Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/5793 E. 2023/96 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/5793
- Karar No
- 2023/96
- Karar Tarihi
... MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/38 E., 2020/137 K. ... KARAR : Karar verilmesine yer olmadğına Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4447 sayılı Kanun'un geçici 10, geçici 7 ve geçici 9 uncu maddesi ile beraber 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik hükümlerinden de yersiz faydalandırılma nedeniyle kurumca tahakkuk ettirilen fark prim borcunun iptali ve ihtirazı kayıtla ödenen primlerin istirdadı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi hükümlerine göre konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından kasım ayı SGK primleri tahakkuku yapılarak ödenmek istendiğinde geçmiş dönem borcu gerekçesiyle sistemin otomatik olarak kendini kilitlediğini, incelendiğinde 2009 yılı 8. aya ait geçmiş dönem borcu göründüğünü, haricen yaptıkları araştırmada 2009/8. döneminde peşin ödemeden dolayı teşvik/SGK indiriminden otomatik olarak yararlandırıldığı ve bu aya ilişkin SGK prim ödemelerinin yapıldığı, herhangi bir borcunun olmadığı, ancak 2014 yılma kadar borç tahakkuku yapılmadığını, böyle bir borçtan söz edilmediğini, 2014 yılı Aralık ayında müvekkiline otomatik olarak yararlandırılan teşvik ve indirimin sehven yapıldığından bahisle iptal edildiğini, bu nedenle 2009/8. dönemdeki indirimin kaldırıldığı ve davacıya 4.230,77 TL prim borcu, 1.423,42 TL işsiz prim borcu olduğu gerekçesiyle ek tahakkuk yapıldığını, gecikme zammı ve faizleriyle birlikte 9.387,73 TL ödemek zorunda kaldığını, teşvikin sehven yapıldığı hususunun da gerçeği yansıtmadığını, yasalara uygun olarak teşvikten yararlandığını, teşvikin sehven yapıldığı kabul edilse dahi bunda davacını bir kastı ve kusuru bulunmadığını iddia ederek davalı idarenin 2009/8.döneme ait yaptığı ek prim borcu ve işsizlik borcu tahakkukunun iptaline yönelik 15.12.2014 tarih ve 18475803 nolu itirazın zımnen reddinin iptaline ve itiraza konu ek prim borcu ve işsizlik borcu tahakkuklarının kaldırılarak ödenen 9.387,73 TL’nin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davacı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.03.2017 tarihli kararı ile; "Dosya kapsamındaki belgelerden davalı kuramca defter ve belgelerin incelenmesine ilişkin 10.04.2014 tarihli yazının davacıya tebliğ edildiği, bunun üzerine davacı şirketçe 13.5.2014 tarihli dilekçe ile ek süre talep edildiği, 21.5.2014 tarihinde 7 günlük ek süre verildiği, ek süre verilmesine ilişkin 7.622.436 sayılı yazının muhtara tebliğ edildiği, tebliğ hususunun belirtilen adreste kapıya iliştirildiği, verilen sürede defter ve belgelerin ibraz edilmediği, davalı Kuramca 26.11.2014 tarih ve 17.006.828 sayılı idari para cezası işleminin tesis edildiği anlaşılmaktadır. ... 6. İdare Mahkemesinin 2015/498 Esas sayılı dosyasında davacının idari para cezasının iptaline yönelik talebi ek süre yazısı usule uygun tebliğ edildiği halde defter ve belgeler ibraz edilmediği gerekçesiyle 15.10.2015 tarih ve 2015/2142 sayılı karar ile reddedilmiştir. Dosyaya evvelce sunulan Bilirkişi ... imzalı raporda idare Mahkemesinin aynı konuya ilişkin olarak verdiği kararla hukuka ve yasaya uygun olduğu anlaşılan idaripara cezasının iptalinin mümkün olmadığı görüşü bildirilmiştir. Uyuşmazlık konusu olayın İdare Mahkemesinde görülüp karara bağlanan (kesinleşmediği belirtilen) defter ve belgelerin verilen ek süreye rağmen ibraz edilmemesinden kaynaklanan idari para cezası olmadığı, 2009/8. döneme ilişkin teşvikten ve indirimden yararlanmanın iptali ve buna bağlı olarak yapılan ödemenin iadesi olduğu anlaşılmaktadır. Zira; iddia edilen ve çekince kaydı ile yapılan ödeme 2009/8. aya ait prim, işsizlik prim borcu ve gecikme cezaları olup İdare Mahkemesinde iptal konusu edilen cezadan önceye ilişkin bulunmaktadır. Dosya kapsamındaki Küçükçekmece SGM bila tarihli 804 sayılı yazısı incelendiğinde davalı şirkette 9.6.2009 tarihinde yerel inceleme yapıldığı, denetim elemanlarınca fiilen çalışanların saptanıp tutanağa yazıldıkları 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (ı) bendine göre yapılan denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmeyen işverenlerin 1 yıl süreyle bu fıkra ile sağlanan destek unsurlarından yararlanamayacağının, Vergi Dairesi memurlarınca 9.6.2009 tarihinde yapılan denetimde sigortasız çalışanlar olduğunun tespit edildiği, 2009/7. aydan itibaren 1 yıl süre ile hazine indiriminden yararlanmaması gerektiğini ve 2009/7-2010-5. ay arası dönem için ek aylık prim hizmet belgesi verilmesi gerektiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Küçükçekmece SGM Sosyal Güvenlik Kontrol Memurluğu 26.3.2010 tarihli raporunda işyerinde yapılan denetim sonuçları özetlenmiş ve bir kısım çalışanların sigortalılıklarının süresinde beyan edilmemesi nedeniyle idari para cezası uygulanmasının önerildiği görülmektedir. Başakşehir SGM 18.12.2014 tarihli, davacının 15.12.2014 tarihli dilekçesine cevaben düzenlenen yazıdan;yapılan tesbitler nedeniyle yasanın öngördüğü 5 puanlık indirim desteğinden 1.7.2009 tarihinden itibaren 1 yıl yararlanamayacağı, sistemdeki aktivasyonların bu nedenle geçici olarak kapatıldığının bildirildiği, davacıya 28.6.2010 tarihinde yapılan tebligata rağmen iptal ve ek belgelerin verilmediğinin bildirildiği görülmektedir. 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesine göre 5 puanlık indirimden yararlanmak için geçmiş dönem borcu olmaması ve idari para cezası bulunmamasıgereklidir. Davalı kurumca, tanzim edilen 26.3.2010 tarih ve MAK 50 sayılı denetim raporu sonrasında davacı şirkete cevaben 1 ay içinde 2009/7-2010/5. aylar arası döneme ilişkin iptal ve ek aylık prim hizmet belgesi verilmesi gerektiği hususu tebliğ edilmiştir. Dava konusu işlemin dayanağı aksi kanıtlanmamış denetim raporu ve ekleri olup 4447 sayılı Kanun'un geçici 9 uncu maddesinde düzenlenen destekten ve 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin getirdiği 5 puanlık prim desteğinden yararlanmak koşullarının belirtilen hukuka aykırılık nedeniyle kaybedildiği, idari para cezasının da bu nedenle düzenlendiği kurum işleminin yerinde olduğu kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 30.03.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 10.04.2018 tarihli kararıyla; istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının b bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizce; 13.11.2018 tarihli ve 2018/4649 Esas ve 2018/9259 Karar Sayılı ilam ile; "....27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 nci madde ile: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.” Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir." gerekçeleri ile karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Uyuşmazlık konusu olayın İdare Mahkemesinde görülüp karara bağlanan defter ve belgelerin verilen ek süreye rağmen ibraz edilmemesinden kaynaklanan idari para cezası olmadığı, 2009/8 döneme ilişkin teşvikten ve indirimden yararlanmanın iptali ve buna bağlı olarak yapılan ödemenin iadesi olduğu; 27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 nci madde ile: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.” Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m. 17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı, dava konusu hakkında da bu kapsamda uygulama yapılması gerektiği kanaatine varılmakla dava konusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: esasen kendisince ek 17 nci madde hükümlerinden de faydalandırılması için davalı Kuruma başvuruda bulunulmasına rağmen kurumca dava ve karar sonrasında da herhangi bir işlem yapılmadığını, bu kapsamda dava konusunun devam ettiğini belirterek, işin esası hakkında karar verilmesi gerektiğini beyan ile, kararın bozulmasını istemiştir. Davalı Kurum vekili temyizinde Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hata olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı şirketin 4447 sayılı Kanun'un geçici 10, geçici 7 ve geçici 9 uncu maddesi ile beraber 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik hükümlerinden de yersiz faydalandırılma nedeniyle kurumca tahakkuk ettirilen fark prim borcunun iptali ve ihtirazı kayıtla ödenen primlerin istirdadının gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 4447 sayılı Kanun'un geçici 10, geçici 7 ve geçici 9 uncu maddesi ile beraber 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ve ayrıca, ek 17inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 4447 sayılı Kanun'un geçici 10, geçici 7 ve geçici 9 uncu maddesi ile beraber 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik hükümlerinden de yersiz faydalandırılma nedeniyle kurumca tahakkuk ettirilen fark prim borcunun iptali ve ihtirazı kayıtla ödenen primlerin istirdadı istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümler mevcuttur. Ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” Hükümleri mevcuttur. Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'a Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun gözetilmesi ve maddenin 4 üncü fıkrasındaki hükmün iptal edildiği dikkate alınarak, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, yapmış ise anılan ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkra hükümleri dışında, ilk üç fıkra hükümleri gereğince işlem yapılarak, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları yeniden ve usulünce irdelenmesi ile davalı Kurumun başvuruyu kabul etmemesi veya işlem yapmamış olması halinde davanın tüm yasal dayanakları dikkate alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. E.Ü.