Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6318 E. 2026/4371 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6318
Karar No
2026/4371
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1659 E., 2025/1955 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli (Konya) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/234 E., 2025/64 K.

Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir. Davacı; maliki olduğu 1 01... ve 7 parsel sayılı taşınmazların, oğlu davalı ...’ün aldatması, yaşlılığından, eğitimsizliğinden, tecrübesizliğinden ve oğlu olması nedeniyle kendisine duyduğu güvenden faydalanması suretiyle muvazaalı olarak arkadaşı olan davalı ...’e devrini sağladığını, onun da alım gücü olmayan diğer davalı ...’a muvazaalı olarak temlik ettiğini, halen kullandığı ve tek mal varlığı olan arsaları üzerinde bulunan ancak tapu kaydı yapılmamış evinin tapusunu çıkartacağı bahanesiyle davalı oğlu tarafından önce sağlık raporu almak üzere hastaneye, ardında da tapu müdürlüğüne götürüldüğünü, geçmişten bu yana psikiyatrik ve nörolojik birtakım hastalıklara sahip yaşlı bir kimse olması nedeniyle işlemin geçersiz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ve adına tesciline, olmazsa zararının tespitiyle zarar tarihinden itibaren işleyecek bedelin faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ...; isnat edilen eylemlerin hiçbirisini kabul etmediğini, taşınmazın boş arsa olarak 3. kişiden satın alındığını, bedeli kendisinin ödediğini, taşınmazlara yapılan evi de kendisinin yaptığını, temlik tarihinde davacının fiil ehliyeti bulunduğunu, sağlık raporu alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; diğer davalıdan tapu kayıtlarına güvenerek satın aldığını, herhangi bir muvazaa bulunmadığını, iyi niyetli olduğunu, taşınmaz alabilecek ekonomik gücü bulunduğunu, davalı ...'ın kayınbiraderi olup aradaki akrabalık bağını da kullanarak bir süre taşınmazı kullanmaya devam etmesine müsaade ettiğini, taşınmazı kullandığı süre için kendisine kira ödemeyi taahhüt ettiğini ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, iyi niyetini suistimal ederek taşınmazı boşaltmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; taşınmazı davalı ... ile anlaşarak satın aldığını, muvazaanın söz konusu olmadığını, iyiniyetli olduğunu, davacının dava konusu işlemlerin yapıldığı tarihlerde fiili ehliyetini etkileyen herhangi bir akıl hastalığı bulunmadığını, iddiaların çelişkili olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... yönünden davanın pasif husumetten reddine, diğer davalılar yönünden ise Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan alınan 23.10.2024 tarihli rapora göre davacının akit tarihlerinde hukuki ehliyeti haiz olduğunun saptandığı ve davacının, iradesinin fesada uğratıldığını ispat edemediğinden davanın esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ehliyetsizlik iddiasının ispat edilemediği, davacı tarafça irade sakatlığının ne zaman öğrenildiğine yönelik bir hususun bildirilmediği, dinlenen tanık beyanlarından öğrenmeye ilişkin açık bir tarih belirtilmediği, davalıların da aksini ispatlayamadığından davanın bir yıllık hak düşürücü süre içine açıldığı, dosya kapsamından taşınmazın davalı ...’ün davacıyı aldatıp yönlendirmeleriyle davalı ...'e temlik edildiği, ...’in davalı ...'ün tanıdığı esnaf arkadaşı olduğu, yine taşınmazı davalı ...'ün vekilliğinde ...'ün kayınbiraderi kayıt maliki ...'a devrettiği, her ne kadar davalı ... tarafından taşınmazların kendisine ait olduğu yönünde inançlı işlem savunmasında bulunulmuşsa da savunmasını yazılı belgeyle de ispatlanmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.2. maddesi gereğince kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R - Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle her ne kadar karar başlığında davalı “...” ... “...” şeklinde yazılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak tespit edilip yanlışlığa işaret edilmekle yetinilmiş olmasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 66.894,50 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'den ve 66.894,50 TL'nin davalı ...'den ve 66.278,50 TL'nin davalı ...'tan ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6318, K. 2026/4371, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-6318-e-2026-4371-k-3406178b823a