Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2024/225 E. 2025/7130 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2024/225
Karar No
2025/7130
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/563 E., 2021/1767 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının durmasına KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca durmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 15.11.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 07.12.2023 tarihli ve 2023/15338 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2023 tarihli ve KYB-2023/133142 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2023 tarihli ve KYB-2023/133142 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâllerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemelerin yer aldığı, Somut olayda, adı geçen şüphelinin evvelce 24/12/2015 tarihinde işlemiş olduğu aynı neviden bir başka suç sebebiyle Yunak Cumhuriyet Başsavcılığının 01/12/2015 tarihli ve 2015/703 soruşturma, 2015/5 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararını müteakip, şüphelinin ihtara karşın yükümlülüklerini ihlalde ısrar ettiği gerekçesiyle Yunak Cumhuriyet Başsavcılığının 15/04/2016 tarihli iddianamesiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, Yunak Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2016 tarihli ve 2016/71 esas, 2016/179 sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14/02/2019 tarihli ve 2017/5321 esas, 2019/933 sayılı kararı ile sanığın 24/12/2015 tarihli eylemini kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmeden işlediğinden bahisle bozulmasını takiben, bozma gerekçesi doğrultusunda kamu davasının durmasına dair Yunak Asliye Ceza Mahkemesinin 13/02/2020 tarihli ve 2019/30 esas, 2020/50 sayılı kararının verildiği, Şüphelinin inceleme konusu 28/10/2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma eylemi nedeniyle, hakkında açılan 15/04/2016 iddianame tarihli kamu davası gözetilerek, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 30/03/2021 tarihli ve 2021/7985 soruşturma, 2021/3881 esas, 2021/2892 sayılı iddianamesiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda, Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/11/2021 tarihli kararıyla durma kararı verildiği anlaşılmakla, Yunak Cumhuriyet Başsavcılığının 01/12/2015 tarihli ve 2015/703 soruşturma, 2015/5 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâli mahiyetinde olan 28/10/2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak fiilinin ayrı bir suç oluşturmadığı, ilk suçun ihlâli niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı gözetilerek ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 28.10.2020 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 30.03.2021 tarihli ve 2021/7985 Soruşturma, 2021/3881 Esas, 2021/2892 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce aynı suçtan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve ihlal üzerine kamu davası açıldığından bahisle, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği, B. Yapılan yargılama sonucunda; Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 08.11.2021 tarihli ve 2021/563 Esas, 2021/1767 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca durmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin kesinleştiği, C. Dosya arasında bulunan dayanak Yunak Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/30 Esas, 2020/50 sayılı dosyasının incelenmesinde: Sanık hakkında 24.12.2015 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Yunak Cumhuriyet Başsavcılığının 01.12.2015 tarihli ve 2015/703 Soruşturma, 2015/5 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, erteleme kararının sanığa 09.12.2015 tarihinde bizzat tebliğ edildiği, erteleme süresi zarfında 24.12.2015 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, erteleme kararı kaldırılarak Yunak Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2016 tarihli iddianamesiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, Yunak Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2016 tarihli ve 2016/71 Esas, 2016/179 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.02.2019 tarihli ve 2017/5321 Esas, 2019/933 Karar sayılı kararı ile sanığın 24.12.2015 tarihli eylemini kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmeden işlediğinden bahisle bozulmasını takiben, bozma gerekçesi doğrultusunda kamu davasının durmasına dair Yunak Asliye Ceza Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli ve 2019/30 Esas, 2020/50 Karar sayılı kararının verildiği kararın, durma kararının 17.11.2020 tarihinde kesinleştirildiği, Anlaşılmıştır. D. 5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3)(Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde) ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Yine Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta ve ancak bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği ve iddianame düzenlenmeden aynı nev'i suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı nev'i suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Tüm bu açıklamalar ışığında; Dosyalar kapsamına göre; sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez inceleme konusu 25.08.2021 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama sonucunda Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden bahisle sanık hakkında açılan kamu davasının durmasına kararı verilmiş ise de; Dayanak alınan Yunak Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2016 tarihli ve 2016/71 Esas, 2016/179 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.02.2019 tarihli ve 2017/5321 Esas, 2019/933 Karar sayılı kararı ile sanığın 24.12.2015 tarihli eylemini kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmeden işlediğinden bahisle bozulmasını takiben, bozma gerekçesi doğrultusunda kamu davasının durmasına dair Yunak Asliye Ceza Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli ve 2019/30 Esas, 2020/50 Karar sayılı kararının verildiği, dolayısıyla inceleme konusu davada 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için, dayanak durma kararı verilen Yunak Asliye Ceza Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli ve 2019/30 Esas, 2020/50 Karar sayılı dosyasının akıbetinin araştırılıp, 24.12.2015 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Yunak Cumhuriyet Başsavcılığınca 01.12.2015 tarihinde verilen ve 09.12.2015 tarihinde tebliğ edilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 25.12.2015 tarihinde kesinleştiği dikkate alınarak, erteleme kararının kesinleşmesi sonrasında sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın ve 22.02.2019 tarihli eylemi nedeniyle aynı nev'i suçtan takipsizlik kararı bulunduğu da gözetilerek, Cumhuriyet başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, takipsizlik kararının gerekçesi araştırılıp ihlâl niteliğinde değerlendirilip değerlendirilmediği belirlenip; sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu 28.10.2020 tarihli eylemin, 25.12.2015 tarihinde kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra işlenen ilk eylem olarak ihlâl niteliğinde olduğunun tespiti halinde düşme kararı verilip, düşme kararı ihbar kabul edilerek durma kararı verilen Yunak Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/30 Esas sayılı dosyasına ihbarda bulunulması; aksi halde eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.11.2021 tarihli ve 2021/563 Esas, 2021/1767 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliği ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2024/225, K. 2025/7130, T. 24.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2024-225-e-2025-7130-k-06347f02959d