itibari ile 6100 sayılı HMK'nın 356 ve 359 uncu maddeleri uyarınca davalı Kurum vekilinin 01.11.2016 günlü ek tavzih kararına yönelik istinaf isteminin kabulü ile Konya 4. İş Mahkemesine ait 25.10.2016 gün ve 2013/242 Esas 2016/378 Karar sayılı ek tavzih kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 356 ve 359 uncu maddeleri uyarınca davalı Kurum vekilinin 14/10/2016 tarihli istinaf isteminin kabulü ile, Konya 4. İş Mahkemesinin 11.10.2016 gün ve 2013/242 Esas 2016/378 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yerine; davanın kabulü ile davacının yaşlılık aylığı tahsisine esas basamağının 18. basamak olduğunun tespitine, davacıya aylık başlangıç tarihi olan 2012/3. ay için 30 günlük ek ödeme hariç aylığının 863,22 TL, prim borcunun ödendiği tarihi takip eden aybaşı olan 01.07.2015 tarihi itibariyle de 30 günlük ek ödeme hariç aylığının 1.115,34 TL olduğunun tespitine, fark yaşlılık aylıklarının işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine, dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, kendisi hakkında bağlanan aylığın hatalı olduğunu buna göre yeniden hesaplama yapılması ile miktarın belirlenmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili davacı hakkında eksik hesap olmadığını, davacı bakımından alınması gereken aylığın doğru hesaplanıp ödendiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı Kurumca bağlanan ve ödenen yaşlılık aylığında hesaplama hatası ile eksik ödemenin olup olmadığı hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi hükümleri ile 506 sayılı Kanun'un geçici 82 nci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Dava, eksik ödendiği iddiasıyla yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespiti ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir. 2.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) 3.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) 4.Eldeki davada ise uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, davacı hakkında bozmaya uygun şekilde basamak intibak fark primlerini ödemesini takip eden aybaşı itibari ile aylığının yükseltilmesine dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve Kanun'a aykırı olduğu gibi, davacı bakımından 2012/3. ay için 30 günlük ek ödeme hariç aylığının 863,22 TL olduğunun tespitine dair karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2-Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.