Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/13862 E. 2023/1000 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/13862
Karar No
2023/1000
Karar Tarihi

... MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2020/248 E., 2022/216 K. ... KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen itirazın iptali ve icra inkar tazminatı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; kurum denetmeni tarafından düzenlenen 30.10.2012 tarih ve 106 sayılı rapora göre, sigortalı ...'nın 01.05.2010-14.04.2012 tarihleri arasında yersiz karne kullanımı sonucu kurumun zarara uğradığının tespit edildiğini, bu nedenle davalı aleyhine ... 13. İcra Müdürlüğü'nün 2014/25890 esas sayılı dosyası dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının borca itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalıya usulüne uygun olarak tebligat yapılmış, davalı cevap dilekçesi vermemiş, ancak 15.10.2015 tarihli celsede, dava dilekçesindeki vakıaları kabul etmediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince özetle; davanın reddine, karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Özetle, “...01.04.2010-31.01.2012 tarihleri arasındaki sigortalılığı iptal edilen davalının 01.05.2010-14.04.2012 arasında yersiz olarak tedavi giderinden faydalandığı iddiası karşısında, Mahkemece davalının çalışmalarının fiili olup olmadığının dolayısıyla kurum işleminin yerinde olup olmadığının irdelenmemesi, giderek davanın reddine karar verilmesi hatalı değerlendirmeye dayalıdır. Bu nedenle Mahkemece, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi kapsamında, davalının iptal edilen sigortalılık süresindeki çalışmasının fiili olup olmadığı irdelenmelidir. İptal edilen sigortalılık süresinin fiili çalışmaya dayanmadığı kanaatine varılması durumunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2019 tarih 2015/10-2743 E. - 2019/275 K. sayılı ilamı kapsamında değerlendirme yapılarak, sonucuna göre karar verilmelidir.”, gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile, a)... 13. İcra Müdürlüğünün 2014/25890 esas sayılı dosyasında takibe yapılan itirazın iptali ile, takibin devamına, b)Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, c)Fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı kurum vekili özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse alacaklı yararına ve istem üzerine tarafların durumuna, davanın ve hüküm altına alınan şeyin tahammülüne göre, hüküm altına alınan tutarın %40 ından aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata karar verileceği yönünde düzenleme öngörülmüştür. (02.07.2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun'un 11 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yüzde kırkından” ibaresi “yüzde yirmisinden” şeklinde değiştirilmiştir.) İtirazın iptali davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer koşulların yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Anılan tür bir alacaktan söz edilebilmesi için ise gerçek tutarın belli ve sabit olması veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için alacağın tüm unsurlarının bilinmesi ya da bilinebilecek durumda bulunması gereklidir. Buna göre, alacağın likit nitelikte olduğunun kabulü için borçlu tarafından tutarın araştırılarak belirlenmesi olanağının varlığı yeterlidir. Eldeki davada, asıl alacak niteliğindeki ödenen ve icra takibine konu yapılan tutarın, takip ve dava tarihi itibarıyla varlığı ve tutarının belli ve sabit, dolayısıyla, likit nitelikte olduğu belirgin bulunduğundan, takibe haksız itiraz eden davalının, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacı alacaklı Kurum yararına asıl alacak tutarının %20’si oranında tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, anılan istemin reddi yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun geçici 3 üncü maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'unun 438 inci maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı, temyiz edenin sıfatı göz önünde bulundurularak, düzeltilerek onanmalıdır. VI. KARAR Hükmün (1) numaralı bendinin (c) fıkrasının silinerek yerine, “Takibe devam edilen alacak tutar üzerinden %20 oranına göre hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacı Kuruma verilmesine,” sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisine yükletilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 09.02.2023 tarihinde karar verildi. (M) 10.571,52-Onama 00.000,00-Peşin 10.571,52-Kalan C.C. KARŞI OY GEREKÇESİ 1. Somut uyuşmazlıkta, davacı kurumca asıl davada davalı sigortalıya fiili çalışmaya dayanmaması nedeni ile 01.04.2010-13.01.2012 tarihleri arasında bildirilen hizmetlerin ve karşılığı primlerin iptaline karar verildiği, bu dönemde yapılan tedavilerinde yersiz ödeme niteliğinde kaldığı belirtilerek yersiz sağlık giderlerinden faydalanılan dönemlere karşılık borç tahakkuk ettirilmiştir. 2. Dairemizin 2021/7554 Esas, 2021/12160 Karar sayılı kararın karşı oy gerekçelerinde belirtildiği üzere, tedavi giderleri istenemez. Zira; 19.01.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6385 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 45 inci maddede, “Bu Kanuna göre genel sağlık sigortalısı ya da bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına girmekle birlikte, asli olarak hak etmediği bir kapsamda sağlık hizmeti alanlara 31.01.2012 tarihine kadar verilen sağlık hizmetlerine ilişkin Kurumca tahakkuk ettirilmiş veya ettirilecek borçlar, varsa ilgililerin bu nedenle açtıkları davadan vazgeçmeleri halinde tahsil edilmez. Bu borçlara ilişkin açılmış olan dava ve icra takiplerinden Kurumca vazgeçilir.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükmün gerekçesinde ise, 5510 sayılı Kanun'a göre, vatandaşların genel sağlık sigortası kapsamına alınmasına ilişkin işlemlerin 2012 yılı Ocak ayı itibarıyla tamamlanması nedeni ile bu tarihe kadar yaşanan geçiş sürecinde, tabi olduğu genel sağlık sigortası statüsünün aradığı şartlarla sağlık yardımı alması gerekirken, Kanunun diğer statülerine göre ya da bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünde hak etmediği halde sağlık yardımı yapılanlara ilişkin sağlık giderlerinin ilgililerden tahsil edilmemesi ve bu suretle oluşacak mağduriyetlerin önlenmesinin amaçlandığı belirtilmiştir. 3. 31.01.2012 tarihinden sonra yapılan sağlık giderlerinden dolayı 5510 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinin ilgili bentleri gereğince genel sağlık sigortalısı sayıldığından ve 67 nci madde kapsamında gelir testine tabi tutulmasıyla oluşacak ihtilafa konu dönemdeki prim borçlarının Kurum tarafından tahsilinin mümkün olduğu göz önüne alındığında, belirtilen giderler genel sağlık sigortalısı sayılan sigortalıdan talep edilemeyecektir. 4. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçelerle bozulması gerekirken, düzeltilerek onanması görüşüne katılınmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/13862, K. 2023/1000, T. 09.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-13862-e-2023-1000-k-5e11c3bd60b2