Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4753 E. 2026/2509 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4753
Karar No
2026/2509
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1643 E., 2024/1678 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/196 E., 2022/364 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Kadastro sonucu ... ili, ...ilçesi,...köyü çalışma alanında 2009 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli 1 95... parsel sayılı taşınmaz “ham toprak” vasfıyla davalı Hazine adına tespit görmüş, yapılan kadastro tespiti 27.05.2009-26.06.2009 tarihleri arasında ilan edilerek, itiraz edilmeksizin kesinleşmiş;

Davacı ... ve müşterekleri; irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır.

Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesi ile HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Ne var ki; davacılar, kendi aralarında yapmış oldukları taksim ile taşınmazı dört parçaya böldükleri şekilde kullandıkları iddiası ile dava açmışlar ise de dosyaya yansıyan taşınmaza ilişkin fotoğraflardan taşınmazın kullanımına ilişkin bir emare görülmediği, taşınmazda taşlılık problemi bulunduğu, taşınmazın içerisinde bulunan bağ omcalarının ve meyve ağaçlarının sayısı ve yaşları belirtilmediği gibi taşınmazın içerisinde bulunan ağaçların yerleri gösterilmemiş, davacılar eklemeli zilyetliğe dayandıkları halde davacılar ve murisleri adına senetsizden edinilen taşınmazlar tespit edilmemiş, dava konusu taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süre ve niteliği ile dava konusu taşınmazın tümü üzerinde davacılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmemiştir.

Hâl böyle olunca; mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu ve aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ile önceki keşiflere refakat etmeyen fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisleri bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait bulunduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından hangi tarihten itibaren hangi hukuki nedene dayalı olarak ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın davacıya murislerinden mi intikal ettiği, murislerinden intikal ediyor ise davacıya ne şekilde kaldığı, taksim, bağış, satış yollarından biriyle intikal edip etmediği, taşınmazın mirasçılar arasında yöntemine uygun şekilde taksim edilip edilmediği ve taksimen davacılara isabet edip etmediği hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalıdır.

Ziraat mühendisi kurulundan çekişmeli taşınmaz bölümü ile çevresindeki taşınmazlar arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmaz bölümünün niteliği, kullanım durumu, imar-ihya edilip edilmediği, edilmiş ise imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü itibariyle özel mülke konu olup olamayacağını belirtir şekilde taşınmaz bölümü üzerindeki bitki örtüsünü ve taşınmazın ne suretle kullanıma konu olduğunu açıklayan, taşınmazın ve çevresinin işaretlendiği, bitki desenini ve zirai durumunu, taşınmazın içerisinde bulunan ağaç ve bağ omcalarının sayıları ve yaşlarını taşınmazın içerisindeki yerleri gösterilmek suretiyle taşınmazın üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazı içerisinde kullanılmayan yer olup olmadığını bildiren, taşınmazın dört yanından çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.

Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden dava konusu taşınmazı kapsayan hava fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmaz bölümünün niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, başından itibaren mevcut sınırları dahilinde zilyet edilip edilmediğini, taşınmaz içerisinde kullanılmayan alan olup olmadığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirten ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesi istenilmelidir. Teknik bilirkişiden keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir krokili rapor alınmalıdır.

3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacı, mirasbırakanları ve mirasçıları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup varsa taraf oldukları dava dosyaları getirtilmeli, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalıdır.

Mahkemece, yukarıda değinilen hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile yetinilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4753, K. 2026/2509, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-4753-e-2026-2509-k-c0d1809993ce