Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3987 E. 2025/4089 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3987
Karar No
2025/4089
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/59 E., 2019/221 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı; davalı ..., . ve ölü ..’ün dava konusu 6 98... parsel sayılı taşınmazı kadastro çalışması yapılmadığı için 1970 yıllarda .. .. isimli kişiden haricen satın aldıklarını, taşınmaza 10 daire ve 6 dükkandan oluşan bina yaptıklarını, 1982 yılında kardeşi ..’e taksimen düşen ve en üst katta yer alan daireyi satın aldığını ve o günden itibaren kullandığını, 2-3 yıl kendisi oturduktan sonra taşınmazı kiraya vermek suretiyle kullandığını, .., .. ve ölü ..’ün 1982 yılında dava konusu taşınmazı .. Belediye Başkanlığından tekrar satın almak zorunda kaldıklarını, 1986 yılında kadastro çalışmaları yapılırken taşınmazın Belediye adına tescil edildiğini, buna itirazen dava açıldığını ve davanın kabul edilmesine rağmen infazının yapılmadığını, dava konusu taşınmazın 62... lik kısmını davalı ...’in tekrar Belediye’den satın aldığını, taşınmazın halen arsa vasfında olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile dava konusu taşınmazda kat mülkiyeti ve irtifakı tesis edilerek kendisine düşen meskenin adına tesciline, olmazsa bedelin ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı ..., .. ve ..; davacı amcalarının dava konusu daireyi satın aldığını, dairenin ona ait olduğunu ve bu doğrultuda kabul kararı verilmesi gerektiğini bildirmişlerdir.

Davalı ... ve Müzeyyen, davanın reddini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 05.02.2015 tarihli ve 2011/38 Esas, 2015/37 Karar sayılı kararıyla; davalı ... hakkında açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın HMK'nın 114/d maddesi gereğince pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 05.02.2015 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.02.2019 tarihli ve 2019/187 Esas, 2019/1238 Karar sayılı kararı ile; kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davacı ...’in tapu iptali ve tescil talebi hakkında verilen karara yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, davacının tapu iptali ve tescil talebi reddedildiği takdirde tazminat isteminde bulunarak terditli dava açtığı, davacının tapu iptali ve tescil talebi reddedildiğine göre tazminat isteminin değerlendirilmesi gerektiği, Mahkeme gerekçesinde davacının tazminat istemine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin 06.11.2014 tarihli celsede ''Müvekkilimin burayı satın aldığına dair yazılı belge yoktur haricen satın almıştır ödemenin nasıl yapıldığını ve satış bedelini bilmiyorum süre verilirse yazılı beyanda bulunacağız '' şeklinde beyanda bulunduğu, süre verilmesine rağmen beyan dilekçesi ibraz edilmediği, bozma sonrası 26.09.2019 tarihli celsede de ''Satışa ilişkin yazılı bir belgemiz yok. Kardeşler arasında geçen bir satış ilişkisi olduğu için belge ibraz edemiyoruz. Ödemeye ilişkin de ilgili bir yazılı belgemiz yoktur.'' şeklinde beyanda bulunduğu, terditli olarak açılan tazminat davasında bedelin ödenip ödenmediği, ödendiyse miktarının ne olduğuna dair uyuşmazlığı çözmeye yarayan delilin dosyada mevcut olmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davalılardan ... hakkında açılan tapu iptali-tescil ve terditli olarak açılan tazminat davasının reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın HMK’nın 114/d maddesi uyarınca pasif husumet yokluğundan reddine ilişkin hüküm Yargıtayca onandığından yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... yönünden tapu iptali ve tescilin reddine dair önceki kararın kesinleşmediğini, hüküm tekrarı yapılması gerektiğini, tazminatın hiç değerlendirilmemesi nedeniyle kararın bozulduğunu, davalı ...’in taşınmazı adına tescil ettirmesi nedeniyle bedelin ödenmesinin ondan talep edildiğini, davanın kadastro tespitine itiraz olmadığını, davalarının kadastro tespiti öncesinde yapılan binadan haricen satın alınan dairenin kat mülkiyeti kurularak arsa payı oranında müvekkili adına tescili olduğunu, davalı ... dışındaki diğer davalılar murislerinin dava konusu dairenin olduğu arsada payları olduğunu, murislerden ... ile ...’in bu binada kendilerine ait meskenleri olduğunu, kat mülkiyeti kurulmadığından sadece arsa tapusu olduğunu, dava konusu arsanın ... Belediye Başkanlığı adına tespit görmesinden sonra .., ... ve .. tarafından kadastro tespitine itiraz edildiğini, Mahkeme kararıyla anılanlar adına hükmen tescil kararı verildiğini, müvekkilinin meskeni kardeşi ...’den aldığını ve yıllarca kullandığını, buna dair belgelerin sunulduğunu, bu durumun davalı ...’ün bir kısım mirasçıları ile davalı ... tarafından kabul edildiğini, dosyaya sundukları tüm vergi beyanname belgeleri ile yapılan ödemelerin ... Belediye Başkanlığından ve ... Mal Müdürlüğünden getirtildiğini, ilk alımdan itibaren elektrik ve su aboneliklerinin müvekkili adına kayıtlı olduğunu, haricen satın almanın her türlü belge, kayıt ve tanık anlatımlarıyla ispat edilebileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 hükmü uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3987, K. 2025/4089, T. 30.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-3987-e-2025-4089-k-6a3d3f2425b4