İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/282 E. 2023/301 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/282
Karar No
2023/301
Karar Tarihi

T.C. GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : .... KARAR NO : .... HAKİM : .... KATİP : DAVACI : .... VEKİLİ : .... .... VEKİLLERİ : .... DAVALILAR : .... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/04/2022 KARAR TARİHİ : 21/06/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/07/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/11/2021 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan .... plakalı araç ile müvekkili sevk ve idaresinde bulunan .... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, araç sürücüsünün davalı .... ...., araç sahibinin davalı .... .... olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sürücü .... .... kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kaza sonrasında müvekkilin aracında hasar meydana geldiğini, söz konusu hasarın sigorta şirketi tarafından karşılandığını ve aracın tamir edildiğini, araçta meydana gelen hasar nedeniyle aracın değer kaybına uğradığını, sigorta şirketinin araçta meydana gelen hasardan ve değer kaybından sorumlu olduğunu, açıklanan bu nedenlerle şimdilik; 2.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya konu .... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunduğunu, müvekkil şirketin davacının başvuru neticesinde ödeme yaptığını ve sorumluluğunu yerine getirdiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında poliçede yazılı limitler ile sınırlı olduğunu, davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, görev ve yetki itirazlarının bulunduğunu, gerekli yerlerden raporların alınması hususunu da belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar .... .... ve .... .... usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olup davalılar süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir. Cevap dilekçesi verilmemesi nedeniyle HMK 128 delaletiyle davacının ileri sürdüğü bütün vakıalar davalılar tarafından inkar edilmiş sayılmıştır. DELİLLER: 1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar, 2-Kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı, 3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası, 4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur ve makine mühendisi bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası neticesinde araçta meydana gelen değer kaybının tazmini istemine ilişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak mevzuatın tespitine ilişkin yapılan değerlendirme; Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesine göre; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' hükmünü içermektedir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 90'ıncı maddesi "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak,... hesaplanır.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır" düzenlemesini içermektedir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme; Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda göreve ilişkin yapılan değerlendirmede davalı sigorta şirketine husumet yöneltildiğinden mahkememizin görevli olduğu açıklanmıştır. Davalıların sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme; Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır. İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle .... plakalı aracın ZMSS ile davalı tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir. Sürücünün sorumluluğu TBK 49'uncu madde uyarınca haksız fiil sorumluluğundan ve işletenin sorumluluğu KTK 85'inci madde uyarınca tehlike sorumluluğundan kaynaklanmaktadır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve araç sahiplik bilgilerinden kaza tarihi itibariyle .... plakalı aracın maliki olan davalı .... .... araç maliki olarak, davalı .... .... sürücü sıfatıyla davacının zararından sorumludur. Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı) Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine de başvuru yaparak 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. Kusura ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumunun tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup hazırlanan 04/08/2022 tarihli raporda özetle; A) .... plakalı araç sürücüsünün; Trafik sinyalizasyonunun bulunmadığını kontrolsüz kavşağa geldiği esnada geçiş hakkı olan sağından gelmekte olan araca ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bunu yapmadığını, sürücünün kavşağa girmeden önce durup, kavşağa duramayacak kadar yaklaşmış olan tüm araçlara yol vermesi gerektiğini, hızını meskun mahal şartlarına ayarlayarak ve hızını kavşağa yaklaştığından dolayı asgari hadde düşürerek gelen araçların hız ve yakınlığını dikkate alıp güvenle geçiş yapması gerekirken bunu yapmadığını, nizamlara aykırı davranışı ile kazanın meydana gelmesinde ekken davranışının bulunduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun asli kusurlardan 84/h "Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama" maddesini ihlal ettiğini, B) ....lakalı araç sürücüsünün; Meydana gelen bu kazada sürücünün şeridi üzerinde seyir halinde olduğunu, diğer sürücünün kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığını, önlem alabilecek mesafe ve zamanının bulunmayacağından kusur ihlalinin bulunmadığını mahkememize bildirmiştir. Hazırlanan rapor taraflara tebliğ edilmiş ve taraflarca süresi içerisinde rapora karşı itiraz edilmemiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği, kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporunun ile uyumlu olduğu ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve davacının olayın oluşumunda kusursuz olduğu, davalı tarafından sigortalanmış araç sürücüsünün ise %100 kusurlu olduğu kanaati ile hükme esas alınmıştır. Zarara ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumu tespit edildikten sonra aracın değer kaybının tespitine geçilmiştir. Burada hemen belirtmek gerekir ki 09/10/2020 tarihli ve 31269 sayılı resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı ve 17/07/2020 Tarihli kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun m.90 hükmünün birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu haliyle de artık zarar miktarının hesabı noktasında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda yer alan düzenlemelerin esas alınma olanağı kalmamıştır. Nitekim bu yönde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/1843 Esas, 2020/1278 Karar sayılı ve 04/12/2020 Tarihli ilamında "...2918 Sayılı Yasanın Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonraki son hali "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindedir. Anayasa Mahkemesi İptal kararından sonra genel şartlar ile ekindeki formüllere göre yapılan tazminat hesabının yasal dayanağı kalmamıştır. Bu durumda Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekir..." denilmektedir. Genel şartların uygulanma olanağı bulunmadığından burada zarar miktarının tespiti noktasında genel şartlardan önce mevcut olan uygulamanın esas alınması gerekecektir. Buna ilişkin olarak benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/7769 Esas, 2016/11925 Karar sayılı ve 26/12/2016 Tarihli ilamında "...Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki hasarlı halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya (farka) göre hesaplanması gerekir..." denilmektedir. Kazanın meydana geldiği tarihte KTK madde 90 yürürlükte olmadığı için KTK madde 90'ın yeni hali ile paralel Yargıtay içtihatları esas alınmıştır. Dolayısıyla eldeki uyuşmazlıkta da bu yönde değerlendirme yapmak gerekecektir. Bu bağlamda dosyada yer alan 07/12/2022 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda özetle; A) Trafik kazasının meydana gelmesindeki ihlaller açısından; Mahkeme nezdinde tanzim ettirilmiş olan 04/08/2022 tanzim tarihli Adli Trafik Bilirkişi raporunda SBGM kaza tespit tutanağı uygulamasında beyan edilen sonuç kusur bilgileri ile örtüşür nitelikte olduğunu, B) Davacının aracında meydana gelen değer kaybı açısından; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararları doğrultusunda, aracın marka, model, yaş, kilometre, hasar geçmişi, hasar gören parçalar ve orijinal, eşdeğer, muadil parçalarla değiştirilmiş olması ve piyasa araştırmaları birlikte değerlendirildiğinde araçta meydana gelen değer kaybının 13.890,00 TL olduğunu ve mahkemece takdiri durumunda davacı asile değer kaybı olarak 14/02/2022 tarihli ödenen 835,48 TL'nin ise dava tarihine adi kanuni faizi ile güncellenmiş değerinin 844,96 TL olduğunu, bu durumda davacının değer kaybından bakiye alacağının 13.045,04 TL olacağını, C) Sigorta poliçesi kapsam ve teminat limiti açısından; Davacıya ödenen tutarlar toplamının 25.000,00 TL hasar bedeli ve 835,48 TL değer kaybı ödemesi ile toplamda 25.835,48 TL olduğunu, davalı sigorta şirketinin teminat limiti olan 43.000,00 TL'den kalan ek sorumluluğunun 17.164,52 TL olacağını ve iş bu raporda değer kaybı olarak hesaplanan 13.890,00 TL'den davacının bakiye alacağı olan 13.045,04 TL'nin mahkemece takdiri durumunda teminat limitleri dahilinde olacağını, Ç) Davalıların değer kaybından sorumlulukları açısından; Davalı sigorta şirketinin kaza olayı sebebiyle oluşan hasar ve değer kaybından sorumluluğunun 43.000,00 TL poliçe teminat limiti ile sınırlı olacağını ve davacının bakiye alacağı olan 13.045,04 TL'den limitler dahilinde sorumlu olduğunu, Kaza olayında ihlali tespit edilen karşı araç sürücüsü davalı .... .... ve araç maliki davalı Veli .... davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitleri dahilinde olan 13.045,04 TL'den sorumlu olacağını mahkememize bildirmiştir. Hazırlanan rapor taraflara tebliğ edilmiş ve taraflarca süresi içerisinde rapora karşı itiraz edilmemiştir. Emsal yargıtay içtihatları olayın oluşu ile uyumlu denetime elverişli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş bilirkişi raporuna itibar edilerek hükme esas alınmıştır. Buna göre davacının zararının 13.045,04 TL olduğu davalı sürücünün haksız fiil sorumluluğu kapsamında, araç malikinin işleten sıfatıyla, ZMSS Sigortacısının ise sorumluluk sigortası kapsamında meydana gelen zarardan sorumlu olduğu kanaati hasıl olmuştur. Bedel artırım talebi açısından değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı) Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu ıslah dilekçesi dava değerini 13.045,04 TL'ye yükseltmiş, ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme; Davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketlerine yaptığı başvuru tarihi 14/02/2022 tarihidir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalı sigorta şirketinin temerrüde düşme tarihi 24/02/2022 tarihidir. Diğer davalıların sorumluluğunun temelinde haksız fiil sorumluluğu yattığından temerrüde düşme tarihleri kazanın oluşum tarihi olan18/11/2021 tarihidir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; 13.045,04 TL değer kaybı tazminatının davalı .... .... ve .... .... bakımından kaza tarihi olan 18/11/2021 tarihinden davalı sigorta şirketi bakımından 24/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 13.045,04 TL üzerinden alınması gereken 891,10 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 188,63 TL ıslah harcının toplamı olan ‭‭269,33‬ TL'nin mahsubu ile bakiye ‭‭‭621,77‬ TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 188,63 TL ıslah harcının toplamı olan 146,61 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen ‭‭‭1.618,25‬ TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oranlama yapılmaksızın oluşan yargılama gideri ile 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam ‭‭‭1.698,95‬ TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; davacı vekilinin ve davalı .... .... ve davalı .... .... yüzüne karşı, dava değeri miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 21/06/2023

Atıf: Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/282, K. 2023/301, T. 21.06.2023, www.arakarar.com/karar/gaziantep-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-282-e-2023-301-k-c2abc0338c96