Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/13653 E. 2023/5304 K. – Rücuan Tazmina

Konu: Rücuan Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/13653
Karar No
2023/5304
Karar Tarihi
Konu
Rücuan Tazminat

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1333 E., 2022/1713 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/13 E., 2022/127 K. Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekilli tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.05.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ..... ile davacı ... adına Av...... geldi. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. I. DAVA Davacı Kurum vekili, dava dilekçesinde özetle, davalı işyeri işçilerinden ...'ın 08.01.2014 tarihinde iş kazası geçirmesi nedeni ile sürekli iş göremez hale geldiğini, kaza nedeniyle sigortalıya 162.509,47 TL Peşin Sermaye Değerli Gelir bağlandığını, şimdilik toplam 162.509,47 TL kurum zararı meydana geldiğini, müvekkili kurum tarafından bu talepler dışında bir zarar bildirilmesi halinde buna ilişkin dava ve istem haklarını saklı tuttuklarını, kazanın davalının kusuru sonucu meydana geldiğini, kaza nedeniyle yapılan tahkikat neticesi düzenlenen raporda, meydana gelen iş kazasında davalının kusurlu olduğunun tespit edildiğini belirtmiş, davacı vekili 30.11.2021 tarihli beyanında Kurum sigortalısı ...'ın geçirmiş olduğu iş kazası ile ilgili olarak ... 3. İş Mahkemesinin 2015/887 Esas sayılı dava dosyası üzerinden dava açtığını, akabinde dosyanın yeni açılan ... 8. İş Mahkemesine devredilerek 2016/221 Esas numarasını aldığını, ... 8. İş Mahkemesinin 2019/146 Esas sayılı dava dosyası üzerinden müvekkili kurum tarafından kurum sigortalısına yapılan tedavi masrafları ve geçici iş göremezlik ödeneği ile ilgili olarak dava açıldığını ve iş bu dava dosyasının da ... 8. İş Mahkemesinin 2016/221 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiğini, ... 10. İş Mahkemesinin açılması ile birlikte bu kere ... 8. İş Mahkemesinin 2016/221 Esas sayılı dava dosyasının, Mahkemenizin 2021/13 Esas sayılı dava dosyasına devir edildiğini, kusur ve miktar yönünden fazlaya ilişkin dava ve istem haklarını saklı tutarak, toplam zararın şimdilik 3.000.00 TL'sinin gelirlerin onay; masrafların ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş iken talep artırım dilekçesi ile, PSD taleplerini 146.258,53 TL'ye, birleşen dosyadaki geçici iş göremezlik ödeneği taleplerini 2.430,26.TL'ye, yine birleşen dosyadaki PSD taleplerini 16.250,94'ye yükselttiklerini bildirmiştir. II. CEVAP Davalı vekili 02.12.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde alacak miktarının 169.509,47 TL olduğu belirtildiğini, dava dilekçesi içeriği ve eklerinden de anlaşılacağı üzere davacı kurumun talep ettiği alacak miktarı kuruşu kuruşuna hesaplanmış ve gerekli işlemler yapılmış olduğunu, bu nedenle belirsiz alacak davası açılamayacağını, kazaya uğrayan ...'ın kullandığı çekiç ile vurduğu demir parçasından çıkan parçanın gözüne gelmesi üzerine yaralandığını ve ancak kendisinin kullanması gereken ve baret eldiven ve gözlük gibi önleyici ekipmanları kullanmadığını, iş bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini iddia ve talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece Mahkemesince, "...... 8. İş Mahkemesinin 2019/146 Esas sayılı dava dosyası üzerinden davacı kurum tarafından kurum sigortalısına yapılan tedavi masrafları ve geçici iş göremezlik ödeneği ile ilgili olarak dava açıldığını ve iş bu dava dosyasının da ... 8. İş Mahkemesinin 2016/221 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiğini, ... 10. İş Mahkemesinin açılması ile birlikte ... 8. İş Mahkemesinin 2016/221 Esas sayılı dava dosyasının, mahkememizin 2021/13 Esas sayılı dava dosyasına devredildiği gözetilerek; davacıya bağlanan gelirlerin onay, masrafların ve geçici iş göremezlik ödeneğinin masraf ve tediye tarihleri dikkate alınarak, talep edilen tutarların zaman aşımına uğramadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle dava ve ıslah dilekçesi dikkate alınarak; dosyaya uygun bilirkişi raporları doğrultusunda davalının %10 kusurlu olduğu kanaati ile davanın kabulüne; birleşen dava olan 8. İş Mahkemesinin 2019/146 E. 2019/315 K. sayılı dosyası yönünden; davanın kabulü ile; rücu edilebilecek peşin sermaye, gig ve tedavi değerinin 16.250,94 TL olduğunun tespiti ile 11.152,54 TL peşin sermaye değerinin tahsis onay tarihinden, 2.430,26 TL geçici iş göremezlik ödeneği ile 2.668,14 TL tedavi masrafının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı kuruma verilmesine, asıl dava yönünden; davanın kabulü ile rücu edilebilecek peşin sermaye değerinin 146.258,13 TL olduğunun tespiti ile 146.258,13 TL peşin sermaye değerinin tahsis onay tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı kuruma verilmesine, dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu alacak miktarının hesaplanabilir olduğunu, bu nedenle belirsiz alacak davası açılamayacağını, kazanın sigortalı işçinin boru profil makinesinin içindeki demiri çıkarmak için çekiçle vurduğu sırada milden koparak sıçrayan çapağın sol gözüne isabet etmesi sonucu tamamen sigortalının ihmali ve hatası ile meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin hiçbir ihmali ya da kusuru bulunmadığını, kazalı işçiye verilmesi gereken tüm eğitimlerinin gereği gibi verildiğini ve iş ile ilgili bütün malzeme ve ekipmanların temin edildiğini, söz konusu malzeme ve ekipmanların kullanılması konusunda her türlü önlemin alındığını, gerekli denetim ve ikazların yapıldığını, müvekkili işverene izafe edilen % 100 kusurun kabulünün mümkün olmadığını, kusur oranına itirazlarının değerlendirilmediğini, yine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen orana itirazlarının dikkate alınmadığını, eksik ve hatalı şekilde hesaplama yapıldığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "....Her ne kadar kesinleşen tazminat dosyası, iş bu rücu davası bakımından kesin delil niteliğinde olmayıp güçlü delil niteliğinde ise de, kesinleşen tazminat dosyasında iş güvenliği uzmanı öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinin 14.03.2016 tarihli raporunda davalı işverenin kişisel koruyucu donanımları işçilerine vermediği, iş yerinde gerekli güvenli çalışma şartlarını sağlamak için alet ve edavatın işçiler tarafından kullanımı konusunda iş disiplinini tam olarak sağlamadığı, çalışanlarına iş güvenliği konusunda yeterince eğitim vermediği, iş güvenliği ile ilgili tedbirlerin alınıp alınmadığını ve iş yerindeki çalışmaları yeterince kontrol etmediği ve işverenin olayda % 100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, buna karşılık kazazede işçinin iş yerinde henüz çalışmaya yeni başladığı, işveren tarafından iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitilmediği, kaza öncesinde kişisel koruyucu donanım olarak iş gözlüğü verilmediği ve olayda herhangi bir kusurunun tespit edilemediği belirtilmiş olup, anılan raporun olayın oluşuna uygun olduğunun anlaşılmasına göre, Mahkemece, Kurum zararının % 100 kusur karşılığı yönünden davalının sorumlu olduğu kabul edilerek karar verilmesi isabetlidir. Dava konusu iş kazası nedeniyle ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulu'nun 23.02.2015 tarih ve 1299 sayılı Sağlık Kurulu kararı ile davacının maluliyet oranı % 37,2 olarak tespit edilmiştir. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nun 01.06.2016 tarih ve 2016/5491 Esas, 43/7866 sayılı maluliyet kararı ile davacının maluliyet oranı % 37,2 olarak belirlenmiştir. Tazminat dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun 06.08.2018 tarih ve 14554 sayılı kararı ile davacının maluliyet oranı % 37,2 olarak mütaala edilmiş olduğunun anlaşılmasına göre, Mahkemece % 37,2 maluliyet sürekli iş göremezlik derecesine göre bağlanan gelirin hesaplamaya esas alınması isabetlidir. Buna göre, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece hükme esas alınan oluşa uygun kusur değerlendirmesi ve Kurum zararı ile sorumluları hakkında varılan sonuçta, davanın kabulüne dair kararın vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 inci maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu alacak miktarının hesaplanabilir olduğunu, bu nedenle belirsiz alacak davası açılamayacağını, olayın tamamen sigortalının ihmali ve hatası ile meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin hiçbir ihmali ya da kusuru bulunmadığını, kazalı işçiye verilmesi gereken tüm eğitimlerinin gereği gibi verildiğini ve iş ile ilgili bütün malzeme ve ekipmanların temin edildiğini, söz konusu malzeme ve ekipmanların kullanılması konusunda her türlü önlemin alındığını, gerekli denetim ve ikazların yapıldığını, müvekkili işverene izafe edilen % 100 kusurun kabulünün mümkün olmadığını, kusur oranına itirazlarının değerlendirilmediğini, yine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen orana itirazlarının dikkate alınmadığı ile eksik ve hatalı şekilde hesaplama yapıldığını belirterek, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Davacı Kurum, 08.01.2014 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremez hale gelen sigortalısına bağlanan gelirler ve yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle oluşan kurum zararının tahsili istemli eldeki davayı açmış olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunu'nun 21 ve 76 ncı maddeleridir. 2.5510 sayılı Kanun'un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21 inci maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür. 3.Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir. 4.Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi ile birlikte iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan Kanunlarda; işverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır; 5.Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) ortak Komisyonunda işçi sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo-ekonomik bakımdan sağlığını en üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin işe uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel sorumluluktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve E: 2006/10-696, K: 2006/704 sayılı kararı). 6.6331 sayılı Kanun'un "Risklerden korunma ilkeleri" başlıklı 5 inci maddesinde, İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde; "a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c)Risklerle kaynağında mücadele etmek. ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f)Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g) Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek." ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilirken, Anılan Kanunun "Çalışanların yükümlülükleri" başlıklı 19 uncu maddesinde, "Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlü oldukları ve çalışanların işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda; a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek. ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak. d) Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak" yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir. 7.Bu yasal düzenlemeler uyarınca iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; maddi olayın özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır. 8.Diğer taraftan, tarafları ve konusu farklı olan sigortalının açtığı tazminat dosyasında verilen karar, rücuan tazminat davalarında kesin hüküm teşkil etmez. Dolayısıyla o dosyada alınan kusur raporu da eldeki davada kesin delil teşkil etmeyecektir. Şayet, kesinleşmiş ise ancak, güçlü delil teşkil edebilir. Nitekim bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. 9.Eldeki davada ise, Mahkemece, tazminat davasında esas alınan kusur raporu yeterli kabul edilerek karar verildiği anlaşılmakta ise de, işbu davada da, olayın meydana geldiği iş kolunda iş güvenliği uzmanlarından oluşan bir heyetten, tazminat davasında aldırılan kusur raporunu da irdeleyen yeni bir kusur raporu aldırılması ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu davada kusur raporu aldırılmaksızın, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 10. Kabule göre de, aldırılan hesap raporunda sigortalının ücreti hakkında Kurum denetim raporundaki kayıtların aksine, ücret bakımından emsal ücret ile karşılaştırma ve oranlama yapılmak suretiyle ücret tespiti yapılması ve bu ücret üzerinden hesaplama ile karar verilmesi, isabetsizdir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Davalı avukatı yararına takdir edilen duruşma avukatlık ücreti 8.400,00 TL'nin davacıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/13653, K. 2023/5304, T. 12.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-13653-e-2023-5304-k-8cbd51bc52de