Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5499 E. 2026/60 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5499
- Karar No
- 2026/60
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2688 E., 2024/2738 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ayancık Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/165 E., 2024/34 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; 1 67... , 1 70... , 1 80... , 1 85... , 11, 15... , 1 86... , 1 89... , 1 69... ve 14 parsel sayılı taşınmazların kök muris Halil’den kaldığını, anılan taşınmazlar için izaleyi şuyu davası açıldığını, davalı ...’ın kendisine 10.000,00 TL (mahkeme masraflarını ve avukatlık ücreti için) ödemeyi, süngüt yeri olarak bilinen 1 70... ve 1 85... parsel sayılı taşınmazları da kendisine vermeyi teklif ettiğini, teklifi kabul ettiğini, okur-yazar olmadığını, kendisine 10.000,00 TL’nin verildiğini ancak kararlaştırılan taşınmazlar yerine ekonomik değeri olmayan 1 89... ve 1 69... parsel sayılı taşınmazın verildiğini, senette şahitlik yapan eşinin de okur-yazar olmadığını, davalının kendisini aldattığını, kendisinin olduğunu düşündüğü 1 70... parsel sayılı taşınmaza ağaçlar diktiğini ve taşınmazı kendisinin kullandığını, davalının ödediği bedeli depo etmeye hazır olduğunu ileri sürerek davalı ...’a devredilen paylarının tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş; davacı vekili 06.06.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile 1 69... ve 14, 1 89... parsel sayılı taşınmazların müvekkiline verilmesi konusunda anlaşılmasına rağmen davalının 1 69... parsel sayılı taşınmazı uhdesinde bıraktığını, müvekkilini bu nedenle hileye uğrattığını, müvekkilini yanıltarak taksim anlaşması yaptırdığını belirterek davalı ...’a devredilen payların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini, olmazsa 1 69... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davacı ile davacının açtığı dava için 3.000,00 TL avukatlık ücreti, 10.000,00 TL de masraf ödenmesi, 1 69... ve 1 89... parsel sayılı taşınmazların da davacıya verilmesi konusunda anlaştıklarını, davacının kendisine isabet den yerleri kullandığını, 1 69... parsel sayılı taşınmazın süngüt yeri olarak bilindiğini, başka mirasçılardan da pay aldığını, davacının kandırılmadığını, anlaşarak işlem yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuş; aşamada davalı vekili, ıslahı kabul etmediklerini ve bir yıllık hak düşürücü süreninin geçtiğini bildirmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kendisine bırakıldığı düşüncesi ile süngüt yeri diye bilinen 1 69... parsel sayılı taşınmazı kullanmaya devam ettiği, dinlenilen tanık beyanlarının davacının iddialarını destekler nitelikte olduğu, okur yazar olmayan ve yaşı ileri olan davacının bu durumlarından yararlanılarak hileye uğratıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu ve esas teşkil eden miras taksimine ilişkin resmi akit içeriği gözetildiğinde, tanıklar huzurunda yapılan ve resmi şekil şartlarını haiz tapudaki taksim akdinin aksinin, her türlü şüpheden uzak yeter ve inandırıcı bir delil ile ispat olunamadığı, ihtilafa konu olan 1 69... parsel sayılı taşınmazın davacı tarafça kullanılmaya devam edilmesinin bu parselin de taksim de davacıya bırakıldığı yönündeki davacı iddiasını ispatlar mahiyette bulunmadığı, davacı yanca davada yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesiyle başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 1 67... , 1 70... , 1 80... , 1 85... , 11, 15, 27, 1 86... , 1 69... , 1 89... ve 1 69... parsel sayılı taşınmazlar ile dava dışı 1 85... parsel sayılı taşınmazda davacı 5/12, davalı 7/12 pay sahibi iken 06.08.2020 tarihinde yapılan taksim ile 1 67... , 1 70... , 1 80... , 1 85... , 11, 15, 27, 1 86... , 1 69... parsel sayılı taşınmazların davalı adına, 1 89... ve 1 69... parsel sayılı taşınmazların ise davacı adına tescil edildiği, 1 69... parsel sayılı taşınmazın 2020 yılında yapılan ifraz işlemi ile 1 69... ve 14 parsel sayılı taşınmazlara gittiği görülmüştür.
Bilindiği üzere; hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1 hükmünde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Hemen belirtmek gerekir ki, üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir (TBK md. 36/2).
Hile, her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def'i yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olayda, davacının, süngüt yeri olarak bilinen taşınmazın ve 1 89... parsel sayılı taşınmazın kendisine verilmesi, başka bir dava dosyasındaki mahkeme masrafları ile avukatlık ücretlerinin ödenmesi konusunda davalı ile anlaşmalarına rağmen davalının kendisini kandırdığını, süngüt yerini vermediğini, yanıltarak taksim sözleşmesi yaptırdığını ileri sürerek eldeki davayı açtığı, keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporundan süngüt yeri denilen taşınmazın eski 1 69... parsel, yeni 1 69... ve 14 parsel sayılı taşınmazlar olduğunun tespit edildiği, dinlenilen davacı ve davalı tanıklarının taksim sonrası davacının süngüt yeri diye bilinen taşınmazı kullandığı yönünde beyanda bulundukları, bir kısım davacı tanıklarının süngüt ve çayır evleği (1 89... parsel) denilen yerlerin davacıya verileceği hususunda tarafların anlaştıklarını beyan ettiği, tüm tanıkların beyanlarından da sabit olduğu üzere davacının anlaşma uyarınca kendisine verileceğini iddia ettiği yerler dışında bir yer kullanmadığı, yaşı, eğitim düzeyi, verilmesi kararlaştırılan taşınmazın ifraz edilmiş olması hususları tüm dosya kapsamında birlikte değerlendirildiğinde, süngüt yerinin davacıya verileceği kanısı ile taksim sözleşmesi yapılırken davacının iradesinin hile ile sakatlandığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, davalı tanığı ... davacının kamulaştırılan yer ile uğraşamayacağı için bu kısmı istemediği yönünde beyanda bulunmuş ise de davalı tarafından savunma olarak bildirilmeyen bu hususun dikkate alınması mümkün değildir.
Hâl böyle olunca; hile iddiasının sübut bulduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.