Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/19 E. 2026/4962 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/19
Karar No
2026/4962
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1817 E., 2025/1554 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/241 E., 2023/111 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.

Davacı vekili; muris ...'nin eşi ...'nin ölümü üzerine kendisine intikal eden 1 06... , 43, 46, 47, 68... parsel sayılı taşınmazlardaki 1/4 miras payı ile 1 06... parsel sayılı taşınmazın tamamını mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak davalı oğlu ... ile dava dışı oğlu ...’a satış suretiyle temlik ettiğini, muris ...’nin söz konusu temlikleri bir dönem kızı ... ile arasının kötü olması nedeniyle yaptığını ileri sürerek dava konusu 1 06... , 47, 1 18... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında davacı adına tesciline, mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; dava konusu 43, 47... sayılı parsellerde davalıya muris annesi ...’den yapılan bir temlik bulunmadığını, bu taşınmazlardaki payların muris babası ...’den intikalen geldiğini, 120 sayılı parsel üzerindeki yapıların davalı tarafından inşa edildiğini, muris ...’nin de satış yoluyla devrettiğini, muris ... tarafından diğer mirasçıya da taşınmaz devredildiğini ve mal kaçırma kastı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı itibariyle temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun kanıtlandığı, muris tarafından mirasçılar arasında mal paylaşımı yapıldığı savunmasının ise kanıtlanamadığı, murisin asıl irade ve amacının erkek çocuğu lehine bağış yapmak olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...’ın 18.06.2021 tarihinde ölümüyle geriye mirasçı olarak davacı kızı ..., davalı oğlu ... ile dava dışı çocukları ... ve ...’in kaldığı, murisin dava konusu 1 06... , 46... parsellerdeki 1/4 payı ile maliki olduğu 1 06... parsel sayılı taşınmazı 17.02.2017 tarihinde satış suretiyle davalıya temlik ettiği, aynı resmi akit ile dava dışı 3 parça taşınmazını da dava dışı oğlu ...’a devrettiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki, temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu saptanarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Bilindiği üzere, HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hâkimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.

Somut olayda; dosyaya mirasçılık belgesi sunulmadığı, kurulan hükümde ise mirasçılık belgesine atıf yapılmaksızın davacı adına tescil edilecek miktar yönünden pay oranı belirtilmek suretiyle hüküm tesis edildiği, ne var ki, hükümdeki miras payının nüfus kayıtlarına göre belirlenen miras payları ile uyumlu olmadığı anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca; muris ...’ın mirasçılık belgesinin temin edilmesi ve davacının miras payı gözetilerek HMK'nın 297. maddesine uygun olarak infazda tereddüt yaratmayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken muris muvazaası hukuki nedenine dayalı eldeki davada mirasçılık belgesi temin edilmeden hüküm tesisi doğru değildir.

Davalı vekilinin temyizi üzerine re'sen yapılan inceleme sonucunda açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/19, K. 2026/4962, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-19-e-2026-4962-k-f81566348a13