Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6332 E. 2026/3424 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6332
Karar No
2026/3424
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2123 E., 2025/1727 K. İLK DERECE MAHKEMESİ:...4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/65 E., 2024/223 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava kadastro tespitinden önceki nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı vekili;...ili,...ilçesi, ... Mahallesi ...mevkiinde bulunan 1 80... parsel sayılı taşınmazın davacının babasının mülkiyetinde olduğunu, eski tapunun da davacının babasına ait olduğunu, murisin ölümünden sonra mirasçılar arasında yapılan rızai taksim sonucu taşınmazın davacıya kaldığını, taşınmazın o tarihten beri zilyetliğinin de davacıda olmasına rağmen söz konusu taşınmazın kadastro tespitinde Hazine adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiş, 12.06.2024 tarihli talep açıklaması dilekçesi ile de, taşınmazın tamamının tescilini talep etmiştir.

Asli müdahiller ... ve ...; dava konusu taşınmazın da aralarında bulunduğu birtakım taşınmazların babalarının vefatından sonra, aralarında kendilerinin de olduğu 7 kardeşe miras yoluyla intikal ettiğini, 26.05.1994 tarihli "Kardeşler Arasında Anlaşma Belgesi" ile dava konusu olan taşınmazın ......nin babası ... ..., davacı ve Selvinaz Demir'e kaldığını, rızai taksim yapıldıktan sonra da kendileri ve davacı olan kardeşleri tarafından dava konusu olan taşınmazın tarım için kullanıldığını, çekişmeli taşınmazın malik sıfatıyla taraflarınca ekilip biçildiğini belirterek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kendi adlarına tescil edilmesini talep etmişlerdir.

Davalı Hazine vekili; öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddini istemiş, esasa ilişkin olarak ise zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.06.2019 tarih, 2019/32 Esas, 2019/368 Karar sayılı kararıyla; dava konusu yerin ilk tesis kadastrosunun 30.01.2009 tarihinde yapıldığı ve tespitin kesinleştiği, 10 yıllık hak düşürücü sürenin 30.01.2009 tarihinde dolduğu, davanın ise 31.01.2019 tarihinde açıldığı, 30.01.2009 tarihinin resmi tatile denk gelmediği gibi 30.01.2019 tarihinin de resmi tatile gelmediği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 03.06.2020 tarihli, 2019/1954 Esas, 2020/337 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 341. maddesi kapsamında kesin olduğundan bahisle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 02.06.2022 tarih, 2021/4654 Esas, 2022/4413 Karar sayılı kararıyla; 7251 sayılı Kanun’un 53. maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesinin gerekçesinde de açıkça belirlendiği üzere, bu madde ile mevzu davaların mülkiyet hakkına doğrudan tesirinden ötürü ehemmiyeti gereği miktar ve değerine bakılmaksızın kanun yolu incelemesine tabi tutulması gerektiği, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken dava değeri dikkate alınarak istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle temyiz itirazının kabulü ile kararının bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2022 tarih, 2022/1479 Esas, 2022/1470 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmazın tespitinin 31.12.2008 tarihinde askıya çıktığı, 30 günlük askı ilan süresinin 30.01.2009 tarihinde dolması nedeniyle kesinleştirme işleminin 31.01.2009 tarihinde yapılması gerektiği halde, Kadastro Müdürlüğü tarafından askıya çıkarılan ilk gün hesaba katılarak çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tutanağının 30.01.2009 tarihi itibariyle kesinleştirildiği, kesinleştirme tarihinde hataya düşülmesinin sonuca etkili olmayacağı, çekişmeli taşınmazın kadastro tespiti 31.01.2009 tarihi itibariyle kesinleştiğinden eldeki davanın 3402 sayılı Kanun’un 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan 31.01.2019 tarihinde açıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmiştir.

Kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli, 2023/179 Esas, 2023/89 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın bir bütün halinde Devlet elinde bulunan arazilerle benzerlik göstermediği, şahsa münhasır taşınmazlar ile benzerlik göstermekte olduğu, dava konusu taşınmazın gösterilen sınırları dâhilinde zemin toprak yapısı bakımından komşu şahıs parselleri ile farklılık tespit edilemediği, taşınmazın davacının babası ... ...'ün mülkiyetinde olduğu, murisin ölümünden sonra mirasçılar arasında yapılan rızai taksim sonucunda taşınmazın davacıya kaldığı, murisin ölümünden sonra bir süre davacının kardeşi ... ...'ün taşınmazı kullandığı, kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar zilyetliğin nizasız bir şekilde devam ettiği 2010 yılında ... ...'ün taşınmazı kullanmayı bıraktığı, taşınmazın o tarihten beri zilyetliğinin de davacıda olduğu, eklemeli bir şekilde taşınmaz üzerinde zilyetliğin mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 80... parsel sayılı taşınmazda Hazine adınına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2024 tarih, 2023/1818 Esas, 2024/174 Karar sayılı kararıyla; davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı tam olarak belirlenmeden esastan karar verildiği gibi, Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmiş, ikinci kez kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın davacının babası ... ...'ün mülkiyetinde olduğu, murisin ölümünden sonra mirasçılar arasında yapılan rızai taksim sonucunda taşınmazın davacı ve asli müdahillere kaldığı, murisin ölümünden sonra bir süre davacının kardeşi ... ...'ün taşınmazı kullandığı, kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar zilyetliğin nizasız bir şekilde devam ettiği ve zilyetliğin terkinin söz konusu olmadığı, davacının dava dilekçesinde ve 12.06.2024 tarihli talep açıklama dilekçesinde taşınmazın tamamının adına tescilini talep etmiş olsa da bu taşınmazda rızai taksim sözleşmesi gereğince 1/3 hisse yönünden hakkının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne taşınmazın ... adınına olan tapu kaydının iptali ile 1/3 hissesininin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısmın Hazine üzerinde bırakılmasına, asli müdahale talebinin hak düşürücü süre sebebiyle reddine karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin kararını benimsemek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden; 2008 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda;...ili,...ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1 80... parsel sayılı 1715,85 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ve ileride ekonomik yarar sağlanması mümkün yerlerden olup mülkiyet iddiasında bulunulmadığı, malikinin tüm araştırmalara rağmen bulunamadığından tarla vasfıyla davalı Hazine adına 17.09.2008 tarihinde tespit yapıldığı, ilan süresi içerisinde dava açılmadığından kadastro tespitinin 31.12.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Ne var ki; Mahkemece yazılı şekilde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 80... parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile 1/3 hissesininin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısmın Hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Bilindiği üzere; 4721 sayılı TMK'nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Kanunda açıkça belirlendiği üzere zilyetliğin fasılasız sürmesi, bu anlamda tespit gününe değin iktisaba elverişli süreye ulaşana kadar zilyetliğin terk edilmemesi ön koşuldur.

Şöyle ki; dava konusu 1 80... parsel sayılı taşınmaz mahalinde 12.07.2023 tarihinde kaldırma kararı öncesi yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin bir kısmı taşınmazı kimin ekip biçtiğini bilmediklerini, davacı tanıklarının bir kısmın da ... ... vefat ettikten sonra taşınmazı ... ...'ün ekmeye devam ettiğini, ... ... göçtükten sonra ekim yapılmadığını beyan etmiş, 11.07.2024 tarihinde kaldırma kararı sonrasında yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, taşınmazı, davacının babası ... ...'ün, ondan sonra da mirasçılarının kullandığını, sonrasında ise kullanmayı bırakıp İstanbul'a gittiklerini, bir müddet burayı ekip biçmediklerini, ancak tarlalarını terketmediklerini, tarlalarına sahip çıktılarını ama kimseye icara vermedilerini, bu nedenle taşınmazın boş kaldığını, keşifte dinlenen davacı tanığı da; taşınmazın ... ...'ün oğlu ... ... tarafından kullandığını, ...'in...Merkeze göçmesiyle burayı kullananın kalmadığını beyan etmiş olup davacı dava konusu taşınmaza zilyet olduğunu gerek mahalli bilirkişi beyanları, gerekse tanık beyanları ile ispat edemediği gibi tahrir kaydının zemine uyması halinde dahi zilyetlik belgesi niteliğinde bulunduğu ancak tek başına mülkiyet kazanımı için yeterli olmadığı, tahrir kaydının zilyetlik ile birleşmesi gerektiği, bu durumda davacı tarafça, dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetlik iddiasının tespit tarihi itibariyle ispat edilemediği anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Davalı Hazine vekilinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun′un 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın...4. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6332, K. 2026/3424, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-6332-e-2026-3424-k-4df1a286770d