Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/10699 E. 2022/13298 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/10699
Karar No
2022/13298
Karar Tarihi

Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi No :

Dava, hizmet tespiti ve sigorta başlangıcı tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı; davalı kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin su dağıtımı konusunda faaliyet gösteren davalı işyerinde 30.12.2010 tarihinden itibaren dağıtımcı ve şoför sıfatı ile fiilen çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından işyerinin kapatılması üzerine haksız ve ihbarsız olarak feshedildiğini, 09.03.2012 tarihine kadar kesintisiz ve fiilen çalıştığını, müvekkilinin primlerinin eksik yatırıldığını ileri sürerek müvekkilinin davalı işverenlikte fiilen çalışmaya başladığı 30.12.2010 tarihi ile 17.03.2011 tarihine kadar geçen çalışma dönemine ilişkin sigortalılığının sigortası yatmayan ve yatan tarihlerin gerçek ücreti üzerinden tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II-CEVAP: Davalı Kamer Döven vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalının sahip olduğu şirket arasındaki işçi-işveren ilişkisinin 30.12.2010 tarihinde değil 17.03.2011 tarihinde başladığını, kurum kayıtlarında da başlangıcın 17.03.2011 tarihi olduğunu, şirketin davacıyı çalışmaya başlamadığı bir tarihten önce sigortasını başlatmasının hukuka ve yasal tüm mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinde herhangi bir hata bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III-MAHKEME KARARI: A-İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece, "... Davacının iddia ettiği 30.12.2010-17.03.2011 arası çalışmasına ilişkin yazılı belge olmayıp tanık beyanı olduğu, tanık ...'in 30.12.2010 itibari ile işyerinde çalışmakta olduğu, 07.01.2011 tarihine kadar çalıştığına dair bordro kaydı bulunduğu, tanık ...'nın 30.12.2010-17.03.2011 tarihleri arası işverene ait iki işyerinde sigortalı çalışmasının bulunduğu, tanıkların davacı ile 2-3 yıl beraber çalıştıklarını beyan ettikleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 77 ve 5510 sayılı Kanunun 80. maddeleridir. Ödenmesi gereken prim miktarının belirlenebilmesi amacıyla prime esas kazancın tespitinde gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Ne var ki, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşın ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte Hukuk Genel Kurulu’nun kararlarında da belirtildiği üzere, HUMK ve HMK’da belirtilen sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret miktarı HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor ise varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür. Davacının bildirilen ücretin üzerinde ücret aldığına dair herhangi bir yazılı belge ibraz edilemediği, dinlenen bordro tanıkları da ücret yönünden bir beyanda bulunmadığı, davacının bu iddiasını ispat edemediği, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davacının kuruma bildirilen süreler dışında 30.12.2010-06.01.2011 arası davalıya ait ... sicil sayılı işyerinde, 07.01.2011-16.03.2011 arasında ise davalıya ait ... sicil sayılı işyerinde çalıştığı tespit edilmiş, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, "Davanın Kısmen Kabulü İle; 1-Davacının kuruma bildirilen süreler dışında 30.12.2010-06.01.2011 tarihleri arası davalıya ait ... sicil sayılı işyerinde, 07.01.2011-17.03.2011 tarihleri arasında davalıya ait ... sicil sayılı işyerinde çalıştığının tesptiine, 2-Fazlaya ilişkin istemlerin reddine," karar verilmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca Esastan Reddine,dair karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, hizmet tespiti davasında Kurumun feri müdahil olduğunu ve aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvırmuştur. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ: Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10. (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9.) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir.İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim,m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. Eldeki incelemeye konu dosyada, Davacının 17.03.2011-31.03.2012 tarihleri arası davalı işverene ait ... sicil sayılı işyerinden kuruma hizmet bildirildiği, 30.12.2010-17.03.2011 arası davacının herhangi bir sigortalılık kaydının bulunmadığı, davacı adına ... sicil sayılı yine su satış mahiyetli başka işyerlerinden 20.02.2013-27.11.2013, 25.07.2014-14.03.2015 tarihlerinde kuruma hizmet bildirildiği davalıya ait ... sicil sayılı su satış nakliye, pazarlama mahiyetli işyerinin 01.06.2009 tarihinde yasa kapsamına alındığı 06.01.2011'de yasa kapsamından çıktığı, işyeri adresinin ... Caddesi No:31/46 Kızılay/... olduğu, davalıya ait ... sicil sayılı su satış nakliye, pazarlama mahiyetli işyerinin 07.01.2011 tarihinde yasa kapsamına alındığı 30.09.2012 tarihinde yasa kapsamından çıktığı, işyeri adresinin ...Sitesi 2507 Sokak No:102 .../... olduğu; tanık ...'in 30.12.2010 itibari ile işyerinde çalışmakta olduğu, 07.01.2011 tarihine kadar çalıştığına dair bordro kaydı bulunduğu, tanık ...'nın 30.12.2010-17.03.2011 tarihleri arası işverene ait iki işyerinde sigortalı çalışmasının bulunduğu, tanıkların davacı ile 2-3 yıl beraber çalıştıklarını beyan ettikleri, davacının iddia ettiği 30.12.2010-17.03.2011 arası çalışmasına ilişkin dosyada yazılı belge bulunmadığı, mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Somut olayda davacı bildirim öncesindeki yaklaşık 3 aylı sürenin tespitini talep etmekte olup, dinlenen tanıkların davacının çalışması hakkında genel beyanlarda bulunması ve beyanların davacının iddiası ile tam uyuşmaması karşısında yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular ışığında; davanın somutlaştırılması yükümlülüğü çerçevesinde, mahkemece öncelikle davacının beyanı alınarak, davalının hangi işyerinde(... sicil sayılı ... Caddesi No:31/46 Kızılay/...; ... sicil sayılı ...Sitesi 2507 Sokak No:102 .../...) kimlerle çalıştığı, hangi araçları(plaka vs bilgileri) kullandığı, kimlerle birlikte servis yaptığı sorularak talebi tam olarak açıklattırılmalı, davacının belirttiği kişilerin tespiti yapılarak ayrıntılı beyanlarına başvurulmalı, bozma öncesi dinlenen tanıkların tekrar dinlenilerek mevcut çelişkiler giderilmeli, beyanların güvenilirliliği denetlenmeli, davacının davalıya ait işyeri/işyerlerinde tam olarak hangi tarihte işe başladığı, denetlenebilir vakıalarla sorulmalı, araca ait davacı adına düzenlenen trafik cezalarının olup olmadığı araştırılmalı, su satış işyerlerinin belediye, vergi, sağlık kurum ve kuruluşları tarafından denetlenmiş ise ilgili belgeler celbedilmeli, uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının, HMK'nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, oybirliği ile 27/10/2022 gününde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/10699, K. 2022/13298, T. 27.10.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-10699-e-2022-13298-k-fa2c1173cbc6