Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/176 E. 2024/430 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2022/176
Karar No
2024/430
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1947 E., 2021/2060 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2021 tarihli ve 2021/42 Esas, 2021/131 Karar sayılı kararı ile sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, sanık ... hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına; sanık ... hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 inci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 10 yıl 5 ay hapis ve 20.820,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 23.09.2021 tarihli ve 2021/1947 Esas, 2021/2060 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek, hükümlere yönelik sanıklar müdafileri ve sanık ...'in istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; hükümlerin onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince "İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilebileceği düzenlenmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince, eylemler hakkında delil değerlendirmesi yapılarak İlk Derece Mahkemesinin maddi vakıayı kabulüne ilişkin tespitini kabul etmeyip İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmünü, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin kaldırılması suretiyle düzelterek mahkûmiyet kararı verebilmesi için 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır. III. KARAR Başkaca yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 23.09.2021 tarihli ve 2021/1947 Esas, 2021/2060 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, “Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; ilk derece mahkemesinin kararında … 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, … karar verir.” denilmekte; Mezkur hükmün atıfta bulunduğu 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, “olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate … hükmolunması gerekirse” Bölge Adliye Mahkemesinin davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebileceği belirtilmekte; Anılan Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise, “Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, Hallerinde verilir.” hükmü yer almaktadır. Belirtilen hükümler birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulandığı durumlarda, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede, ilave bir araştırma yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın, dosyada mevcut delillere dayanılarak 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddenin uygulanmasına esas teşkil eden eylem(ler) ile ilgili olarak 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hallerden birinin mevcut olduğuna kanaat getirilmesi durumunda; 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin verdiği yetki uyarınca duruşma açılmaksızın İlk Derece Mahkemesi hükmünden 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebileceği anlaşılmaktadır. Nitekim somut olayda, İlk Derece Mahkemesinin zincirleme suç işlediğini değerlendirdiği sanıklar ile ilgili olarak; Bölge Adliye Mahkemesince, suça konu uyuşturucu maddenin alıcılara ayrı ayrı satışının yapılmasının sabit olmaması karşısında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmasının yasal koşullarının bulunmadığı belirtilmiştir. Bu itibarla; 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, temyiz talebine konu olayda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin duruşma açmadan “hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verebileceği görüşünde olduğumdan; temyiz taleplerinin esastan incelenmesi gerekirken, duruşma açılmadan karar verildiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum. 15.01.2024

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/176, K. 2024/430, T. 15.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2022-176-e-2024-430-k-be24ce014c6f