Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3391 E. 2025/4034 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3391
- Karar No
- 2025/4034
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/624 E., 2025/239 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl davada davacılar vekili; ... ili .. ilçesi ... Mahallesi 8 33... parsel sayılı taşınmazın yarı yarıya ... ve ...’nin 60-70 yıldır zilyet ve tasarrufunda olmasına rağmen 1997 tarihinde yapılan kadastro tespit çalışmaları sırasında Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazı ıslah ederek tarım arazisi niteliğini kazandırdıklarını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile 1/2 oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemiş, 23.02.2016 tarihli duruşmada bilirkişi raporunda (A) ile belirtilen 10.465, 32... ’lik alan yönünden davayı geri aldığını, 11.12.2024 tarihli duruşmada ise Mardin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/550 Esas sayılı dosyası ile ... ... adına tescil edilen kısım yönünden davadan feragat ettiğini, (X), (Y) ve (Z) ile gösterilen kısımlar yönünden davanın geri alınması nedeniyle anılan kısımlar yönünden daha önce karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğinden (X), (Y) ve (Z) ile feragat edilen kısım dışında kalan kısımlar yönünden davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Birleştirilen davada davacı vekili; 8 33... parsel sayılı taşınmazın bir kısmını uzun süredir davacının kullandığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tescile karar verilmesini istemiş, 23.02.2016 tarihli duruşmada bilirkişi raporunda (F) harfi ile belirtilen ve son bilirkişi raporunda (E) harfi içerisine dahil edilen 5.5 00... 'lik kısmın davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine asıl ve birleştirilen davada; zilyetliğin ne şekilde oluştuğunun belli olmadığını, dava konusu taşınmazın kadastro tespiti sırasında tescil harici bırakılıp Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeni ile zaman aşımı zilyetliği ile kazanılamayacağını, taşınmaza yönelik zilyetlik 1992 yılından sonra olup bu halde dahi zilyetlik şartlarının tam anlamıyla oluşmadığını, taşınmazın tarıma elverişli olmayıp eğimli bir yapıya sahip olduğunu, kayalık ve taşlıklardan oluştuğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.09.2009 tarihli 2007/198 Esas, 2009/641 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 8 33... parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi ........’un 22.04.2009 tarihli raporu ve krokisinde (D) harfi ile gösterilen 42.827, 85... miktarındaki kısmının ve (F) harfi gösterilen 41.312, 15... 'lik kısmının tapusunun iptali ile asıl davada davacılar adına, (E) harfi ile gösterilen 23.904, 06... miktarındaki yerin tespit gibi aynı parsel 8 33... parsel numarasında bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.05.2010 tarihli ve 2009/6695 Esas, 2010/2388 Karar sayılı kararıyla eksik araştırma yönünden kararın bozulduğu, Mahkemenin 23.02.20 16... /804 Esas, 2016/253 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne, 8 33... nolu parselde fen bilirkişileri ..... ve ... ... raporunda ve krokisinde (E) harfi ile belirtilen 92.078, 71... kısmın tapu kaydının iptali ile asıl davada davacılar adına tesciline, (A) harfi ile gösterilen 10.465, 35... kısımın davacılar tarafından davanın HMK'nın 123. maddesi gereği geri aldığından bu talep hakkında esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, (F) harfi ile belirtilen 5.500, 03... kısmın tapu kaydının iptali ile birleştirilen davada davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Kararın Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.02.20 20... /18220 Esas, 2020/669 Karar sayılı kararı ile eksik araştırma nedeniyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davanın kısmen kabulü ile 5 22... parselde fen bilirkişisi ... .... 20.12.2024 tarihli ek raporuna ekli krokide (D) ile gösterilen 25.011, 34... kısmın ve (F) ile gösterilen 41.312, 15... kısmın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile ayrı ada-parsel numarası verilmek sureti ile 1/2 payının ... adına, 1/2 payının ... mirasçıları adına tesciline; (A1) ve (X) ile gösterilen kısım haricinde kalan kısmının feragat nedeni ile reddine; (X), (Y) ve (Z) ile gösterilen kısımlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına; (A), (B), (C) ve (E) kısımları ile gösterilen kısımlar yönünden davanın reddine, birleştirilen davanın kabulü ile krokide (F1) ile gösterilen 5.500, 03... 'lik kısmın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile ayrı ada-parsel numarası verilmek sureti ile davacı ... adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın tamamen kayalık, taşlık ve kıraç arazi niteliğinde olduğu, özel mülkiyete konu arazilerden olamayacağı, dolayısıyla imar ve ihya suretiyle mülkiyetinin elde edilemeyeceği, imarlı taşınmazlar olduğundan davanın tümden reddi gerektiğini; bilirkişi raporlarında davacı tarafın dava konusu taşınmaz üzerinde imar ve ihya suretiyle istikrarlı bir tarım faaliyeti (kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği) tespit edilemediği, ihyanın tamamlandığı tarihin belirlenmediği, jeodezi ve zirai bilirkişi raporlarında taşınmazın (D), (F) ve (F1) ile gösterilen kısımlarında her ne kadar uzun yıllara dayalı tarımsal faaliyet ve imar-ihya çalışması bulunduğu ifade edilmiş ise de 20 04... yıllarına ait uydu görüntülerinde davalı taşınmazın genel itibariyle kayalık bir formda olduğu, bazı kısımlarının sürülmüş olmasının nitelikli anlamda tarımsal faaliyet ve imar-ihya çalışması olarak değerlendirilemeyeceği, davanın 10 yıllık süre geçtikten sonra açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava ve birleştirilen dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; .. ili ... ilçesi ... Mahallesi 8 33... parsel (yeni 15 22... ) sayılı 128.675, 92... miktarlı ham toprak nitelikli taşınmazın 1992 yılında yapılan kadastro çalışmalarında senetsizden 3402 sayılı Kanun'un 18. maddesi gereğince ileride tarıma elverişli hale getirilip ekonomik yarar sağlanacak yerlerden olduğu belirtilmekle Hazine adına tespit edildiği, tespitin dava açılmadığından 01.05.1997 tarihinde kesinleştiği, yargılama sırasında taşınmazın ifraz ile 15 22... parsel sayılı 117.605, 37... nitelikli taşınmaz olduğu, eldeki asıl davanın 26.04.2007 tarihinde ve birleştirilen davanın 27.04.2007 tarihinde açıldığı, bozma ilamlarında belirtildiği üzere taşınmazın imar-ihyaya muhtaç yerlerden olduğu, 3402 sayılı Kanun’un 14. ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların tespit tarihine kadar davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin kesin olarak belirlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacılar ve murisleri adına senetsizden kayıtlı taşınmazların sorulduğu, dava olmadığı belirtilmekle bir kısım taşınmaz kayıtlarının gönderildiği, ancak kuru-sulu ayrımı yapılmadığı gibi komşu taşınmazların dosya arasına alınan tespit tutanakları ve Mahkeme kararı ile adlarına başka kayıtların da bulunduğu gözetildiğinde usulüne uygun bir senetsiz araştırması yapılmadığı, kaldı ki 06.10.2010 tarihinde birleştirilen davada yapılan keşifte taşınmazda buğday anızı olup yer yer kayalık olduğu, büyük çoğunluğunun tarım arazisi olduğunun gözlemlendiği, asıl davada yapılan 18.03.2009 tarihli keşifte de taşınmazın büyük kısmının kayalık ve taşlık niteliğinde olduğu, yer yer eğimin yüzde otuz civarında, zeminin engebeli arazi olduğu, yükseltilerin arasında vadi şeklinde uzanan yerlerde ekim yapıldığının belirtildiği, aynı şekilde 27.05.2013 tarihli keşifte taşınmazın bir bölümün taşlık ve kayalık olduğu, arpa ekili kısım bulunduğu, ekili alanda da irili ufaklı taşların gözlemlendiği, 26.03.2021 tarihli keşifte arazinin çoğunun sürülü olduğu, toprakla karışık taşlık zemin olduğu, etrafında ve çevresinde yer yer temizlenmiş yığıntıların olduğu, birleştirilen davada davacı ...’nın kullandığı belirilen yerin ise taşlık ve kayalık olup gelişigüzel kendiliğinden çıkan ot ve çayırların olduğu, tarımsal faaliyet olmadığının gözlemlendiği, 22.04.2024 tarihli keşifte ise (A) ile gösterilen kısmının sürülü olduğu, üzerinde tarımsal faaliyet olduğu, (F) ile gösterilen kısmının sürülü olduğu, (E) ile gösterilen kısmında ise sürülü ve buğday ekili olduğunun gözlemlendiği, dosya arasına alınan komşu 8 33... parsele uygulana 19 37... nolu vergi kaydında batı ve kuzey hududunun kayalık ve taşlık okunduğu, her ne kadar 23.09.2013 tarihli Jeodezi ve Fotgrametri Mühendisi Abdulvahap Irmak'ın raporunda 1954, 19 73... tarihli hava fotoğraflarında (A), (E), (F) alanlarında tarımsal faaliyet olduğu belirtilmiş ise de 13.10.2014 tarihli 3 kişilik ziraat bilirkişi raporunda (A), (E), (F) alanına ilişkin çoğu kısmının kısmen işlenmiş olduğu, alandaki tarımsal gözlemler sonucu tarım arazisi vasfını kazanmadığı, ekonomik olarak tarım yapılamayacağı ve imar-ihya çalışmalarının devam ettiğinin bildirildiği, 19.11.2021 tarihli farklı ziraat bilirkişilerinden alınan raporda, birleştirilen davada davacı ...’ın kullanımında olduğu belirtilen yerin doğal bitki örtüsü ile kaplı çok taşlık ve yer yer ana kayanın göründüğü tarım arazisi olmayan hali arazi durumunda olduğu, ekli fotoğraftan da aynı şekilde görüldüğü, asıl davada davacıların kullandığı belirtilen kısma ilişkin doğu ve güney kısmı az taşlı, kuzey-batı kısmı yoğun taşlı ve yer yer kayalıklı olduğu, imar ihyanın tamamlanmadığı belirtilmekle ekli fotoğraftan da aynı şekilde görüldüğü, Jeodezi ve Fotogrametri mühendisi .... raporunda 1973, 19 84... yıllarında birleştirilen dava davacısının kullandığı iddia edilen kısımda tarımsal faaliyet ve imar-ihya olmadığı, asıl davada dava konusu yerde ise 1973 yılında tarımsal faaliyet başlamakla imar-ihya çalışmalarının 1984'te dahi devam ettiği; hükme esas alınan 20.12.2024 tarihli raporda belirtilen kabul kapsamına alınan (D), (F) ve (F1) harfi ile gösterilen kısma ilişkin Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisi ... ..... 14.10.2024 tarihli raporunda 1954, 1973, 19 84... yıllarında tarımsal faaliyet ve kullanım bulunduğu, imar-ihyanın 1973 öncesinde tamamlandığı bildirilmiş ise de rapora ekli hava fotoğraflarında bahsi geçen kısımların taşlık-kayalık vaziyette olduğunun çıplak gözle dahi görüldüğü belirtilmekle bahsi geçen raporlar, keşif gözlemleri ve keşifte çekilen fotoğraflar birlikte değerlendirildiğinde 1972 tarihi itibariyle imar-ihya çalışmalarının tamamlandığından bahsedilemeyeceği açıktır.
Hal böyle olunca; asıl davada 20.12.2024 tarihli ek rapora ekli krokide (D) ile gösterilen 25.011, 34... kısım ve (F) ile gösterilen 41.312, 15... kısım ile birleştirilen davada krokide (F1) harfi ile gösterilen 5.500, 03... kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Mardin 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
25.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.