Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/9542 E. 2026/4812 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/9542
- Karar No
- 2026/4812
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/761 E., 2025/49 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Gaziosmanpaşa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, itiraz edilmeksizin 25.01.2025 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 06.11.2025 tarihli ve 2025/10257 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.11.2025 tarihli ve KYB - 2025/129505 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.11.2025 tarihli ve KYB - 2025/129505 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03/02/2014 tarihli ve 2013/23474 esas, 2014/2417 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve zamanaşımının denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, Sanığın kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde satın almak suçundan eylemine uyan suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, anılan Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu, suç tarihinin 26.07.2010 olduğu, sanığın 06.06.2011 tarihinde mahkemece savunmasının alındığı, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 03.11.2015 tarihinde kesinleştiği, 14.04.2018 tarihinde yeniden kasıtlı suç işlediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 03.11.2015 tarihi ile denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği 14.04.2018 tarihi arasını kapsayan sürenin 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince duracağı, sanığın sorgusunun yapıldığı tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı ve sanığın sorgusunun yapıldığı 06.06.2011 tarihinden itibaren, hükmün açıklandığı 13.01.2025 tarihine kadar geçen sürede olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, kamu davasının düşmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 26.07.2010 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturcu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 16.08.2010 tarihli ve 2010/22239 Soruşturma, 2010/8452 Esas, 2010/5245 sayılı iddianamesi ile Gaziosmanpaşa 1. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Sanık savunmasının 06.06.2011 tarihinde alındığı, Gaziosmanpaşa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 06.06.2011 tarihli ve 2010/2622 Esas, 2011/614 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1, 50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 07.07.2011 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
C. İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 20.02.2014 tarihli yazısı ile, yapılan tebligata rağmen müdürlüğe başvurmadığının bildirilmesi üzerine, 26.02.2014 tarihinde tensip zaptı düzenlenerek Gaziosmanpaşa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2015 tarihli ve 2015/81 Esas, 2015/290 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2 ve CMK’nın 231/5. maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 03.11.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, D. Sanığın denetim süresi içerisinde 14.04.2018 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, Gaziosmanpaşa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 13.01.2025 tarihli ve 2024/761 Esas, 2025/49 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri ile CMK'nın 251/3. maddesi gereğince 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun TCK’nın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık asli, TCK’nın 67/4. maddesi gereğince de 12 yıl kesintili zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında; Sanığın atılı suçu 26.07.2010 tarihinde işlediği, zamanaşımı süresinin, sanık hakkında Gaziosmanpaşa 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair kararın kesinleştiği 07.07.2011 tarihi ile mahkemece sanığın tedbire uymaması üzerine yeniden yargılamaya başladığı 26.02.2014 tarihi arasında durduğu, yargılamanın başladığı tarihte yeniden işlemeye başladığı, yine, sanık hakkında verilen 12.10.2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 03.11.2015 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlediği suç tarihi olan 14.04.2018 tarihi arasında dava zamanaşımı süresinin durduğu, denetim süresinde işlenen suçun tarihi olan 14.04.2018 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı, zamanaşımını kesen ve durduran sürelerin hesaplanması sonucunda, zamanaşımını son kesen işlem olan 06.06.2011 sorgu tarihinden itibaren suç için öngörülen olağan zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Gaziosmanpaşa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2025 tarihli ve 2024/761 Esas, 2025/49 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde karar verildi.