Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/11533 E. 2022/13795 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/11533
Karar No
2022/13795
Karar Tarihi

Bölge Adliye Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi No : Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı Kurum ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince, taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. I-İSTEM Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kurumun ... numarasına kayıtlı işlem gören davalı iş yerinin işçilerinden ...'nın, 07.07.2015 tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaralandığını, Kurumun anılan iş kazası nedeniyle 9.955,13 TL. Geçici iş göremezlik ödeneği, 25.703,56 TL Tedavi masrafı, 1.517,03 TL. İlaç bedeli, 229.190,81 TL peşin sermaye değerli gelir olmak üzere kurumun toplam 266.366,53 TL zararının olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 40.000,00 TL'sinin onay ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini ıslah etmiştir. II-CEVAP Davalıya usulüne uygun olarak davetiye tebliğine rağmen cevap lahiyası sunmadığı vekilinin beyanında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEME KARARI “Davanın kabulü ile, 206.271,73 TL İlk peşin sermaye değerli gelir, 8.959,62 TL geçici iş göremezlik ödeneği, 23.133,20 TL Tedavi gideri, 1.365,33 TL İlaç bedeli olmak üzere toplam 239.729,88 TL Kurum zararının peşin sermaye değerinin onay, geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme, tedavi ve ilaç giderleri için sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacı kuruma verilmesine,” karar verilmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ Bölge Adliye Mahkemesince, “Davacı kurum ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,” karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davacı Kurum vekili, İşveren şirketin, işçiye hiçbir şekilde güvenlik ekipmanı sağlamayan, yüksek riskli bir işte denetimsiz çalıştıran iş verene bu denli düşük kusur atfedilmesi kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla işçinin, en temel güvenlik ekipmanı sağlanmadan; sırf tecrübeli bir çalışan diye kusur verilmesi mantığa aykırı olduğunu, yaşanan kazada tüm ihmallerin sorumlusu olarak iş verenin %100 kusurlu bulunması gerektiğini, kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı şirket vekili işçinin kendi kusurundan kaynaklı meydana gelen kazadan müvekkil şirketin sorumlu tutulması düşünülemeyeceğinden,bilirkişi raporunda müvekkilim şirket açısından verilen kusur oranını kesinlikle kabul etmediğimiz ve bu yönde itirazda bulunduğumuz halde,itirazlarımız değerlendirilmeden verilen huzurdaki kararı kabul etmediklerini, işçinin ağır kusuru nedeni ile meydana gelen kazada işçi açısından verilen kusur oranının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, tazminat davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, kararın bozulmasını talep etmiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Davacı Kurum, 07.07.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında yaralanan sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan masraflar nedeniyle oluşan kurum zararının tahsili istemli eldeki davayı açmış olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanununun 21.maddesidir. 5510 sayılı Kanun'un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür. Bu maddede sorumluluk ancak zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde kusurun varlığı halinde mümkündür. Rücu edilebilecek tarafların kusur oran ve aidiyeti ise, zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm delillere göre kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılan kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeniyle daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza dosyaları varsa, bu dosyalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde hazırlanmış bir raporla tespit edilecektir. Maddi olguyu tespit ederken, Borçlar Kanununun 53 üncü maddesi uyarınca (TBK madde 74.) hukuk hakimi, ceza davasında alınmış kusur raporu ile bağlı olmayıp, kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlı olduğu dikkate alınmalı, sigortalı veya hak sahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davalarında alınan kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporunun, rücu davasında bağlayıcı nitelikte değilse de güçlü delil niteliğinde bulunduğu hususu gözetilmelidir. Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun'un 21. Maddesi ile birlikte iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan Kanunlarda; İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır; Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) ortak Komisyonunda işçi sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo-ekonomik bakımdan sağlığını en üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin işe uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel sorumluluktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve E: 2006/10-696, K: 2006/704 sayılı kararı). 6331 sayılı Kanunun "Risklerden korunma ilkeleri" başlıklı 5. maddesinde, İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde; "a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c)Risklerle kaynağında mücadele etmek. ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f)Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g) Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek." ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilirken, Anılan Kanunun "Çalışanların yükümlülükleri" başlıklı 19. maddesinde, "Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlü oldukları ve çalışanların işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda; a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek. ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak. d) Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak" yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece, iş kazasının meydana gelmesinde davalının %90, kazalının %10 kusurlu olduğunu bildiren kusur raporuna itibar edilerek bir karar verilmiş ise de kusur raporu oluşa uygun değildir. İş kazası nedeniyle açılan ceza davasında alınan kusur raporunda ustabaşı ... ...’ün tali kusurlu olduğunun ve hakkında suç duyurusunda bulunulduğunun bildirilmesi karşısında, ceza davasının akıbeti araştırılmalı, sigortalı tarafından açılan tazminat davasında davalının %65, kazalının %35 kusurlu olduğunun belirlenmesi karşısında tazminat davasının sonucu araştırılarak ilgili dosyalar celbedilmeli, tüm bu dosyalardan alınan kusur raporları ile tüm raporlarda belirlenen kusur oranları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde ve olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden uygun bir kusur raporu alınmalı, varılacak sonuca göre karar verilmelidir. O hâlde, davacı ve davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin taraf vekillerinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesi ile kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/11533, K. 2022/13795, T. 08.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-11533-e-2022-13795-k-c9bce8af9e9b