Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6046 E. 2026/4187 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6046
- Karar No
- 2026/4187
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1219 E., 2025/2480 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/217 E., 2023/485 K.
Dava, muris muvazaası hukuki sebebine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir. Davacılar; muris babaanneleri ...'ın mirastan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesindeki 11 95... parseldeki 98 nolu dükkan vasfındaki bağımsız bölümü ölümünden önce davalı kızına sattığını, resmi senette gösterilen bedel ile satış tarihindeki değer arasında fahiş fark olduğunu, bedel ödenmediğini, murisin terekesinden bedelin çıkmadığını, dava konusu taşınmazın çok değerli olduğunu, murisin ev hanımı, eşinin de emekli memur olduğunu, devir tarihinde murisin taşınmaz satma ihtiyacı olmadığını, emekli polis memuru olan davalının da alım gücü bulunmadığını, muris ve halalarının davacıları ve annelerini dışladıklarını, babaları ...'in ölümü sonrasında kendilerine sözlü ve fiziksel olarak şiddet uygulandığını ileri sürerek tapu kaydının payları oranında iptali ile adlarına tescilini, olmazsa tenkisini istemişlerdir.
Davalı; iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu, davalı ve eşinin 19 94... yılında iki kez at yarışlarında büyük ikramiyeyi kazandıklarını, alım güçleri olduğunu, ikramiyenin 22.000.000.000 TL olduğunu, davalının bu sayede 10 dükkan aldığını, murisin dava konusu taşınmazı ... Bankası'ndan ihale yoluyla satın aldığını, ihale bedelinin 1995 yılında 3 seferde banka yoluyla murise ve murisin isteğiyle bir kısmının da davacıların babası ...'e gönderilerek davalı ve eşi tarafından ödendiğini, dönem dönem murise ve oğlu ...'e elden borç da verildiğini, bedeli 1995'te ödenmesine rağmen davalının Ankara’da yaşaması, çalışması ve çocuklarının küçük olması sebebiyle tapu devrinin ancak 2004 yılında İstanbul'a gittiğinde yapıldığını, devir tarihinde davacıların babasının sağ olup satıştan haberi ve rızası olduğunu, murisin terekesinde dava konusu dükkandan çok daha değerli olan ...'de lüks bir daire ve ...'de bir fabrikanın 1/5 hissesini bıraktığını, davacıların bu taşınmazlardan paylarını 2012 yılında 73.000 Amerikan doları olarak aldıklarını, murisin hemşirelikten, eşinin de ...Depo Müdürlüğünden emekli olup varlıklı olduklarını, Diyarbakır'ın en ...ortak olduklarını, murisin ölümü öncesi geçirdiği beyin kanaması sonucundaki tedavi masrafları için çekilen yaklaşık 165.000,00 TL kredi borcunun dahi davacıların miras paylarından mahsup edilmediğini, halaları tarafından ödendiğini, davacıların murisin ölümünden 11 yıl sonra kötüniyetle açtıkları davada tenkis istemi yönünden 1 ve 10 yıllık hak düşürücü sürelerin de geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; devir tarihi olan 2004 yılında davacıların babası ... ...'ın sağ ve işlemden haberdar olduğu, muris ve davacıların babası arasında husumet bulunmadığı, bedelin bir kısmının davacıların babasına gönderildiği, muristen mirasçılara intikâl eden başka taşınmazlar bulunduğu, davalının alım gücünün olduğu, murisin gelecekte ölecek oğlundan olan torunlarından mal kaçırma iradesiyle hareket ettiğinin ispatlanamadığı, murisin oğlunun ölümünü öngörerek torunlarından mal kaçırma amacıyla hareket etmesinin mümkün olmadığı, bedel ve değer arasındaki farkın tek başına muvazaayı ispatlamadığı, murisin ölüm tarihi olan 2011 yılından dava tarihi 2022 yılı arasında tenkis bakımından TMK'nın 571. maddesindeki 1 ve 10 yıllık hak düşürücü sürelerin de geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu devir tarihinde davacıların babası ve murisin tek oğlu ...'in sağ olduğu, murisle ...'in görüştükleri ve aralarında husumet olmadığı, muris ile davacılar arasındaki husumetin babaları ...'in ölümünden sonra ortaya çıktığı, murisin diğer taşınmazlarının da mirasçılarına intikâl ettiği, davalının ödeme savunmasının tanık beyanları ve sunduğu dekontlar ile uyumlu olduğu ve yöntemince ispat edildiği, murisin mal kaçırma amaçlı hareket ettiğinin davacılar tarafından ispatlanamadığı, tenkis bakımından da 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından adli yardım istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda adli yardım istemi ile temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R - Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacılar vekili kararı adli yardım talepli temyiz ettiği ve adli yardım talebi kabul edildiğinden; başlangıçta alınmayan 3.033,70 TL temyiz başvuru harcı ile 732,00 TL onama harcı olmak üzere toplam 3.765,70 TL harcın temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.