Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/10388 E. 2026/4374 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/10388
Karar No
2026/4374
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/216 E., 2015/624 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, temyiz edilmeksizin 15.09.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 04.12.2025 tarihli ve 2025/15274 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2025 tarihli ve KYB-2025/145683 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2025 tarihli ve KYB-2025/145683 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.09.2015 tarihli kararının kanun yararına bozulması halinde, sanık hakkında erteli hapis cezasının aynen infazına ilişkin aynı Mahkemenin12.12.2017 tarihli ek kararı, sanığın infaz durdurma talebinin reddine dair 11.02.2025 tarihli ek kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın kabulüne dair mercii Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.03.2025 tarihli ve 2025/135 değişik iş sayılı kararının hukuki değerden yoksun kalacağı gözetilerek yapılan incelemede; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli ve 2023/21339 esas, 2025/6105 karar sayılı ilâmı ile aynı Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2023/21372 esas, 2025/4659 karar sayılı ilâmında da belirtildigi üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına iliskin kararın itiraz yolu açık olmak üzere, karar tarihinde yürürlükte olan başvuru süresi de belirtilmek suretiyle verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, hakkında verilen karara karşı şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla bu durumda usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulundugundan söz edilemeyeceği nazara alındığında, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16. maddesinde, "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır" şeklindeki düzenleme ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesindeki, "Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır" şeklindeki ve aynı Yönetmeliğin 29/1. maddesindeki, "21, 22, 23, 25, 26... nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar." şeklindeki düzenlemelere nazaran, İnceleme konusu karara dayanak alınan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına ilişkin tebligatın, sanığın mernis adresine doğrudan ''mernis'' şerhi ile ''birlikte sakin aynı konutta ikamet eden reşit eşi .. ..” imzasına tebliğ edilerek kesinleştirildiği, ancak tebligat evrakında, sanığın adreste bulunup bulunmadığına, bulunmuyor ise geçici olarak mı yoksa sürekli olarak mı bulunmadığına ilişkin bir ibarenin yer almadığı, bu haliyle belirtilen usullere aykırı olarak yapılan söz konusu tebligatın geçerli sayılamayacağı, bu nedenle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve bu itibarla kovuşturma şartının da gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durması yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 07.07.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 07.11.2014 tarihli ve 2014/7442 Soruşturma, 2014/75 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında yükümlüden alınan tahlil sonucunda sanığın yeniden uyuşturucu madde kullandığının anlaşılması üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2015 tarihli ve 2015/2412 Soruşturma, 2015/1211 Esas, 2015/1124 Karar sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 07.09.2015 tarihli ve 2015/216 Esas, 2015/624 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, temyiz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.09.2015 tarihli kararını takiben, denetim süresi içinde yeni bir suç işlendiğinin ihbar edilmesi üzerine, hükümlü hakkındaki erteli hapis cezasının aynen infazına ilişkin 12.12.2017 tarihli ve 2015/216 Esas, 2015/624 Karar sayılı kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde hukuki değerden yoksun olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) Esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/5. maddesine göre tebliğ mazbatasının "Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğu" hususunu ihtiva etmesi gerektiği, yine 7201 sayılı Kanun'nun 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, ayrıca Tebligat Yönetmeliği’nin 35/4. maddesine göre de tebliğ mazbatasının, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenmesi gerektiği dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre; 1. 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesinde "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir. Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açık aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır. Dolayısıyla, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan düzenlenen iddianame içeriğinde de, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas alınan eylem anlatımının yanında ve 5237 sayılı TCK'nın 191/4-a maddesinde yer alan yükümlülük ihlâlinin ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/4-b-c maddelerinde yer alan ihlâl sayılan eylem anlatımının, kamu davası 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında açılıyorsa bu eylem anlatımının açık bir şekilde yer alması gerekmektedir. Ancak, dosyanın incelenmesinde, Isparta Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.03.2015 tarihli ve 2015/2412 Soruşturma, 2015/1211 Esas, 2015/1124 Karar sayılı iddianame içeriğinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine esas alınan 07.07.2014 tarihli eyleme ilişkin herhangi bir anlatıma yer verilmediği sadece yükümlülük ihlâlinin anlatımına yer verildiği gözetilmeksizin sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi, 2. 07.07.2014 tarihli eylemi nedeniyle Isparta Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar, sanığın mernis adresine doğrudan ''mernis'' şerhi ile ''birlikte sakin aynı konutta ikamet eden reşit eşi ..” imzasına tebliğ edilerek kesinleştirildiği, ancak tebligat evrakında, sanığın adreste bulunup bulunmadığına, bulunmuyor ise geçici olarak mı yoksa sürekli olarak mı bulunmadığına ilişkin bir ibarenin yer almadığı, bu haliyle belirtilen usullere aykırı olarak yapılan söz konusu tebligatın geçerli sayılamayacağı, tebligatın usûlsüz olduğu, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararı şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlüne uygun kesinleşmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı nedeniyle de tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, 3. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, incelemeye konu suç tarihi olan 07.07.2014 tarihinden önce sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu anlaşılmakla, suç tarihinden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin veya 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan düzenleme gereği varsa kanuni zorunluluk nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde işlenen ilk suç olup olmadığının dolayısıyla incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde olup olmadığının ve dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.09.2015 tarihli ve 2015/216 Esas, 2015/624 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/10388, K. 2026/4374, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2025-10388-e-2026-4374-k-5d53ae83e91f