Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6021 E. 2026/322 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6021
- Karar No
- 2026/322
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/623 E., 2025/2028 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-
Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı; dava konusu 200 27... parsel sayılı taşınmazdaki payını imar planındaki amacına uygun olarak kullanılması şartıyla davalı ...'ye bağış suretiyle devrettiğini, ancak taşınmazın devrinin üzerinden uzun süre geçmesine rağmen hala boş vaziyette bulunduğunu, üzerine imar planındaki amacına uygun hiçbir inşaat yapılmadığını, bağıştan rücu şartlarının oluştuğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile payının adına tescilini istemiştir.
Davalı ... vekili; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, taşınmazın kayıtsız şartsız ve bedelsiz olarak davalı Belediyeye hibe edildiğini, bağıştan rücu şartlarının oluşmadığını, hibe tarihinden bugüne kadar amacına aykırı bir kullanım bulunmadığını, taşınmazın kamu yararına kullanılacağının açık olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, resmi senette temlikin kayıtsız ve şartsız olduğu belirtilmişse de davalı ... tarafından tapu devri için verilen yetki belgesinde payların imar planındaki amacına uygun kullanılmak şartıyla bağışlandığının anlaşıldığı, ancak aradan geçen uzun süreye rağmen yapılan taşınmaz üzerine herhangi bir okul binası yapılmadığı, bağış koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının imar planındaki amacına uygun olarak kullanmak şartı ile hibe ettiği taşınmazda aradan geçen uzun süreye rağmen amacı imar planındaki doğrultusunda kullanılmak üzere herhangi bir yapılaşmaya gidilmediği, davacının, taşınmazın bağış amacına uygun olarak kullanılmayacağını daha öncesinden öğrendiğine ilişkin davalı tarafça bir delil de sunulmadığından davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığına yönelik savunmanın ispatlanamadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 200 27... parsel sayılı taşınmazdaki 160/... payının tamamını 01.04.2015 tarihinde davalı ... Belediyesine bağış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; bağıştan dönme (rücu) bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye yürüyen (makable şamil) ve hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan şartlı (koşullu) veya yüklemeli (mükellefiyetli) şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece TBK'nın 291. maddesi uyarınca yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de TBK'nın 295. maddesinin 3. fıkrasına dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin ve kapsamının yerine getirilme zamanının tam olarak tespiti büyük önem taşır. Bu itibarla salt kullanılan sözlerin değil, tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki; dava konusu 200 27... parsel sayılı taşınmazın imar planındaki amacına uygun olarak kullanılmak şartıyla davalı belediyeye bağışlandığı, bağışlamanın yapıldığı 01.04.2015 tarihinden itibaren ve halen dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "mesleki ve teknik öğretim tesisi alanı ve yol" olarak planlı olduğunun bildirildiği, 14.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazda fiilen yol olarak kullanılan kısımların olduğu belirtildiği halde, Mahkemece bu yönden herhangi bir araştırma yapılmadığı, taşınmazın plandaki amacı doğrultusunda yol olarak kullanılan kısımlarının olup olmadığı, varsa yol olarak kullanılan kısmın dava konusu taşınmazın ne kadarlık bölümüne isabet ettiği hususu açıklığa kavuşturulmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca; bilirkişilerin katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılarak taşınmazın imar planında "mesleki ve teknik öğretim tesisi alanı ve yol" olarak planlandığı gözetilerek taşınmazda plandaki amacı doğrultusunda yol olarak kullanılan kısımlarının olup olmadığının, varsa taşınmazın ne kadarlık bölümüne isabet ettiğinin tespit edilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalı ... Başkanlığına iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.