Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/2705 E. 2022/11450 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2705
- Karar No
- 2022/11450
- Karar Tarihi
Mahkemesi : ... 5. İş Mahkemesi
Dava, Kurumca resen tahakkuk ettirilen fark prim borcunun iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 30.05.2014 günlü sözleşme ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine ait ''Çankaya Yerleşkesi Şelale Kapı ve Açık Alanı Yenileme İnşaatı'' işini 1.975.000,00 TL bedelle aldığını, sözleşme gereği işin niteliği dış saha döşeme kaplama imalatı, mavcut havuz ve çevresinin rekreasyonu, elektrik ve mekanik tesisat imalatı olduğunu, sözleşme gereğince şirket tarafından 02.06.2014 tarihinde de işin geçici kabulünün 18/07/2014 tarihinde yapıldığını, malzemesiz işçilik ve malzemeli işçilik bedelleri dikkate alınmaksızın fark prim borcunun bulunduğu, yapılan hesaplamanın da hatalı olduğunu belirtilerek davalı Kurum tarafından müvekkili şirket aleyhine düzenlenen eksik prim tutarı, gecikme zammı ve idari para cezalarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 27/02/2020 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesini açıklayarak; müvekkili şirket hakkında tahakkuk ettirilen 154.541,78-TL sigorta primi ve 33.056,83-TL gecikme cezası olmak üzere toplam 187.598,61-TL borç yönünden Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II-CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tebliğ edilen fark işçilik miktarına itiraz etmediğini, davanın süresinde açılıp açılmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, idari para cezasının iptali talebinde görevli mahkemenin idare mahkemeleri olduğunu, Kurumca yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEME KARARI Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı şirket ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği arasında 30/05/2014 tarihinde imzalanan sözleşmeyle 843 m2 dış saha döşeme kaplama imalatı mevcut havuz ve çevresini rekreasyonu elektrik ve mekanik tesisat imalatları işi olduğu, işin bedelinin 1.975,000,00 TL olduğu, işin sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 5 gün içinde başlanacağı ve teslim tarihinden itibaren 75 gün içinde tamamlanacağının belirtildiği, davacı şirket tarafından Kuruma yazılan dilekçede iş yerinin 1215192 06 sicil numaralı olarak tescil edildiğin ve işin 15/08/2014 tarihide bitirildiğinin belirtildiği, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin 25/02/2015 tarihli ...'ye yazılan yazıda işin yer tesliminin 02/06/2014 tarihinde yapıldığı, işin 18/07/2014 tarihinde bitirildiği, geçici kabulün 18/07/2014 tarihinde noksansız yapıldığı, geçici kabulde eksiklik tespit edilmediği için süre uzatmanın uygulanmadığı, yükleniciye ödenen istihkak tutarının 1.975.000,00 TL olduğu, işin ikmali için idare tarafından yükleniciye makine verilmediği, söz konusu işte makine gücünün % 0,004767, insan gücünün %99,995233 olduğu, alt işveren çalıştırılmadığının belirtildiği, ...'nin 09/09/2015 tarihli ihale konusu işlerde ilk değerlendirme tutanağında istihkak tutarının 1.975.000,00 TL asgari işçilik oranının %9.73 kabul edilip bunun %25 eksiği uygulanarak %7,29 üzerinden ödenmesi gereken 144.125,63 TL asgari işçilik miktarı hesaplandığı, davacı şirket tarafından ödenen 16.614,000,00 TL işçilik tutarı mahsup edilerek eksik bildirilen işçilik tutarının 127.511,063 TL olarak hesaplandığı, bu miktar üzerinden 43.991,51 TL sigorta primi ve 7.379,22 TL gecikme cezası ve gecikme zammı (30/09/2015 tarihi itibariyle) toplam 51.369,73 TL'nin tebliğden itibaren 1 ay içinde ödenmesinin talep edildiği görülmüştür. Borcun ödenmemesi üzerine yapılan kurum teftiş raporunda, işverenin Kuruma 154.541,78 TL eksik işçilik bildiriminde bulunduğu, söz konusu fark asgari işçilik miktarının 2014/Temmuz ayına mal edilerek bu matrah üzerinden hesaplanacak sigorta primlerinin faizi ile birlikte işveren şirketten talep edilmesinin belirtildiği, teftiş raporu üzerine ... tarafından 18/02/2016 tarihli yazıda rapora dayanarak davacı şirket hakkında 2014/Temmuz ayı itibariyle 157.541,78 TL sigorta pirimi ve 33.056,83 TL gecikme cezası (17/02/2016 tarihi itibariyle) tahakkuk ettirildiği, iş bu davanın 01/04/2016 tarihinde açıldığı, davacı şirket tarafından Kurumca çıkarılan asgari işçilik borcuna herhangi bir itirazda bulunmadığı ve komisyon kararının düzenlenmediğinin belirtildiği, davacı şirket vekiline, 15/11/2018 tarihli celsede Kuruma müracaat etmek üzere süre verildiği, davacı vekili tarafından 28/11/2018 tarihli dilekçeyle asgari işçilik borcuna karşı itiraz edildiği, itiraz üzerine talebin komisyon kararı ile reddedildiği görülmektedir. Davacı şirket tarafından alınan ve ...... AŞ'ye verilen doğal taş yer döşeme işçiliği için kesilen 132.941,49 TL hak ediş tutarı ve 23.929,47 TL KDV olmak üzere toplam 156.870,96 TL bedelli iş salt işçiliktir. Ancak yine ... ..A.Ş'ye verilen bazalt işleri için kesilen 25.130,60 TL bedelli iş ve 57.875,70 TL bedelli genel kaplama işleri ile ... Grup Ltd.'ye verilen 39.072,76 TL bedelli bakır kaplama işleri faturalı yani malzemeli işçilik olduğu fatura ve hak ediş raporlarından anlaşılmaktadır. Dosya hesaplama yönünden, bilirkişiye verilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen asıl ve ek raporlarda toplam malzemeli işçilik tutarının 122.079,06 TL olarak belirlendiği, bu miktarın ihale bedelinden mahsup edildiği ve kalan miktarın 1.852,920.94 TL olduğu, bu miktara %9.73 asgari işçilik oranı uygulandığında asgari işçilik tutarının 180.229,21 TL hesaplandığı, bundan salt işçilik taşeron faturası toplamı olan 132.941,49 TL mahsup edildiğinde, toplam 47.347,63 TL sigorta primine esas kazanç bildirilmesi gerektiği, bu miktardan Kuruma bildirilen 16.614,00 TL miktar düşüldüğüne, kalan fark işçilik miktarının 30.733,72 TL olduğu ve bu miktara eksik prim oranı olan %34,5 uygulandığında Kuruma bildirilmesi gereken prim miktarının 10.603,00 TL olarak belirlendiği belirlenen bu miktara mahkememizce de iştirak edilmiştir. Tüm bu nedenlerle bilirkişi tarafından hesaplanan 10.603,13 TL fark işçilik miktarının 2014 yılı Temmuz ayına mal edilip ve bu miktar üzerinden hesaplanacak gecikme zammı ve gecikme cezasını aşan kısımlarda davacı şirketin sorumlu olmadığı kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesi ile, "Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 1-Fark işçilik miktarı olan 10.603,13 TL'nin 2014 yılı Temmuz ayına mal edilerek ve bu miktar üzerinden hesaplanacak gecikme zammı ve gecikme cezasını aşan kısımlardan dolayı borçlu olmadığının tespitine" karar verilmiştir. Davalı Kurum vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı şirketçe tebliğ olunan fark işçilik tebligatına itiraz edilmediği gibi davanın süresinde de açılmadığını, süre yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde Kuruma itiraz edilmemekle borcun kesinleştiğini, ayrıca dava dilekçesindeki iptal talepleri arasında idari para cezalarının iptaline karar verilmesi talepleri de bulunmakta olup süresinde Kuruma itiraz edilmediği gibi idari para cezalarıyla ilgili görevli mahkemelerin idare mahkemeleri olduğunu, dava konusu idari para cezalarıyla ilgili uyuşmazlık idari yargının görev alanına girdiğinden dava dilekçesinin öncelikle yargı yolu nedeniyle görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, Kurumca yapılan işlemler usul ve yasaya uygun olduğundan yasal dayanaktan yoksun haksız ve yersiz davanın reddi yerine, eksik incelemeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI: “...Yukarıda yer alan açıklamalar ile istinaf edenin sıfatına, istinaf kapsam ve nedenlerine göre yapılan incelemede, asgari işçilik oranı konusunda uyuşmazlık bulunmayan davada müfettiş incelemesi sonucu malzemeli işçilik olarak kabul edilen 14/01/2016 tarihli faturanın mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyetince salt işçilik olarak kabul edildiği, 04/08/2014 tarihli faturanın ise Kurumca kabul edilmese de malzemeli işçilik olarak değerlendirilerek, Kuruma bildirilen 16.614,00TL SPEK mahsubu ile %34,5 prim oranına göre 10.603,13 TL fark prim borcunun 2014 yılı Temmuz ayına mal edilip bu tarihten itibaren gecikme zammı ve cezasından sorumlu olduğunun kabulü ile verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla...” gerekçesiyle, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davalı Kurum vekili; Müvekkil kurumca, 4.4120.0101.1315027.016.13-50 sicil numaralı dosyada davacı şirket adına işlem gören işyeri ile ilgili olarak yapılan incelemelerde, işyerine ait prim fark borcu olduğu tespit edildiğini, borcu bildirir nitelikte bahse konu tebligat kurum kayıtlarında yazılı adrese çıkarıldığını, işyeri adres değişikliklerinin 10 gün içinde müvekkil kuruma yazı ile bildirilmesi gerektiğinin, davacı şirket tarafından 1 aylık yasal süresi içinde itiraz yapılmamış ve borcun kesinleştiğini, bu nedenle dava konusu müvekkil kurum işlemi hukuka uygun olup davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın ticari faiz talebinin yerinde olmadığını, kararın bozulmasını istemiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Davanın yasal dayanağı olan, 5510 sayılı Yasanın 85’inci maddesinde “Kamu idareleri, döner sermayeli kuruluşlar kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar ile bankalar tarafından ihale mevzuatına göre yaptırılan işlerden ve özel nitelikteki inşaat işlerinden dolayı bu işleri yapan işveren tarafından yeterli işçilik bildirilmiş olup olmadığı Kurumca araştırılır. Bu araştırma sonucunda yeterli işçiliğin bildirilmemiş olduğu anlaşılırsa, eksik bildirilen işçilik tutarı üzerinden hesaplanan prim tutarı, 89 uncu madde gereği hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte bir ay içinde ödenmek üzere işverene tebliğ edilir. Tebliğ edilen prim ve gecikme cezası ve gecikme zammının ödendiği veya ödeneceğinin işveren tarafından yazılı olarak taahhüt edilmesi halinde borç kesinleşir. Kuruma verilecek taahhütnamede üstlenilen ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde, işveren hakkında 88 inci ve 89 uncu maddeler uyarınca işlem yapılır. Tebliğ edilen prim ve gecikme cezası ve gecikme zammının ödenmemesi, taahhütname verilmemesi veya Kurumca işyerinin denetlenmesine gerek görülmesi durumunda Kurumca inceleme yapılacağı..." belirtildikten sonra 3. fıkrasında, 2. fıkrada belirtilen yöntemlerle Kuruma bildirilmediği belirlenen asgarî işçilik tutarı üzerinden Kurumca re’sen tahakkuk ettirilen sigorta primlerinin işverene tebliğ edileceği, işverenin, tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde Kuruma itiraz edebileceği, itirazın takibi durduracağı, Kurumca itirazın reddi durumunda işverenin, kararın tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde yetkili iş mahkemesine başvurabileceği açıklanmış, diğer taraftan anılan Kanuna dayanılarak hazırlanıp 12.05.2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmakla yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 110 – 113 (dahil) maddelerinde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir. 5502 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin d bendine göre Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı işin yürütümü açısından gerekli olan asgarî işçilik tutarını tespit etmekle görevli olup bu görevini müfettişleri eliyle yerine getirmektedir. Diğer taraftan, 5510 sayılı Yasanın 59. Maddesine göre, sigorta müfettişlerince görevleri sırasında saptanan Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Bu maddenin uygulamasında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine sahip olanlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar muteberdir. Genel ilke bu olmakla birlikte, yasal karinenin aksi kanıtlanabileceği gibi, Kurumun prim alacağının esasını teşkil eden müfettiş raporuna yönelik itirazlarda, müfettiş raporundaki saptamaların gerçeğe uygun olup olmadığının mahkemece araştırılması, uyuşmazlıkların sağlıklı çözümü için kayıt ve defterler üzerinde inceleme yapılması, faturaların doğruluğunun ve niteliğinin belirlenmesi, incelemeye konu işin (sektörün) özelliklerine göre asgari işçilik oranı ve işçilik miktarının tespiti gerekir. Bu hususların incelenmesi ise özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden; Hukuk Muhakemeleri Yasasının 266. maddesine göre asgari işçiliği teknik usullerle saptamasını bilen bir hukukçu, serbest muhasebeci/mali müşavir bilirkişi (veya yeminli mali müşavir) ve asgari işçilik incelemesine konu iş (sektör) konusunda bilgi sahibi bir bilirkişi olmak üzere üç kişilik bilirkişi kurulundan açıklayıcı ve denetime elverişli rapor alınmalıdır. Dava konusuna ilişkin olarak öncelikle belirtilmelidir ki; çeşitli tarihlerde Kurumca çıkarılan genelge ve genel tebliğlere ekli listelerde asgari işçilik oranları belirlendiğinden, işin yapıldığı dönemde yürürlükteki asgari işçilik oranlarının dikkate alınması gerekir. Kurumun düzenleyici nitelikteki bu işlemine karşı idari yargı yoluna başvurarak iptal kararı alınmadıkça bir başka işçilik oranına dayanılarak hesaplama yapılamayacağı gibi, listede açıklanan işi bölümlere ayırıp her biri için ayrı işçilik oranları alınması da mümkün değildir. Ancak ihaleli işlerde bölümler halinde keşif özetine bağlanmış farklı ihale konuları varsa her biri için listede belirlenen asgari işçilik oranının esas alınması gerektiği kabul edilmelidir. Öte yandan, Kuruma, yeterli işçilik bildirilmiş olup olmadığının araştırılmasında dikkate alınacak asgari işçilik oranlarının saptanması amacıyla oluşturulan Asgari İşçilik Tespit Komisyonu tarafından belirlenmiş olan asgari işçilik değerleri, malzeme, işçilik, kar ve işin yürütülmesinde etken diğer unsurların, konuya ilişkin düzenlemeler ışığındaki hesaplamaya dayalı olarak belirli orandaki ifadesi olup; Kurum tarafından uygulanan işçilik oranının ihale konusu işin sıralanan unsurları yönünden uygunluk göstermediğinin ileri sürülmesi olanağı da bulunduğundan, böylesi durumlarda, ihaleye ilişkin tüm belgeler getirtilerek, istihkakı oluşturan kalemler, kar payı, ihale indirimi, işin yapımında kullanılan teknoloji, genel ve yöresel rayiçler ile özellikle yapılan işin, asgari işçilik tespitine dayanak alınan verilerden uzaklaşan yönlerini ortaya koymak ve işin yapımında ileri teknoloji kullanılması nedeniyle o iş için Kurumca belirlenen asgari işçilik oranından daha düşük işçilik oranı gerçekleştiği yönündeki iddianın ispatı işverene aittir. Kuşkusuz bu iddia soyut tanık beyanlarına dayandırılamayacağından, işverenin bu iddiasını somut nitelikte delillerle ortaya koyması gerekir. Özellikle, işin niteliği dikkate alınarak yüksek teknoloji ürünü makine ve araçların işverenin o işe dair makine parkında bulunup bulunmadığı, ya da işyeri dışından temine ilişkin belgeler mahkemeye ibraz edilmeli, bu araçların fiilen kullanılıp kullanılmadığı incelenmelidir. Sunulan belge ve kanıtların, uygulanan işçilik oranı yönünden değerlendirilip, gerçeğe uygun olup olmadığı konusunda yapılacak inceleme ise, gerek duyulduğunda ihale konusu iş kolunda teknik bilgi sahibi bilirkişilerin katılımıyla işyerinde keşif yapılmak suretiyle gerçekleştirilmeli; işçilik oranları konusunda farklı sonuca varılması halinde, gerekçelerinin ayrıntılı olarak ortaya konulup denetlenmesi gereği üzerinde durulmalıdır. Eldeki davada ise, eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, dava konusu prime esas işi üstlenen davacı şirketin,işin bir kısmını dava dışı firmalara yaptırması karşılığı adına kesilen faturaların niteliklerinin neden ibaret olduğunun (malzemeli işçilik-salt işçilik)net bir şekilde belirlenmesi ile faturaların nitelikleri belirlendikten sonra buna göre, hesap yöntemini içeren, denetime elverişli bir hesap raporu aldırılması ve davacının fark işçilik nedeniyle davalı Kuruma prim borcu olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.