Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/584 E. 2026/4253 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/584
Karar No
2026/4253
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1848 E., 2025/857 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/610 E., 2022/352 K.

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde TMK'nın 1007. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Kadastro sonucu; İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... parsel sayılı taşınmazın geldisini teşkil eden kök 155 nolu parselin 15.01.1965 tarih, Sıra: 9, Cilt:112, Sayfa: 1 40... .01.1965 tarih, Sıra: 12, Cilt: 112, Sayfa: 141 sayılı zabıt defteri kayıtlarına istinaden ... ... adına tespit edildiği, tespitin itiraz edilmeksizin 16.05.1971 tarihinde kesinleştiği, sonrasında kök 155 parsel sayılı taşınmazın 23.01.1984 tarih ve ... yevmiye numaralı (yola ve yeşil alana terk) ifraz işlemi neticesinde dava konusu 2359 parsel sayılı taşınmaz ve dava dışı diğer parsellerin meydana geldiği, 30.03.2004 tarihli ve ... yevmiye numaralı senet ile dava konusu 2359 parsel sayılı taşınmazın davalı ...'a satış suretiyle temlik edildiği, eldeki davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 14.11.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacılar vekili; kadastro öncesi nedene dayanarak 2359 parsel hakkında eldeki davayı açmıştır. Davalı ... vekili, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; usul ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalı ... yönünden kadastrodan önceki zilyetlik hukuki sebebine dayanarak dava açtığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesine göre kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı, kadastronun 16.05.1971 tarihinde kesinleştiği, davanın on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddine; davalı ... yönünden yapılan incelemede taşınmazın 1970 yılında dava dışı ... ... adına tespit gördüğü ,ifrazen oluşan parsellerden dava konusu taşınmazın 30.03.2004 tarihinde dava dışı ... ... tarafından davalıya satış yapılması değerlendirildiğinde kadastro tespitinden sonra davacının kayıtların yanlış tutulmasından kaynaklı olarak askı ilan süresi içerisinde Kadastro mahkemesine dava açabileceği veyahut 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde genel mahkemelerde dava açma hakkını kullanması gerektiği, bu kapsamda davacının uğradığı zararın tapu memurunun hatalı işleminden kaynaklı olmadığı, tapu sicil memurlarına atfedilebilecek bir kusur olmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından katılma yoluyla istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Davacı ... ve arkadaşları vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede: çekişmeli taşınmazın tapulama tespitinin, 16.05.1971 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşme sonrasında tapuya kayıt ve tescil edildiği, eldeki davanın, kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak tapu iptal ve tescil istemiyle, 14.11.2019 tarihinde açıldığı, 766 sayılı Tapulama Kanunu (mülga) ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu tasfiye yasalar niteliğinde olduğundan, kadastro öncesine ilişkin açılacak davalara karşı, hak düşürücü süreler öngördükleri, olayda tapulama tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında, 766 sayılı Kanun'un 31/2 ve 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde dava açmaya ilişkin düzenlenen 10 yıllık ve 3402 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesinde düzenlenen, bir yıllık hak düşürücü sürelerin geçtiğinin anlaşıldığı, mahkemece, tapu iptal ve tescile yönelik davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeni ile usulden reddine karar verilmesinde ve davalının zamanaşımı definde bulunması, zamanaşımı süresinin geçmiş olması ve mülkiyet yönünden ispat edilen bir hak da bulunmaması sonucunda, davada TMK'nın 1007. maddesine göre tazminat isteme koşullarının oluşmadığı, Mahkemece tazminat istemi yönünden esastan ret kararı verilmesinde usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvuruları yönünden yapılan incelemede: nispi harca tabi olan tazminat davası yönünden, Mahkemece davanın esastan reddi sonucunda, davalı ... lehine nispi vekalet ücreti belirlenmesi gerekirken, belirlenmemesi doğru değil ise de; anılan hususta yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, davalı ... vekilinin, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davalı ...'a karşı açılan tapu iptali ve tescil davasının hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddine, davalı ...'ye karşı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca açılan tazminat davasının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-KARAR- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği, özellikle davacı ... karar başlığında gösterilmemesinin mahallinde düzeltilebilir maddi hata olduğu anlaşıldığından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye temyiz giderinin temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/584, K. 2026/4253, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-584-e-2026-4253-k-49b94bbecac9