Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/1002 E. 2026/5812 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/1002
- Karar No
- 2026/5812
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/3 E., 2011/2 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Kamu davasının düşmesi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Bakırköy 45. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşmesine" ilişkin ek kararın, temyiz edilmeksizin 30.09.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 17.01.2025 tarihli ve 2016/5970 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/11500 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/11500 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1-Dosya kapsamına göre; Bakırköy (Kapatılan) 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/05/2011 tarihli ve 2010/1983 esas, 2011/806 sayılı kararında kanun yoluna başvuru süresinin "tefhim" yerine "tefim veya tebliğ" tarihinden itibaren başladığının belirtilmesi sebebiyle sanığın yanıltıldığı ve söz konusu kararın sanığa 06/07/2015 tarihinde tebliğ edilmesini müteakip kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, henüz karar kesinleşmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine başlanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde; 2-Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun’un 191/7. maddesi uyarınca, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması hâlinde mahkûm olduğu cezanın infaz edilmiş sayılacağı ve Cumhuriyet savcılığınca sadece yerine getirme fişi tanzim edilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyduğundan bahisle kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 07.07.2010 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 04.08.2010 tarihli ve 2010/86803 Soruşturma, 2010/64699 Esas, 2010/41764 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 12. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.05.2011 tarihli ve 2010/1983 Esas, 2011/806 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 05.07.2011 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştirildiği, C. Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çağrı yazısı tebliğine rağmen müdürlüğe başvurmadığının bildirilmesi üzerine dosyanın ele alınarak ayrı bir esasa kaydedildiği ve 10 ay hapis cezasının infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yeniden yargılama yapılmak suretiyle Bakırköy 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.11.2012 tarihli ve 2012/58 Esas, 2012/2384 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1 ve 62. maddesi gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 30.11.2012 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştirilmesinden sonra infazı için 24.01.2013 tarihinde Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, sanığın tedbire uyduğu ve infazın tamamlandığı, D. Adalet Bakanlığınca, Bakırköy 12. Sulh Ceza Mahkemesinin her iki kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidildiği, E. Dairemizin 23.03.2015 tarihli ve 2014/7069 Esas, 2015/29836 Karar sayılı ilamı ile, hükümlerde kanun yoluna başvuru süresinin "tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmek suretiyle" sanığın yanıltıldığı, hükümlerin kesinleşmediği gerekçesiyle kanun yararına bozma isteminin reddine karar verildiği, F. Sanığın denetimli serbestlik ve tedavi tedbirine uyduğu gerekçesiyle Bakırköy 45. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 17.09.2015 tarihli ve 2010/3 Esas, 2011/2 Karar sayılı ek kararı ile; TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/5. maddesi gereğince her iki davanın düşmesine karar verildiği, kararın 30.09.2015 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, G. Bakırköy 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.05.2011 tarihli ve 2010/1983 Esas, 2011/806 Karar sayılı kararının sanığa tebliğe çıkarılarak 06.10.2017 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine sanığın temyiz kanun yoluna başvurduğu, H. Dairemizin 22.11.2021 tarihli ve 2021/13561 Esas, 2021/12218 Karar sayılı kararı ile, ilk hüküm kesinleşmeden mükerrer verilen Bakırköy 12.Sulh Ceza Mahkemesinin 12.11.2012 tarihli ve 2012/58 Esas, 2012/2384 Karar sayılı kararı ile Bakırköy 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2015 tarihli ve 2010/3 Esas, 2011/2 Karar sayılı ek kararının hukuken geçersiz olduğu belirlenmekle 05.05.2011 tarihli ilk karara yönelik temyiz incelemesi yapılarak; temyiz incelemesinin yapıldığı tarihe kadar 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, Anlaşılmıştır. I. Dosya kapsamına göre; Bakırköy (Kapatılan) 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.05.2011 tarihli ve 2010/1983 Esas, 2011/806 Karar sayılı kararında kanun yoluna başvuru süresinin "tefhim" yerine "tefhim veya tebliğ" tarihinden itibaren başladığının belirtilmesi sebebiyle sanığın yanıltıldığı, henüz karar kesinleşmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gözetilmemiş ise de, Bakırköy 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.05.2011 tarihli ve 2010/1983 Esas, 2011/806 Karar sayılı kararının daha sonra sanığa tebliğe çıkarılarak 06.10.2017 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine sanığın temyiz kanun yoluna başvurduğu ve Dairemizin 22.11.2021 tarihli ve 2021/13561 Esas, 2021/12218 Karar sayılı kararı ile ilk hüküm kesinleşmeden mükerrer verilen Bakırköy 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.11.2012 tarihli ve 2012/58 Esas, 2012/2384 Karar sayılı kararı ile Bakırköy 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2015 tarihli ve 2010/3 Esas, 2011/2 Karar sayılı ek kararının hukuken geçersiz olduğu belirlenmekle 05.05.2011 tarihli ilk karara yönelik temyiz incelemesi yapılarak; temyiz incelemesinin yapıldığı tarihe kadar 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiğinin anlaşılması karşısında,
5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/1. maddesi uyarınca hapis cezasıyla birlikte aynı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen sanık hakkında aynı Kanun'un 191/7. maddesi uyarınca, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde mahkûm olduğu cezanın infaz edilmiş sayılacağı ve Cumhuriyet savcılığınca sadece yerine getirme fişi düzenlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uyduğu gerekçesiyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi, Kanun’a aykırı ise de; Gelinen aşamada kanun yararına bozma isteminde hukuki yarar bulunmadığı, Mahkemesince, Dairemizin 22.11.2021 tarihli ve 2021/13561 Esas, 2021/12218 Karar sayılı kararı uyarınca işlem yapılması gerektiği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde karar verildi.