Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2026/1028 E. 2026/4380 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1028
- Karar No
- 2026/4380
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/773 E., 2021/84 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 16.02.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 2025/40942 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2026 tarihli ve KYB-2026/949 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2026 tarihli ve KYB-2026/949 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar 14.04.2016 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesi gereğince şüphelinin bilinen son adresine tebligat yapılmaksızın, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca doğrudan mernis adresine yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı, aynı mahkemenin 2019/ 52... /1049 sayılı, anılan gerekçe ile verilen durma kararı sonrasında da sözkonusu eksikliğin giderilmediği cihetle, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilmeden, kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Sanık hakkında, 10.02.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2016 tarihli ve 2016/3946 Soruşturma, 2016/155 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, ertelenmesi karar tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan MERNİS adresine çıkarılarak muhtara teslim edilmesi nedeniyle tebligatın usûlsüz olduğu, ihlâli üzerine Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2019 tarihli ve 2016/3946 Soruşturma, 2019/936 Esas ve 2019/666 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası üzerine, Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2019 tarihli ve 2019/52 Esas, 2019/1049 Karar sayılı kararı ile Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan tebligatların usûlüne uygun olmadığı gerekçesiyle kovuşturma şartı oluşmadığından bahisle "durma" kararı ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının kaldığı yerden devamına karar verildiği, B. Durma kararı üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edildiği ancak uymadığının bildirilmesi üzerine Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 15.09.2020 tarihli ve 2020/3938 Soruşturma, 2020/3397 Esas, 2020/2297 sayılı iddianamesi ile mükerrer kamu davası açıldığı, C. Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.01.2021 tarihli ve 2020/773 Esas, 2021/84 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Dosya kapsamına göre; 1.Somut olayda, şüpheli hakkında, 10.02.2016 tarihli eylemi nedeniyle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2016 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, ihlâli üzerine Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2019 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davası üzerine, Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2019 tarihli ve 2019/52 Esas, 2019/1049 Karar sayılı kararı ile Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan tebligatların usûlüne uygun olmadığı gerekçesiyle kovuşturma şartı oluşmadığından bahisle "durma" kararı ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının kaldığı yerden devamına karar verildiği, ancak “durma kararının” davayı sonlandıran nihai bir hüküm olmadığı ve yargılamanın bu dosya üzerinden yürütülmesi gerektiği gözetilmeksizin, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edildiği ancak uymadığının bildirilmesi üzerine 12.02.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına istinaden ihlâlin gerçekleştiğinden bahisle 15.09.2020 tarihli iddianame mükerrer kamu davası açıldığı ve yeniden yargılama yapılarak sanık hakkında mahkûmiyet hükmü verildiği anlaşılmakla; Öncelikle; incelemeye konu Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/773 Esas, 2021/84 Karar sayılı dosyasının, kovuşturma şartının bulunmadığı gerekçesiyle durma kararı veren Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2019 tarihli ve 2019/52 Esas, 2019/1049 Karar sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilip, yargılamanın birleşen durma dosyası üzerinden devamı ile, 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesinde yer alan, “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince aynı eylemden dolayı sanık hakkında mükerrer dava açılmış olması nedeniyle, birleşen incelemeye konu mükerrer dava yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, 2. Kabul ve uygulamaya göre de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/5. maddesine göre tebliğ mazbatasının "Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğu" hususunu ihtiva etmesi gerektiği, yine 7201 sayılı Kanun'nun 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, ayrıca Tebligat Yönetmeliği’nin 35/4. maddesine göre de tebliğ mazbatasının, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenmesi gerektiği dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre; 10.02.2016 tarihli eylemi nedeniyle verilen 08.04.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan MERNİS adresine çıkarılarak muhtara teslim edilmesi nedeniyle tebligatın usûlsüz olduğu, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararı şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlüne uygun kesinleşmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı nedeniyle de tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı ise de; Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca 12.03.2025 tarihli ve 2024/22657 Soruşturma sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve incelemeye konu suç tarihi olan 10.02.2016 tarihinden sonra sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu anlaşılmakla, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, Cumhuriyet başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, dosyaların derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/773 Esas, 2021/84 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.