Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/9960 E. 2026/4123 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/9960
- Karar No
- 2026/4123
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/450 E., 2015/134 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25.11.2014 tarihli ve 2013/9-610 Esas, 2014/512 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı CMK'nın 2/e, 161. ve 2559 sayılı PVSK'nın Ek 6. maddeleri uyarınca bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenen kolluğun derhal Cumhuriyet savcısına olayı haber verip emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine başlaması gerekmekte olup, usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan delil elde etmek amacıyla yapılan arama işlemi açıkça hukuka aykırı olup, bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınması da mümkün değildir. Somut olayda; yol emniyet ve kontrol devriyesi esnasında durdurulan otobüste yolcu olarak bulunan sanığın bagajında yapılan aramada suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiğinin belirtildiği ve bu aramanın dayanağı olarak Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.08.2012 tarih ve 2012/849 değişik iş sayılı önleme araması kararının gösterildiği, ancak kararın geçerlilik süresinin 21.08.2012 günü saat 8.00'den itibaren başladığı, sanığın valiz aramasının önleme arama kararının kapsadığı tarih ve saatte yapılmadığı anlaşılmış olup, “süre” koşulu taşımayan ilgili karara dayanılarak yapılan arama hukuka aykırıdır. Bu nedenle; a) Öncelikle, kolluk tarafından oluşturulan Cumhuriyet savcısıyla yapılan görüşme ve alınan talimatlara, yakalanan şahsın üstü ve eşyalarının CMK'nın 116-119. maddeleri gereğince aranması için Cumhuriyet savcısının imzasının bulunduğu bir tutanağın olup olmadığının tespiti ile varsa dosya içerisine konulması, b) Böyle bir tutanak yoksa, şüphelinin üstü ve eşyasının aranmasına ilişkin yer, zaman ve süre koşullarını taşıyan başka bir önleme araması kararı veya adli arama kararı veyahut yazılı arama emri olup olmadığının araştırılıp varsa temini ile dosyaya eklenmesi, c) Üst ve eşya aramalarına ilişkin bir arama kararı ya da yazılı arama emri bulunmaması halinde, yapılan arama ve bunun sonucu elde edilen deliller hukuka aykırı olup Anayasanın 38/6, CMK'nın 206/2-a, 217/2 ve 230/1-b maddelerine aykırılık oluşturup hükme esas alınamayacağı, hususları da dikkate alınarak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması, 2. Kabule göre de; ele geçen maddelere ilişkin kriminal uzmanlık raporunun onaysız fotokopiden ibaret olduğu anlaşıldığından Yargıtay kararları ve Dairemiz uygulamaları dikkate alındığında onaysız fotokopiden ibaret evrak, belge ve delillerin hükme esas alınarak mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gözetilmeden ve evrakın aslı ya da onaylı örneği getirtilmeden onaysız fotokopi evrak ile yetinilerek karar verilmesi, 3. 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanması açısından, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile 7242 sayılı Kanun kapsamında yapılan değişiklikler göz önüne alınarak, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, Tebliğname'ye uygun olarak hükmün BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.