Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/8622 E. 2026/5832 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/8622
- Karar No
- 2026/5832
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/536 E., 2018/590 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 12.11.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 02.05.2023 tarihli ve 2022/16942 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.06.2023 tarihli ve KYB - 2023/53978 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.06.2023 tarihli ve KYB - 2023/53978 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 20/11/2020 tarihli ve 2019/2 esas, 2020/3 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında, Somut olayda, Yozgat 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 09/12/2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının "mernis şerhi" düşülmek suretiyle doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmakla, öncelikle sanığın bilinen son adresine anılan Kanun'a göre normal tebligat çıkarılması ve bu tebligatın "iade gelmesi halinde" ise bu kez aynı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği halde, doğrudan mernis adresine tebliğ işlemi yapılması sebebiyle anılan tebliğin usulsüz olduğu, bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre, Somut yargılamaya konu olayda, sanığın 13/10/2012 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/12/2014 tarihli kararı ile sanığın mahkumiyetine ve 6545 sayılı Kanun'un 65. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 9. fıkrasında “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır.” şeklinde bir hükme yer verildiği, keza 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenlemeler ve benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14/12/2017 tarihli ve 2017/7380 esas, 2017/6802 karar sayılı ilâmında belirtilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için denetim süresinde işlenen suçun da kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak veya kabul etmek suçu ile aynı neviden olması gerektiğinden, sanığın denetim süresi içerisinde 05/07/2016 tarihinde aynı neviden olmayan kasten yaralama suçunu işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 13.10.2012 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığının 07.11.2012 tarihli ve 2012/4151 Soruşturma, 2012/1350 Esas, 2012/649 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, B. Yozgat Sulh Ceza Mahkemesinin 21.05.2013 tarihli ve 2012/734 Esas, 2013/434 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 10.09.2013 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, C. Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma talebi üzerine, Dairemizin 03.03.2014 tarihli ve 2013/13652 Esas, 2014/1424 Karar sayılı kararı ile, herhangi bir gerekçe gösterilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yerine hapis cezası seçeneğinin uygulanmasının Kanun'a aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün kanun yararına bozulmasına karar verildiği, D. Kanun yararına bozmadan sonra Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2014 tarihli ve 2014/304 Esas, 2014/423 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1 ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 19.01.2015 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilerek 27.01.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştirildiği,
E. Sanığın denetim süresi içerisinde 05.07.2016 tarihinde işlediği basit yaralama suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 18.10.2018 tarihli ve 2017/536 Esas, 2018/590 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, sanığın TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
F. Dosya kapsamına göre; 1. Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2014 tarihli ve 2014/304 Esas, 2014/423 Karar sayılı kararı her ne kadar 19.01.2015 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirilmiş ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, anılan Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği; Somut olayda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin tebligatın, doğrudan MERNİS adresine MERNİS şerhi düşülmek suretiyle 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle usulsüz olduğu, yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve 5 yıllık denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı,
Kabule göre de;
6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddede yer alan düzenleme; "(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklinde olup, 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde; kanuni zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile benzer hukuki sonuçları doğuracağından, denetim süresi içerisinde işlenen suçun "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçu ile aynı nev'iden olması gerekmekte olup, sanığın denetim süresi içerisinde aynı nev'iden olmayan kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilemeyecektir. 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinde yer alan "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır" ve 5237 sayılı TCK'nın 191/9. maddesinde yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, 5271 sayılı Kanun'un kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında; Somut olayda, Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2014 tarihli ve 2014/304 Esas, 2014/423 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi uyarınca verildiği, kanuni zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, Cumhuriyet savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları ile benzer hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için denetim süresinde işlenen suçun da kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile aynı nev'iden olması gerekeceği, sanığın denetim süresi içerisinde aynı nev'iden olmayan "kasten yaralama" suçunu işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2018 tarihli ve 2017/536 Esas, 2018/590 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde karar verildi.