Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6353 E. 2026/4214 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6353
- Karar No
- 2026/4214
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1835 E., 2025/1116 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/212 E., 2023/433 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R - Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların babası olan muris ...'ün 30.04.2020 tarihinde vefat ettiğini, ayrı annelerden olma davacı ile davalının kardeş olup muris ...'ün mirasçıları olduklarını, muris ...'ün dava konusu taşınmazları satış suretiyle davalı kızı ... ...'a devrettiğini, davalının kendisine ait bir gelirinin bulunmadığı gibi babasının mal varlığı ile geçimini sağladığını, dolayısıyla yapılan satış işlemlerinin gerçek bir satış değil bağışlama olduğunu, taraflarınca bilinen muvazaalı işlem konusu taşınmazların İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... I Blok 3 nolu bağımsız bölüm ile İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 27 75... parselde yer alan ... nolu bağımsız bölüm olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin her türlü hakları ve ayrı bir tenkis davası açma hakları saklı kalmak kaydı ile dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ..., I Blok 3 nolu bağımsız bölüm ile İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 27 75... parselde yer alan ... nolu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kayıtlarının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın yüzlerce gayrimenkule sahip olduğunu, bu davayı müvekkilini rencide etmek için açtığını, davacı tarafın tapu iptali talebinde bulunduğu taşınmazlardan ... I Blok No:3 adresinde bulunan taşınmazın müvekkiline ait olmadığını, taşınmazın müvekkilinin çocukları adına kayıtlı olduğunu, davanın husumet sebebiyle reddini talep ettiklerini, yine ...'de yer alan taşınmazın da müvekkiline ait olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların murisinin davalıya dava konusu taşınmazı devrederken, davacıya da İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 8 90... parsel nolu taşınmazda yer alan zemin kat 1 nolu bağımsız bölümü devrettiği, murisin tasarruf işlemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde mal kaçırmak amacı gütmediği, mal varlığını paylaştırma amacı güttüğü anlaşıldığından muris muvazaası bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı, alınan raporlar ve İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/115 Esas, 2022/273 Karar sayılı dosyası içerisindeki bilirkişi raporları değerlendirildiğinde, taşınmazların değerlerinin yakın olduğu, saklı paya her hangi bir tecavüzün de olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, 05.06.2023 tarihli ek karar ile; davalı vekilinin vekalet ücretinin düzeltilmesine ilişkin talebi reddedilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından vekalet ücretine hasren istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, 6100 sayılı HMK'nın 305/2. maddesinde ki"Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." düzenlemesi gözetilerek davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik tavzih talebinin reddine karar verilmiş olmasında da bir isabetsizlik olmadığı ancak dava esastan reddedildiğine göre, davada vekille temsil edilen davalı yararına keşfen belirlenen ve harcı ikmal edilen dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/(1) maddesi gereğince nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının doğru görülmediği, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeple yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve belirtilen gerekçelere, özellikle davacının İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararı istinaf etmediği, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden kurulan hükümde ise aleyhe bir durum yaratılmadığı anlaşıldığına göre davacı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik itirazlarına gelince; Mahkemece, yargılama aşamasında dava konusu taşınmazlar için keşfen saptanan toplam değerin 1.200.000,00 TL olduğu, bu değer üzerinden davacının 3/16 payına isabet eden miktarın ise 225.000,00 TL olduğu anlaşılmakla; bu değer üzerinden hesaplanacak vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki; anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının; hüküm fıkrasının 5 numaralı bendi çıkarılarak yerine 5 numaralı bent olarak "Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT gereğince takdir edilen 34.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine" cümlesinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.