Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1405 E. 2026/4167 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1405
Karar No
2026/4167
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2825 E., 2025/1912 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/399 E., 2025/109 K.

Dava kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kadastro sonucunda; Muğla ili, ... ilçesi, ... köyündeki 2 28... parsel sayılı taşınmazın, 3402 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 8. maddeye göre 1956 yılında yapılan ilk tesis kadastrosunda fundalık olarak tescil harici bırakıldığı, tesis kadastro çalışmalarında taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunmayan yerlerden olduğu, hak iddia edenlerce herhangi bir zabıt kaydının ibraz edilmediği, ihale özel teknik şartnamesinin 8/3-8/4. maddesi gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tarım alanlarına dönüştürülmesi mümkün yerlerden olduğu, ... kızı ... tarafından 2000 yılından beri kullanıldığı, ancak yapılan inceleme ve yasa gereği kullanıcı olarak belirtilen kişinin Genelgenin 21. maddesine göre kullanıcı belirtmesinin yapılmadığı, bu parselde kadastro çalışmasında tespit harici bırakılan yerlerde Uygulama Genelgesinin 1. ve 2. maddeleri hükümleri 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesinin birinci fıkrası gereğince ve 3402 sayılı Yasa'nın 18. maddesi gereği tarla vasfında ... adına 30.10.2020 tarihinde tespit yapıldığı ve askı ilan süresi içerisinde dava açılmadığından 29.01.2021 tarihinde kadastro tespitinin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Davacı vekili; dava konusu 2 28... parsel sayılı taşınmazın davacı ve murisleri tarafından 50-60 yıldır nizasız fasılasız tarım arazisi olarak kullanıldığını, taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğunu, taşınmazın davacı tarafından imar ve ihya edildiğini, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanım koşullarının oluştuğunu belirterek davacının malik sıfatıyla zilyedi olduğu alanların tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, tescil sonrasında davacının, 12.12.2022 tarihinde taşınmazı kiralama talebinde bulunduğunu, bu halde taşınmazın Hazineye ait olduğunu kabul ettiğini, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmediğini, taşınmazın niteliği itibariyle zilyetlikle edinmeye elverişli yerlerden olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mahallinde yapılan gözlemde taşınmazın boş olup üzerinde çam ve meşe ağaçlarının bulunması, herhangi bir kültür bitkisinin olmadığının görülmesi, teknik bilirkişi raporlarında herhangi bir imar ve ihyanın olmadığının değerlendirilmesi nedeniyle her ne kadar mahalli bilirkişiler 17.07.2024 tarihli keşifte taşınmazı davacının 15-20 yıldır ekip sürdüğünü beyan etmiş ise de teknik verilere dayalı bilirkişi raporları ve mahkeme gözlemi dikkate alındığında mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği, dava konusu taşınmazın 1955 yılında tesis kadastrosunda fundalık olarak bırakıldığı, komşu eski 806 parsel sayılı taşınmazın dava konusu taşınmaz yönünü fundalık olarak gösterdiği, yine teknik bilirkişi raporlarına göre 1972, 19 92... yıllarında herhangi bir imar-ihyanın olmadığı, taşınmazın boş olup üzerinde meşe ve çam ağaçlarının bulunduğu, meşe, çam ve pırnal ile %50'den fazla kapalılık ile %20 ve daha fazla eğime sahip olduğu, dava tarihine kadar herhangi bir tarımsal amaçlı olarak kullanılmadığı, ayrıca 2020 yılında yapılan kadastro işlemine kadar herhangi bir şekilde üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığı, imar-ihya edilip imar ve ihyanın tamamlanmadığı, kadastro çalışmasında niteliğinin tarla olarak belirtildiği, 2020 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden olduğunun tespit edildiği, imar-ihya edilmediğinin anlaşıldığı, taşınmazın tespitinden sonra davacının kiralama için başvuruda bulunduğu hususları gözetildiğinde, taşınmazın imar ve ihyasının yapılarak tarla niteliğinde ekonomik amaca uygun zilyetlikle kazanma koşullarının davacı yararına oluşmadığından Yerel Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesine göre esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R - Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/1405, K. 2026/4167, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-1405-e-2026-4167-k-5bce4b85fc1c