Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6560 E. 2026/4108 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6560
- Karar No
- 2026/4108
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1351 E., 2025/1698 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/48 E., 2025/163 K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel, aksi takdirde tenkis istemine ilişkindir. Davacılar vekili; 10.07.2002 tarihinde ölen tarafların murisi ...'in dava konusu 74 03... , 41 37... , 41 37... ve 41 37... parsel sayılı taşınmazları davalıların murisi olan ...’ye satış suretiyle temlik ettiğini, murisin satış tarihleri itibariyle satış işlemi yapmakta haklı ve makul bir sebebi olmadığını, paraya ihtiyacı bulunmadığını, ekonomik durumunun iyi olduğunu, emekli maaşı olduğunu ve kendisine ait evde oturduğunu, satış tarihlerinde 80 yaşın üzerinde olup hiçbir ihtiyacı yokken taşınmazlarını ...'a diğer mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek 74 03... , 41 37... , 41 37... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacıların miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde bedelin tahsiline, mümkün olmaması halinde tenkise, 41 37... parsel 3. kişiye satıldığından bedelin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; murisin mal kaçırma amacı olmadığını, diğer çocukları ve torunları olan davacılara da birçok taşınmaz bıraktığını, davacılardan ... ...’e aynı tarihlerde 41 37... parseli verdiğini, murisin oğlu ...'in ... dükkanı açıp daha sonra işlerinin kötü gitmesi nedeni ile işletmesini kapatmak zorunda kaldığını, murisin eşinin ... dükkanının açılması için taşınmazlarında ipotek şerhi tesis ettiğini ve taşınmazların satışının önlenmesi için davalıların murisi ...’ın bileziklerini peşinat olarak verdiğini, kalan borcun ise davalıların babasının maaşından kesildiğini, murisin ölene kadar davalıların annesi ile birlikte aynı evde yaşadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararıyla; murisin kök taşınmazın ifrazı neticesinde bir takım taşınmazları çocuklarına aynı dönemde devrettiği ancak ağırlıklı olarak davalılar murisi olan kızına taşınmazları devrettiği, devredilmeyen ve tereke oran hesabına konu olamayacak olana diğer taşınmazların tüm çocuklar adına intikal ettiği, bu noktada kök murisin denkleştirme gayesini aşar şekilde davacılardan ve davacılar murislerinden mal kaçırdığı, davalı tarafın ödemeye dair dosya kapsamında herhangi bir belge ibraz etmediği, murisin terekesine giren bir paranın da bulunmadığı, asıl amacın bağış işlemi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; ödeme savunmasının yöntemince kanıtlanamadığı, evladın elverdiğince ebeveynine bakıp yardım etmesinin ahlaki bir görev olduğu, normal bakımın ötesinde özel bir ihtimam ve bakıma muhtaç olunduğu durumlarda yapılan bakım ve hizmetin semen olarak değerlendirilmesi gerektiği, bakımın tüm tanık beyanları dikkate alındığında evlatlık ilişkisini aşar boyutta olmadığı, paylaştırmanın kabul edilebilmesi için tüm mirasçılara taşınmaz temlik edilmesi ya da bir hak, para v.s. verilmesi gerektiği, paylaştırma yapılırken mutlak surette eşitlik aranmayacağı, tüm mirasçıları kapsar, kabul edilebilir ve hak dengesini gözeten bir paylaştırma yapılmasının yeterli olduğu, ancak murisin mirasçısı ...'a bir mal verdiği iddiası olmadığı dikkate alındığında paylaştırmanın varlığından da söz edilemeyeceği, murisin sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunmadığı, dava konusu birden fazla taşınmazın davalıların murisine temlikinin bedelsiz, muvazaalı ve mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğu ancak muris tarafından ayrıca 13 57... parselin (yeni 41 37... parsel) davacı ...'a aynı resmi akit ile temlik edildiği, anılan davacı yönünden davanın reddi gerektiği, ayrıca dava konusu 41 37... parsel için bedele hükmedilmiş ise de pay temliki yapıldığı gözetilmeksizin taşınmazın tamamının bedeline hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesi ile davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekili süresinde temyiz isteminde bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı ile davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olduğu, her bir davacı yönünden dava değerinin HMK'nın 362/1-a fıkrasında yer alan tutarı geçmediği gerekçesi ile davalılar vekilinin temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R - 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirildiğinden, dava konusu 4 parça taşınmazda davalıların ayrı ayrı paylarının dava tarihindeki değeri 628.146,49 TL; davacı ...’nin 1/20 olan miras payına isabet eden değerin her bir davalı yönünden ayrı ayrı 31.407,32 TL, davacılar ... ve ...’ın 3/40 olan miras payına isabet eden değer her bir davalı yönünden ayrı ayrı 47.110,98 TL olup bu değerler dava tarihi esas alındığında da kesinlik sınırının altında kalmaktadır. Ne var ki, davacılardan ... ... ile aşamada ölen davacı ...’in 1/5 miras payına isabet eden değer ayrı ayrı 125.629,29 TL olup 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince eldeki davada dava tarihi itibariyle kesinlik sınırı nazara alındığında, anılan miktarın dava tarihi 2020 yılı itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin altında kalmadığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesinin 25.11.2025 tarihli ek kararının davacılar ... ... ve ... ... yönünden kısmen ORTADAN KALDIRILMASINA,
Davalıların, davacılar ... ... ve ... ... yönünden ileri sürdükleri temyiz itirazlarına gelince; Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 2.798,07 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.