Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/19959 E. 2026/6878 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/19959
- Karar No
- 2026/6878
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/252 E., 2017/247 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma SUÇ TARİHLERİ : 03.07.2015 (sanık ... yönünden) 06.04.2015 (sanık ... yönünden) 03.07.2015, 06.04.20 15... .01.2015 (sanık ... yönünden) HÜKÜMLER : Hukuka aykırılıkların düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükümlerin onanması
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanıklar Cumali ve İbrahim müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince, sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. B. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün gerekçesiz olduğuna, 4. Eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına, 5. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, B. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, 4. Arama işleminin hukuka aykırı olduğuna, C. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; 1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, 3. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine, İlişkindir. III. GEREKÇE A. Sanıklar Cumali ve Hüseyin Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden; Sanık ... yönünden; 03.07.2015 tarihinde ele geçirilen uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin miktarının önem ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı, 5237 sayılı TCK'nın 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesi ve TCK'nın 61. maddesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılarak cezanın belirlenmesi gerekirken alt sınırdan hüküm kurularak eksik ceza tayin edilmesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna ve delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, arama işlemlerinin mevzuata uygun şekilde gerçekleştiği, sanık ...'nin etkin pişmanlık uygulanmasını gerektirir bir yardım ve hizmetinin bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesine atıf yapan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümlerde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, eleştiri dışında hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, 31.01.2015 tarihli suçun vasfı ile sübutuna ve delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. 1. 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suça ilişkin uygulama yapılabilmesi için cezalandırılabilir nitelikte birden fazla eylemin bulunması gerektiği, sanık ...'in 31.01.2015 tarihli eylemi sabit ise de; a. Sanığın savunmasının aksine 06.04.2015 tarihinde uyarıcı maddeyi sanık ...'e vermek için getirdiğini ancak sanık ...'in almak istemediğini beyan eden diğer sanık ...'de ele geçirilen uyuşturucu maddeyi temin ettiğine dair kuşku sınırlarını aşan, içeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek soyut telefon görüşmeleri dışında kesin ve yeterli delil bulunmadığı, b. 06.04.2015 tarihinde sanık ...'in üzerinde yakalanan esrar miktarının kullanma sınırında bulunduğu, esrarı kullanma amacı dışında bulundurduğuna dair sanığın savunmasının aksine kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı, sabit olan ve 06.04.2015 tarihinde esrar bulundurmak olan fiilinin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu ve sanık ... hakkında "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan ayrıca soruşturma yürütüldüğü,
c. Sanık hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 03.07.2015 tarihine kadar ikamet araması yapılmadığı da göz önüne alınarak 03.07.2015 tarihinde sanığın ikametinde ele geçirilen uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri sonradan temin ettiğine dair kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı, bu nedenle ikametinde ele geçirilen uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin 31.01.2015 tarihinde hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yapılan tanık Ömer'e sattığı uyuşturucu maddenin devamı niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği, Bu açıklamalar doğrultusunda; sanık hakkında sabit olan 31.01.2015 tarihli suçu ve sabit olmayan 06.04.2015 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde öngörülen "zincirleme suç" hükümlerinin uygulanması, her ne kadar 06.04.2015 tarihli eylem yönünden kamu davasının 25.05.2015 tarihinde açılması ile 03.07.2015 tarihli suç ile aralarında hukuki kesinti gerçekleşmiş ise de 06.04.2015 tarihli eyleminin sabit olmadığı dikkate alınarak 15.10.2015 tarihli iddianame ile her iki olay anlatılarak açılan 31.01.20 15... .07.2015 eylemlerin de tek suç oluşturacağı gözetilmeden 03.07.2015 tarihli eyleminin ayrı bir suç olarak kabul edilerek ayrı ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, 2. 03.07.2015 tarihinde sanığın ikametinde ele geçirilen uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin miktarının önem ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı, 5237 sayılı TCK'nın 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesi ve TCK'nın 61. maddesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılarak cezanın belirlenmesi gerekirken alt sınırdan hüküm kurularak eksik ceza tayin edilmesi, Hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR A. Sanıklar Cumali ve Hüseyin Hakkında Kurulan Hükümlerin; Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararında sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükmün; Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 307/5. maddesi uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın KAZANILMIŞ HAKKININ SAKLI TUTULMASINA, Dava dosyasının, CMK'nın 304/1,2-b maddesi uyarınca Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde karar verildi.