Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/4540 E. 2023/308 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2021/4540
Karar No
2023/308
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7070 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2020 tarihli ve 2020/218 Esas, 2020/360 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 nci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının ''a'' bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 08.02.2021 tarihli ve 2021/66 Esas, 2021/150 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair kesin delil bulunmadığına, 2. Ele geçen uyuşturucu maddenin kullanım sınırında kaldığına, 3. Farklı türde uyuşturucu madde bulunmasının uyuşturucu madde ticareti yapıldığı anlamına gelmeyeceğine, 4. Uyuşturucu maddelerin eşit/yakın gramajlar yerine farklı miktarlarda ele geçmesinin sanığın ticaret kastıyla hareket etmediğini gösterdiğine, 5. Sanığın aleyhine herhangi bir ihbar, iletişimin tespiti, fiziki takip ya da tanık beyanı bulunmadığına, 6. Eksik inceleme sonucunda karar verildiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Olay tarihinde, kolluk görevlilerinin devriye görevini ifa ettikleri sırada sanığın durumundan şüphelenilerek durdurulduğu, usulüne uygun yapılan kaba üst aramasında kasık bölgesinden üç parça eroin ile bir parça metamfetamin ele geçirildiği, uyuşturucu maddelerin çeşitliliği, satışa hazır vaziyette, birbirine yakın ağırlıkta paketler halinde ve kullanım sınırının üzerinde olması dikkate alınarak sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış olmakla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Sanıkta günlük kullanım sınırının üzerinde ve farklı türlerde uyuşturucu madde ele geçtiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 08.02.2021 tarihli ve 2021/66 Esas, 2021/150 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin reddine, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2023 tarihinde Üye ...’in ek savunma hakkı verilmeden tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağına ilişkin karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesine göre; suçun hukukî niteliği değiştiğinde ya da cezanın artırılması veya cezaya ek olarak güvenlik tedbiri uygulanması gerektiğinde, durum sanığa veya varsa müdafiine bildirilerek ek savunma hakkı tanınmadan, sanık hakkında iddianamede gösterilen dışında bir kanun hükmü uygulanamaz. Sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek durumunun, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkmadığı, dava açıldığında da mevcut olduğu ileri sürülerek, bu konuda ek savunma hakkına gerek bulunmadığına ilişkin görüş kabul edilemez. 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan "cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır" ifadesi, "iddianamede gösterilmeyen bir kanun hükmü gereğince, sanığın cezasının artırılması veya sanık hakkında güvenlik tedbiri uygulanması gerektiğinde de birinci fıkrada olduğu gibi durum sanığa veya varsa müdafiine bildirilerek ek savunma hakkı tanınması gerekir" anlamındadır. Adli sicil kayıtlarında birden fazla hüküm bulunduğunda, bu hükümlerden hangisinin tekerrüre esas olduğu konusunda mahkemelerin bile zaman zaman yanıldığı, tekerrüre esas olmayan hükmün tekerrüre esas alındığı dikkate alındığında, hakim ve Cumhuriyet savcılarının bile uygulamada yanıldıkları bir konuda sanıklardan adli sicil kayıtlarındaki hükümlerden hangisinin tekerrüre esas olduğunu bilmesini beklemenin doğru olmayacağı kanaatindeyim. Adlî sicil kaydı, 5271 sayılı Kanun'un 209 uncu maddesi gereğince duruşmada okunması zorunlu belgelerdendir. Tekerrür oluşturan mahkûmiyet hükmünün yer aldığı adlî sicil kaydının duruşmada okunması üzerine sanığın okunan kaydın kendisine ait olduğunu veya bu belgeye karşı bir diyeceğinin bulunmadığını söylemesinin ek savunma yerine geçmesi mümkün değildir. Emredici nitelikte olan 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesi gözardı edilerek, sanığa ek savunma hakkı verilmeden, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanması yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle, sanık hakkındaki hükmün bozulması gerektiği kanısını taşıdığımdan çoğunluğun temyiz isteminin esastan reddine ilişkin görüşüne katılmıyorum. 17.01.2023

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2021/4540, K. 2023/308, T. 17.01.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2021-4540-e-2023-308-k-01c1207ee18d