Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2018/3837 E. 2023/9924 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2018/3837
- Karar No
- 2023/9924
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, kararları temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrasında bulunan "Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihi itibarıyla sanık ...'nin üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayininin gerekmediği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl olarak değiştirildiği ve 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayini gerekmesine rağmen, 28.06.2014 sonrası yapılan yargılama aşamasında müdafi tayin edilmeksizin sanık ...'nin yargılama işlemlerinin yapıldığı ve bu sebeple hükmün usulüne uygun bir biçimde tebliğ edilmediği anlaşıldığından 18.11.2015 tarihli ve 2014/58 Esas, 2015/35 Karar sayılı temyizin reddine dair ek karar hukuki değerden yoksun olup, 03.11.2015 tarihli sanık ...'nin temyiz talebinin öğrenme üzerine süresinde olduğu değerlendirildiğinden, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.02.2015 tarihli ve 2014/58 Esas, 2015/35 Karar sayılı kararı ile; 1. Sanıklar Eyüp, ..., ..., Tamer, Ümit, ..., Mehmet Hanifi, Adem, Serkan, Sedat ve Osman'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 5 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Sanıklar Şahin, Fuat, Salih ve İsmail'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 6 yıl hapis ve 2.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Sanıklar Kadri, ..., Aydın ve ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık ... hakkında verilen ret kararının onanması, diğer sanıklar hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerin onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Gerekçeli kararın hüküm fıkrasında sanık ...'in adının Kadir Afşin, ...'in adının Rıfat Özen olarak belirtilmesi, 2. 5271 sayılı Kanun'un 150 inci maddesinin üçüncü fırkası gereğince "alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihi itibarıyla sanıkların üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibariyle zorunlu müdafi tayininin gerekmediği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak değiştirildiği, 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayinini gerektirdiği gözetilmeden 28.06.2014 sonrasındaki yargılama işlemlerine müdafisiz bir şekilde devam edilip, sanıklar Kadri, ..., Ümit, ..., Tamer, İsmail, Fuat, Adem, Rifat, ..., Mehmet Hanifi, Osman, ..., Eyüp'ün savunma haklarının kısıtlanması, 3. Mersin Şehir Hastanesinin 27.02.2018 tarihli sağlık kurulu raporunda, sanık ...'in cezai ehliyetinin tam olduğu belirtildikten sonra 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına uyduğu belirtildiğinden, sanığın cezai ehliyeti hususunda tereddüt bulunması nedeniyle, mahkemece sanığın 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi kapsamında suç tarihinde ceza sorumluluğunu kısmen veya tamamen kaldıracak bir akıl hastalığının olup olmadığı hususunda tam teşekküllü sağlık kurumundan rapor aldırılarak sonucuna göre hukukî durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması, 4. Sanık ... Hanifi hakkında iddianamede 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 39 uncu maddesi talep edildiği halde, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası uygulanarak, 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesine aykırı davranılması, Hukuka aykırı görülmüştür. 5. Sanıklar Salih, Aydın, Serkan, Şahin ve Sedat hakkında verilen hükümlerin, bağlantılı olması sebebiyle (2) numaralı bozma nedeninde isimleri belirtilen sanıklarla birlikte incelenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.02.2015 tarihli 2014/58 Esas 2015/35 Karar sayılı kararına yönelik temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sanıklar hakkındaki hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, diğer yönleri incelenmeksizin oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2023 tarihinde karar verildi.