Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/8012 E. 2026/6052 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/8012
- Karar No
- 2026/6052
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1654 E., 2025/43 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesinin beraat hükümleri kaldırılarak mahkûmiyet hükümleri kurulmasına dair TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükümlerin onanması
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesince sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraatlerine karar verilmiştir. B. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularına ilişkin olarak duruşmalı yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, 3. Arama işleminin hukuka aykırı olduğuna, 4. 5237 sayılı TCK'nın 188/4-a ve 5. maddelerinin sanık hakkında uygulanmaması gerektiğine, B. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; 1.Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Arama işleminin hukuka aykırı olduğuna, 3. 5237 sayılı TCK'nın 188/4-a ve 5. maddelerinin sanık hakkında uygulanmaması gerektiğine, 4. Muhbirin dinlenmemesi sebebiyle eksik inceleme yapıldığına, C. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Arama işleminin hukuka aykırı olduğuna, 3. 5237 sayılı TCK'nın 32. maddesinin sanık hakkında uygulanması gerektiğine, İlişkindir. III. GEREKÇE Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına, arama işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığına, 5237 sayılı TCK'nın 188/4-a ve 5. maddelerinin uygulanmasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca sanık ... hakkında alınan rapora göre TCK'nın 32. maddesinin uygulanma şartlarının bulunmadığı ve araştırılacak başkaca bir husus da kalmadığı anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi kararında sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, üye Dr. ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanıklar ... ve ... hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ 09.10.2020 tarihli Muhafaza Altına Alma, İkamet-Oto ve Üst Arama, Yakalama ve Elkoyma Tutanağı ile aşamalarda alınan beyanlara göre; haklarında tefrik kararı verilen sanıklar ... ve ... ile beraat hükmü kesinleşen ...'in ikametlerinde yüklü miktarda ... bulundurduklarına ve
sanıklar ..., ... ve ...'a ... satacaklarına dair alınan bilgilere istinaden, kolluk görevlilerince elde edilen bilgilerin teyidi, suç unsurlarının ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla sanık ...’ın ikametinin kapısının çalındığı, kapıyı açan ...’ın kimlik kontrolünün yapıldığı sırada ikamet içerisinde bulunan sanık ...’ın sol taraftaki odaya koştuğunun görülmesi üzerine, kolluk görevlilerince şahsın delilleri yok edebileceği değerlendirilerek ikamete girilip şahsın peşinden gidildiği sırada ...’ın elindeki siyah renkli sırt çantasını açık olan pencereden dışarı fırlattığı, sonrasında şahsın güç kullanılarak etkisiz hale getirildiği, sanık ...’la birlikte bu esnada ikamette bulunduğu tespit edilen sanıklar ... ile ...’nin de yakalandıkları, akabinde Cumhuriyet savcısının yazılı arama emriyle ...’ın attığı çantada ve ikamette yapılan aramada uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği olayda; 1. Yapılan yakalama işlemi ve konuta girilmesinden önce, 5271 sayılı CMK'nın 1 16... . maddelerine göre verilmiş bir adli arama kararı veya yazılı adli arama emri bulunmadığı gibi, CMK'nın 2-j maddesinde belirtilen şekilde suçüstü hali de mevcut değildir. Kolluk güçlerinin usulüne göre alınmış adli arama kararı olmaksızın ve haklarında yakalama ve gözaltı kararı bulunmayan sanıklara ait konutun içine girerek sanıkları yakalamaları ve arama yapmaları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Anayasa’da düzenlenen özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı haklarını ihlal etmekte olup, Anayasa'nın 38/6 ve CMK'nın 206/2-a, 217/2, 230/1-b, 289/1-i maddelerine göre hukuka aykırı surette elde edilen bu delillere dayanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Arama kararı alınmaksızın hukuka aykırı şekilde sanıkların ikametine girilerek, sanık ...’ın uyuşturucu maddelerin bulunduğu çantayı dışarı atmasına sebep olunduktan ve her üç sanık yakalandıktan sonra, Cumhuriyet savcısından yazılı arama emri alınması, yapılan adli işlemleri hukuka uygun hale getirmez. 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun (PVSK) ek 6. maddesi uyarınca, somut olaydaki şekilde bir suç ihbarı alan kolluk görevlilerinin, bilgilerin teyidi için şüphelilerin bulunduğu adresi tespit etmelerini müteakiben bir süre fiziki takip yaparak ya da komşulardan veya apartman yöneticilerinden gerekli bilgileri aldıktan sonra makul şüphe elde etmeleri halinde derhal Cumhuriyet savcısına haber verip emri doğrultusunda işlem yapmaları gerekmektedir. İhbar üzerine şüphelilerin evlerinin kapıları çalınarak kendileriyle diyaloğa girilmesi mevzuatta öngörülen bir usul değildir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde, kapı çalındıktan sonra sanık ...’ın ikamet içinde başka bir odaya koştuğunun görülmesi üzerine, sanıkların “suç unsur ve delillerini yok etmelerinin önüne geçmek maksadı ile ve ani gelişen olay karşısında evin içine girilerek yakalanmalarının 2559 sayılı PVSK’nun Ek 4 ve 6. maddelerinde belirtilen tedbir kapsamında olduğu, kolluk görevlilerinin eve girişinin zorunluluktan kaynaklı olduğu, arama kastıyla eve girilmediği, aksine delillerin yok edilmemesi ve muhafaza amaçlı girildiği” ve bu aşamada henüz arama işleminin gerçekleştirilmediği, daha sonra Antalya 1. Sulh Ceza Hâkimliğinden arama kararı alınıp tüm arama işlemlerinin bu karara dayalı olarak yapıldığı, dolayısıyla elde edilen delillerin hukuka uygun olduğu belirtilmiş ise de; PVSK’nın ek 4 ve 6. maddelerinde belirtilen, polisin suç delillerinin toplanmasına dair görev ve yetkileri kamuya açık yerler için geçerli olup, Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 8. maddesinde düzenlenen istisnai haller dışında, usulüne göre alınmış adli arama kararı veya emri olmaksızın, delillerin yok edilmemesi ve muhafaza amaçlı olarak konuta, işyerine veya kamuya açık olmayan kapalı alanlara girilemez. Somut olayda Yönetmeliğin 8. maddesinde düzenlenen istisnai hallerden herhangi biri mevcut değildir. Dolayısıyla, olayın ani gelişmesi kolluk görevlilerine arama kararı alınmaksızın ikamete girme yetkisi vermediği gibi olayda bir zorunluluğun mevcudiyetinden de bahsedilemez. Böyle bir yetkinin kabul edilmesi, CMK’da koruma tedbirlerinin uygulanması sırasında gözetilmesi öngörülen kişi hak ve özgürlüklerine ilişkin tüm güvenceleri boşa çıkartacaktır. Zira hukuk devletinde, suç delillerine ulaşılması için her yol mubah görülmemiş, delillerin mevzuatta öngörülen usullere uygun olarak toplanması öngörülmüştür. 2. Diğer taraftan, CMK'nın 119/4. maddesinde, "Cumhuriyet Savcısı hazır olmaksızın konut, iş yeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur." şeklindeki düzenlemenin aksine; mahkeme aşamasında ifadesi alınan işlem tanıkları ... ve ...'ın beyanlarına göre, kendileri arama yapılan ikamete gelmeden önce kolluk görevlilerince arama işlemine başlanmış ve uyuşturucu maddelerin bulunmuş olması sebebiyle arama işlemine bizzat katılmadıkları anlaşıldığından, her ne kadar tutanakta imzaları bulunmakta ise de işlem tanıklarının arama işleminin tamamında fiilen arama işlemine katılmamış olmaları kanuna aykırılık teşkil etmekte olup, bu aramalar sonucu bulunan uyuşturucu maddeler hem "suçun maddî konusu" hem de "suçun delili" olup hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden hükme esas alınamaz. Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanıkların bulundukları ikamette yapılan arama sonucu ele geçirilen uyuşturucu maddelerin hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olmaları sebebiyle hükme esas alınamayacağı ve sanıkların da arama kararı alınmaksızın ikamete girilerek yakalandıkları göz önüne alınarak, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu kanaatini taşıdığımdan, sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince verilen beraat hükümleri kaldırılarak mahkûmiyet hükümleri kurulmasına dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi kararının bozulması yerine, temyiz istemlerinin esastan reddi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 30.04.2026