Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/7522 E. 2023/4434 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/7522
Karar No
2023/4434
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2828 E., 2021/781 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/7 E., 2019/270 K. Taraflar arasındaki ödenmeyen iş göremezlik gelirlerinin yasal faizi ile birlikte tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından, istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 29.02.1972 tarihinde iş yerinde geçirdiği iş kazası sonucu sağ gözünden yaralanarak malul duruma düşmüştür. Bu nedenle aylık almaya başladığını, daha sonra 1991 yılının ilgili ayında emekliliğini hak edip emekli maaşı bağlanan müvekkilinin, emekli maaşını bankadan almış ve iş kazası nedeni ile emekli olmadan önce almakta olduğu aylığı çekmek istediğinde hesabına aylığının yatmadığını görmüştür. Kendisi, davalı kuruma giderek nedenini sorduğunda "İki aylık alamazsın, hangisi yüksekse o verilir, diğeri kesilir." cevabı ile karşılaşmıştır. Müvekkil yıllar sonra bir radyo programından bu durumda olan bir kişinin iki aylığını da alabileceğini öğrendiğini, müvekkili adına ilgili Kuruma müracaat ederek bu durumun düzeltilmesi başvurusunda bulunduklarını, Kurum, aylığın kesildiği tarihten bu yana aradan uzun yıllar geçtiğinden bahisle yeniden sağlık raporu alınmasını istediğini, buna istinaden yeniden sağlık raporu alınarak davalı kuruma verildiğini, davalı Kurumca ödenmeyen maluliyet aylıklarının ancak geriye dönük 5 (beş) yıllık kısmının ödenebileceği daha öncekilerin zamanaşımına uğradığı bilgisinin verildiğini beyanla, davalı Kurumda çalışanların kusurlu eylemi nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 1991 yılının ilgili ayından itibaren 06.06.2012 tarihine kadar ödenmeyen maluliyet aylıklarının, ödeme yapılan son 5 yıllık kısım gibi TÜFE uygulanarak güncellenmiş tutarının, şimdilik 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı kurum vekili, davacı hakkında yapılan gelirlerin kesilmesine ilişkin işlemlerin yerinde ve hukuki olduğunu belirterek, buna göre, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece Mahkemesince, "...Dosyadaki bilgi belgelerden, davacı adına 29.02.1972 tarihli iş kazası nedeniyle 25.05.1972 tarihinden itibaren ( %31 sürekli iş göremezlik derecesi ) sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, yine davacıya Aralık/1991 tarihli tahsis talebine istinaden 01.01.1992 tarihinden geçerli olmak üzere 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, 506 sayılı Kanun'un 92 nci maddesi uyarınca malullük yaşlılık ölüm sigortaları ile iş kazaları meslek hastalıkları sigortasına hak kazanılan aylık ve gelirlerin birleşmesi nedeniyle davacıya bağlanan sürekli iş göremezlik geliri 01/01/1992 tarihinden itibaren yarıya indirme işlemi uygulandığı, Ziraat Bankası tarafından Şubat/1995 tarihli Kuruma yazılan yazıda, adlarına emekli maaşı ödenen hesapların hareket etmemesi nedeniyle kapatılarak Kuruma bildirildiği, yazılan yazıda davacınında adının bulunduğu, bunun üzerine Kurum tarafından inceleme başlatıldığı, davacının sağ olduğunun tespit edildiği ve 06.06.2017 tarihinde davacının tekrar muayenesi yapılarak sağlık kurulu kararı ile yine %31 oranında sürekli iş göremezlik derecesinin bulunduğunun tespit edildiği ve davacıya Eylül/2017 itibariyle Haziran/2012-Haziran/2017 arası aylıkların ödenmesi ( zamanaşımı dolmayan) ödenmesi kaydının düşüldüğü ve belirtilen tarihler arası 34.935,03 TL davacının hesabına yatırıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, Kurum davacının sürekli iş göremezlik geliriyle yaşlılık aylığının birleşmesi nedeniyle davacıya yazı göndermiştir. Yine ziraat bankası Şubat/1995 tarihli Kuruma hitaben yazılan yazıda davacının hareket görmeyen hesabının kapatılarak hesaptaki miktarların alacak olarak kaydedildiği belirtilmiştir. Haziran/2017 tarihinde yeniden iş kazası nedeniyle tahsis talep dilekçesi verilmiş ve davacının maluliyet oranı yine %31 oranında belirlenerek başvuru tarihinden geriye doğru 5 yıllık süredeki ödenmeyen sürekli iş göremezlik gelirleride davacıya toplu olarak ödenmiştir. Yani Kurum tarafından davacının iş kazasına dayalı olarak sürekli iş göremezlik geliri kesilmemiş olup, davacının banka hesabına yatırılmaya devam etmiştir. Şubat/1995 tarihine kadar davacının sürekli iş göremezlik gelirinin ödendiği ancak banka hesabının hareketsiz kalması üzerine ilgili banka tarafından bu durumun Kuruma bildirildiği ve hesaptaki paranında Kuruma iade edildiği ortadadır. Ayrıca 506 sayılı Kanun'un 99 ve 5510 sayılı Kanun'un 97 nci maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle davacının Haziran/2012 tarihinden önceki dönemlere ilişkin sürekli iş göremezlik gelirinin ödenmesi mümkün değildir. Tüm bu açıklamalar ışığında, davacının ödenmeyen sürekli iş göremezlik gelirlerinin ödenmemesinde Kurumun herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacı adına gelirlerin düzeli olarak banka hesabına yatırıldığı, hesabın hareketsiz kalması üzerine ilgili banka tarafından bu durumun Kuruma bildirildiği ve hesaptaki paraların Kuruma iade edildiği ortadadır. Dolayısıyla Kurum işleminde bir hata bulunmamaktadır. Davacı tüm bu süreç boyunca kendisine ödenen sürekli iş göremezlik ödeneğini bankadan çekmediği gibi uzunca bir sürede takip etmemiştir. Dolayısıyla davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 29.02.1972 tarihinde iş yerinde geçirdiği kaza sonucu sağ gözünden yaralanarak malul duruma düşerek kendisine gelir bağlandığını, daha sonra 1991 yılının ilgili ayında emekliliğini hak edip yaşlılık aylığı bağlanan müvekkilin, yaşlılık aylığını bankadan almış ve iş kazası nedeni ile emekli olmadan önce almakta olduğu sürekli iş göremezlik gelirini çekmek istediğinde hesabına para yatmadığını görererk, davalı kuruma şahsen giderek nedenini sorduğunda "İki aylık alamazsın, hangisi yüksekse o verilir, diğeri kesilir." cevabı ile karşılaştığını, yıllar sonra bir radyo programından bu durumda olan bir kişinin iki aylığını da alabileceğini öğrendiğini, Akabinde davalı kuruma müracaat ederek bu durumun düzeltilmesi için başvurduklarında davalı kurumca ödenmeyen maluliyet aylıklarının ancak geriye dönük 5 (beş) yıllık kısmı müvekkilin hesabına ödendiğini, mahkemenin gerekçeli kararında Kurum davacının sürekli iş göremezlik geliriyle yaşlılık aylığının birleşmesi nedeniyle davacıya yazı gönderdiği belirtilmekte ise de müvekkile tebliğ edildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığını, banka hesap hareketleri istenmeyip kurum kayıtlarının esas alındığını, Kurumun müvekkkilin sağ olduğunu görünce ödeme yapmak için müvekkile ulaşmak yoluna gitmeyerek art niyetli davranarak işlemi yarıda bıraktığını ileri sürmüş, ayrıca 5510 sayılı Kanun'un 97 nci maddesinin 2 nci Fıkrası olan "Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında, yukarıdaki hükümler uygulanmaz." hükmü hiç tartışılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Ölüm/sürekli iş göremezlik geliri yönünden zamanaşımı ve hakkın düşmesinin 506 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesinde, “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazalarıyla meslek hastalıkları ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıklar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar. Bu durumda olanların gelir ve aylıkları yazılı istek tarihini takibeden aybaşından itibaren başlar. İş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından kazanılan diğer haklar ile hastalık ve analık sigortalarından doğan haklar ise, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse düşer. Geçici iş göremezlik ödeneğini veya herhangi bir döneme ilişkin gelir veya aylığını beş yıl içinde almayanların, söz konusu ödenek, gelir veya aylıkları ödenmez.” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda; davacıya 29.02.1972 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle 01.07.1972 tarihinden itibaren sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, Şubat/1995 tarihine kadar davacının sürekli iş göremezlik gelirinin ödendiği ancak banka hesabının hareketsiz kalması üzerine ilgili banka tarafından bu durumun Kuruma bildirildiği ve hesaptaki paranın Kuruma iade edildiği Kurum tarafından davacının iş kazasına dayalı olarak sürekli iş göremezlik geliri kesilmediği, davacı tarafından çekilmediği belirlendiğinden 506 sayılı Kanun'un 99 ve 5510 sayılı Kanun'un 97 nci maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle davacının Haziran/2012 tarihinden önceki dönemlere ilişkin sürekli iş göremezlik gelirinin ödenmesi talebinin reddine dair mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekilleri tarafından, temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, verilen kararın hatalı olduğunu, esasen mülkiyet hakkının ihlal edildiğini buna göre davanın kabulü yerine reddine dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Sosyal Güvenlik Kurumu ise; '' İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı Kurum yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına'' dair hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek verilen kararın sadece bu yönden bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı hakkında 1991 yılından itibaren bağlanıp davalı Kurumca 1995 tarihi itibari ile kesildiği anlaşılan sürekli iş göremezlik gelirinin davacının 2017 tarihli talebi sonrasında davalı Kurumca yeniden bağlanması ile 2012 yılı öncesinde davacıya ödenmeyen gelirlerin ödenmesi gerekip gerekmediği ile aksi yöndeki kurum işleminin hukuka uygun olup olmadığına ve iptali gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 99 uncu maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 97 nci maddesi hükümleridir. 2.506 sayılı Kanun'un “Zamanaşımı ve Hakkın Düşmesi” başlıklı 99 uncu maddesi ile "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazalarıyla meslek hastalıkları ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıklar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar. Bu durumda olanların gelir ve aylıkları, yazılı istek tarihini takibeden aybaşından itibaren başlar. İş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından kazanılan diğer haklar ile hastalık ve analık sigortalarından doğan haklar ise, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse düşer. Geçici iş göremezlik ödeneğini veya herhangi bir döneme ilişkin gelir veya aylığını beş yıl içinde almayanların, söz konusu ödenek, gelir veya aylıkları ödenmez." düzenlemesine yer verilmiş iken bu maddeye koşut bir düzenleme olarak 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 97 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malûllüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar. Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında, yukarıdaki hükümler uygulanmaz.” hükmüne amirdir. 3. Değerlendirme Eldeki davada, 29.02.1972 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle davalı Kurumca davacıya 25.05.1972 tarihinden başlamak kaydı ile kısa vadeli sigorta kollarından iş göremezlik geliri bağlandığı, davacının 12.12.1991 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebi üzerine, davalı Kurumca davacıya uzun vadeli sigorta kollarından yaşlılık aylığının 01.01.1992 tarihinden itibaren bağlanmış olduğu, ne var ki 506 Sayılı Kanunun 92 nci maddesi hükümlerinin uygulanarak yaşlılık aylığının tam, sürekli iş göremezlik gelirinin ise birleşme nedeniyle bu tarihten itibaren yarım gelir üzerinden ödenmeye devam edildiği anlaşılmakta ise de, davalı Kurumca 1995 yılında banka hareketleri üzerinde ve alınmayan gelirlerin nedenleri hakkında yapılan rutin kontrol ve yapılan araştırma sonrasında 19.04.1995 tarihli nüfus müdürlüğünün yazısından da anlaşıldığı üzere, davacının sağ olduğunu tespit etmesine ve hatta davacı hakkında yaşlılık aylığının devam ettirilmesine rağmen, 14.02.1995 tarihine kadar alınmayan gelirlerin alacak kaydedilerek, davacının gelirlerinin kesildiği, davacının ise 2017 yılına kadar bu duruma sessiz kalıp 2017 yılında yaptığı başvuru üzerine davalı Kurumca yeniden sürekli iş göremezlik oranının tespiti yapılarak gelirlerin başlatıldığı, ancak, 5510 Sayılı Kanun'un 97 nci maddesinin uygulanarak, 2012 yılından itibaren başlatıldığı ve önceki dönemde hak edilen gelirlerin zamanaşımı nedeniyle ödenmediği anlaşılmaktadır. Ne var ki, dava konusu olayda, 5510 sayılı Kanun'un 97 nci maddesi veyahut 506 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesi hükümlerinin uygulanma yeri olmayıp, davalı Kurumca geçerli bir sebeple gelirlerin durdurulmadığı veya kesilmediği, buna göre kanun hükümlerine uygun şekilde bağlanmış gelirlerin kanuni dayanak olmaksızın kesilmesi halinde, mahkemece davacının gelirlerinin kesildiği tarihten itibaren devam ettirilmesi gerektiği ve davacının talebi dikkate alınarak, yapılacak irdeleme sonucuna göre, yeniden bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/7522, K. 2023/4434, T. 25.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2021-7522-e-2023-4434-k-2698d2afd152