Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/4052 E. 2023/11741 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/4052
- Karar No
- 2023/11741
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.01.2012 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 54 üncü ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. Diyarbakır 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 12.04.2012 tarihli ve 2012/56 Esas, 2012/345 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 25.05.2012 tarihinde kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Diyarbakır 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 02.04.2013 tarihli ve 2012/402 Esas, 2013/190 Karar sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin aynen infazına karar verilmiştir. Kararın 10.09.2013 tarihinde kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir. C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2016 tarihli ve 2014/541 Esas, 2016/605 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 50 nci maddesi ve 52 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık 14.07.2016 tarihli dilekçesi ile temyiz talebinde bulunmuştur. III. OLAY VE OLGULAR (İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜ) " Tüm dosya kapsamından sanığın olay tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğu anlaşılmakla atılı suçu işlediği" gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği görülmüştür. IV. GEREKÇE Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; Suça konu uyuşturucu maddenin Kara Kuvvetleri Komutanlığı 7. Kolordu Komutanlığı 2. Sınıf Askeri Cezaevi ve Tutukevi girişinde yapılan arama esnasında yakalanması nedeniyle sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen teşebbüs aşamasında kalan infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunu da oluşturacağı, bu kapsamda sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi ve 297 nci maddesinde düzenlenen suçları oluşturduğu, aynı Kanun'un 44 üncü maddesi gereğince işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişinin bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılacağının hüküm altına alındığı, somut olayda fikri içtima hükümlerinin uygulanması gerektiği, suç tarihinin 30.05.2011 olduğu, 18.06.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrasında, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunduran kişinin bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağının düzenlendiği, suç tarihi itibarıyla 6545 sayılı Kanun'la değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrasının sanığın lehine olduğu ancak 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi gereğince fikri içtima hükümleri olaya uygulanarak, aynı Kanun'un 297 inci maddesinde infaz kurumuna uyuşturucu veya uyarıcı madde sokan kişinin iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı düzenlendiğinden, sanığın en ağır cezayı gerektiren suç olan infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan cezalandırılması gerektiği, 5237 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, birinci fıkradaki suçun konusunu oluşturan eşyanın temin edilmesi veya bulundurulmasının ayrı bir suç oluşturması halinde, fikri içtima hükümlerine göre belirlenecek cezanın yarı oranında artırılacağı öngörüldüğünden, sanık hakkında tamamlanmış “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçu ile “ceza infaz kurumuna yasak eşya sokma” suçundan ayrı ayrı uygulama yapılarak sonuç cezaların bulunması, daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın 5237 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince yarı oranında artırılarak sonuç cezanın saptanması ve böylece bu suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2016 tarihli ve 2014/541 Esas, 2016/605 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.12.2023 tarihinde karar verildi.