Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/841 E. 2026/4847 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/841
- Karar No
- 2026/4847
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1048 E., 2025/1840 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aralık Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/128 E., 2025/6 K.
Dava, yolsuz tescil ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ve davalı ...'in babaları olan ... ...'dan bazı taşınmazların miras kaldığını, müvekkillerinin İzmir ilinde ikamet ettiklerini, miras kalan gayrimenkuller üzerinde tasarrufta bulunması için davalı ...'a Aralık Noterliğinin 23.03.20 06... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vekaletnamesini verdiklerini, ancak kısa bir süre sonra bu düşüncelerinden vazgeçtiklerini ve ... azilname çekerek davalı ...'ı verdikleri vekaletnameden azlettiklerini, bu azilnamenin 25.04.2006 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, ancak davalının azilname ile vekil sıfatı sona ermiş olmasına rağmen vekaleti kötüye kullanarak muvazaalı bir şekilde davacıların babalarından miras kalan yerler olan 1 21... , 44, 3 90... ada 65 parsel sayılı taşınmazları 27.10.2010 tarihinde satış göstermek yolu ile kayın biraderi olan davalı ...'e devrettiğini, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu, satış işleminden 1 ay sonra davalı ...'ün ise tekrar davalı ...'a satış yolu ile temlik ettiğini, yapılan işlemlerin muvazaalı ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılarca süresinde cevap dilekçesi sunulmamış ancak dava sırasındaki yazılı ve sözlü beyanlarla dava konusu taşınmazların davalı ...'ın satın aldığı taşınmazlar olduğunu ancak kadastro tespiti sırasında tarafların babası ... ... adına tespit gördüğünü, tapudaki satışı davalı ...'ın aslında kendisine ait olan dava konusu taşınmazları adına kaydedebilmek için gerçekleştirdiğini, davanın tapudaki satıştan 7 yıl sonra açıldığını ve davacıların iyi niyetli olmadıklarını savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesinin 15.01.2020 tarihli ve 2017/124 Esas, 2020/5 Karar sayılı kararı ile; davacılar ... ve ...'ın vekil davalı ...'ı azletmiş olmalarına rağmen geçersiz vekaletnameyle davacılar adına olan taşınmazların davalı ... tarafından temlik edilmiş olduğu anlaşıldığından davacılar ... ve ...'ın davalı ...'a yönelik açılan tapu iptali ve tescil talepli davalarının kabulüne ve bu taşınmazların geçersiz satış işleminden önceki hisse miktarları gözetilerek 3/16 hissesinin davacı ... adına tesciline, 3/16 hissesinin de davacı ... adına tesciline, davacı ... adına vekil davalı ...'ın vekil sıfatıyla gerçekleştirdiği satış işleminin hukuka uygun olduğu ve oluşan tescilin ... yönünden yolsuz olmadığı, davadaki talebin de sadece tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu anlaşıldığından davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan tapu iptali ve tescil talepli davanın sübut bulmadığından reddine, davalı ...'ün dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazlarda malik kaydı bulunmadığı anlaşıldığından davacılar tarafından davalı ... aleyhine açılan tapu iptali ve tescil talepli davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacılar ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.10.2022 tarihli ve 2020/1090 Esas, 2022/1685 Karar sayılı kararı ile; davacı ... yönünden vekalet görevinin kötüye kullanılması çerçevesinde değerlendirme yapılması, ayrıca vekil ile taşınmazları satın alan davalı ...’in beraber hareket edip etmedikleri, gerçek niyetleri ve iyi niyetlerinin araştırılması gerektiği, davalı ... yönünden böyle bir araştırma yapmadan tapuda malik olmadığı gerekçesi ile pasif husumet yokluğundan ret kararı verilmesinin doğru olmadığı, Mahkemece yapılması gereken işin taraf tanıklarını dinleyip izah edilen hususlar da dikkate alınarak delilleri değerlendirerek karar vermekten ibaret olduğu gerekçeleri ile taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vekilin üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olduğu, davalıların beyanlarından tapuda yapılan işlemlerin her hangi bedel karşılığı olmaksızın taşınmazların mülkiyetinin davalı ...'e geçirilmesi için yapıldığının anlaşıldığı, bu durumda davacı ... tarafından verilen vekaletnamenin azledilmesi söz konusu olmasa da vekalet görevinin kötüye kullanılması çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği, yine kaldırma kararı öncesi davalı ... yönünden tapu maliki olmadığı için pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş ise de tarafların birlikte hareket ettiklerinin sabit olması nedeniyle bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile dava konusu taşınmazların davalılar tarafından devir işlemleri yapılmadan önceki pay durumu ve dosyadaki veraset ilamı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların geçersiz vekalete dayalı yapılan muvazaa hukuksal nedeninin yanı sıra vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiasına da dayandıkları, HMK’nın 297/2. maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, bu hususun kamu düzeni ile ilgili olup resen gözetilmesi gerektiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de iptal edilen paydan arta kalan kısım bakımından hüküm kurulmamasının doğru görülmediği, dosya arasına sunulan kök murise ait veraset ilamının 2017 tarihli olduğu, 2010 yılındaki devir işleminde kök murisin eşi ...'ın hayatta olduğu, devir sırasında ... ...'ın miras hissesi 16 pay olarak kabul edilerek buna göre intikal yapılmış ise de yargılama sırasında mirasçı ...'ın öldüğü ve yine dosya arasında bulunan ...'a ait veraset ilamında ...'ın miras meselesi 8 pay kabul edildiğinden tüm tarafları kapsar şekilde kök murise ait miras meselesi 128 pay kabul edilerek hüküm kurma yoluna gidildiği gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 5.537,61 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.