Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4028 E. 2025/4026 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4028
Karar No
2025/4026
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2008/294 E., 2016/669 K.

Mahkeme kararı davacı ... ve arkadaşları vekili ile davacı ... ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar; çekişmeli 173 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına hükmen tescil edildiğini; ancak taşınmazın iskanen miras bırakanlarına tevzi edildiğini, bu hususta tapu kayıtlarına dayandıklarını beyanla tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuşlardır.

II. CEVAP Davalı ...; çekişmeli 173 parsel sayılı taşınmazın hükmen tesciline esas Kadirli 1. Kadastro Mahkemesinin 1989 Esas, 1991/101 Karar sayılı dosyasına tutunarak kesin hüküm itirazında bulunmuş, davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Mahkemece, davacılar ..., ........., ..., ..., ..., ..., ......., ..., ... ... ve müdahil davacı ...'nun 02.03.2014 tarihli duruşmaya katılmadıkları, bu nedenle adı geçenlerin davalarının işlemden kaldırıldığı ve süresi içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle davalarının açılmamış sayılmasına; davacılar ... ve diğerlerinin davası yönünden ise dayanak iskan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazın iddiaya konu bölümünü kapsadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 28.000 metrekare, (C) harfi ile gösterilen 25.000 metrekare, (D) harfi ile gösterilen 25.000 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümlerinin tapu kayıtlarının iptali ile hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 14.12.2007 gün, 2007/3227 Esas, 2007/4803 Karar sayılı kararıyla: ''Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için kesin hüküm olduğu öne sürülen hükmün dayanağı dava dosyasının getirtilip incelenmesi, bundan sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi ile tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde dava konusu 173 parsel sayılı taşınmaz başında keşif yapılması, kadastro paftasının ölçeği ile kesin hüküm olduğu öne sürülen ilamın dayanağı haritanın ölçekleri eşitlendikten sonra haritalar çakıştırılarak yerine uygulanması, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılması, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınması, kesin hüküm olduğu öne sürülen ilamın dayanağı haritanın dava konusu 173 parsel sayılı taşınmaza ait olup olmadığı duraksamasız belirlenmesi, sözü edilen hükmün kesin hüküm olmadığı saptandığı takdirde güçlü delil niteliğinde olduğunun düşünülmesi, güçlü delilin aksinin de daha güçlü delillerle kanıtlanabileceğinin dikkate alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması'' gereğine değinilerek kararın bozulmasına hükmedilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu; 1- Kadirli 1. Kadastro Mahkemesinin 1989/99 Esas, 1991/101 Karar sayılı dava dosyasına konu olan taşınmaz ile eldeki davada dava konusu olan ... Köyü 173 parselin aynı taşınmaz oldukları, her iki davanın konusunun aynı olduğu, davacıların murisleri olan ..., ... ..., ... ... ve ... ... mezkur Kadastro Mahkemesi dosyasında taraf olarak yer aldıkları ve Mahkemece adı geçenlerin taleplerinin zilyetlik süresinin dolmadığından bahisle reddedildiği, dolayısıyla iş bu kararın anılan muris ve eldeki davada davacı olan mirasçıları açısından kesin hüküm teşkil ettiği, bu haliyle davalının kesin hüküm itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla davacılardan muris... mirasçısı ... ..., muris ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'ın ve muris ... .. mirasçıları ..., ..., ..., ... .. ve ...'ın davalarının kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.

2- Davacılar ..., ........., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ....... ve müdahil davacı ...'nun 02.03.2014 tarihli duruşmaya katılmadıkları, bu nedenle adı geçenlerin davalarının işlemden kaldırıldığı ve süresi içerisinde yenilenmediği anlaşılmakla adı geçenlerin davalarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ... ve diğerleri vekili ile ... ve diğerleri vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 1- ... ve diğerleri vekili; davacılar aleyhine davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ancak tüm duruşmalarda vekil vasıtasıyla temsil edilen davacıların duruşma salonu küçük olduğundan bazı duruşmalarda salona alınmadıkları, koridorda kabul edilen tarafların duruşmaya katılmamış sayılamayacakları, bu nedenle kararın isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasını talep etmiştir.

2- ... ve diğerleri vekili; Mahkemece kesin hüküm olarak kabul edilen Kadirli 1. Kadastro Mahkemesinin 1989 Esas, 1991/101 Karar sayılı dava dosyasında davacılar yahut onların murisleri hakkında hüküm verilmediği, bu kişilerin iddialarının inceleme konusu yapılmadığı, bu sebeple anılan kararın müvekkilleri aleyhine kesin hüküm teşkil etmediği gerekçesiyle temyiz isteminde bulunmuştur B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 1. Kadastro sonucunda, .. ili, ... ilçesi, ...... köyü çalışma alanında bulunan 173 parsel sayılı taşınmaz Hazineye ait 1952 tarih, 73 sayılı tapu kaydının içerisinde kaldığı, zilyetleri lehine iktisap koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle Hazine adına tespit ve hükmen tescil edilmiştir. Davacılar murislerinden intikal eden ve iskan suretiyle oluşan tapu kayıtlarına dayanmış, davalı ... ise taşınmazın hükmen tesciline esas dava dosyasına tutunarak davanın reddini savunmuştur. 2. Davacılar ..., ... ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... .... ve müdahil davacı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına dair kararın usul ve yasaya uygun olduğu, adı geçenlerin aynı istikamette önceki kararı temyiz etmedikleri, taraflardan herhangi biri yararına kazanılmış hak durumu oluşturan hususların yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla adı geçenlerin vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3. Davacı ... ve diğerlerinin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece davanın yazılı şekilde reddine karar verilmiş ise de bozma gerekleri yerine getirilmediği gibi yapılan araştırma ve inceleme de yeterli değildir. Davalı Hazinenin tutunduğu Kadirli 1. Kadastro Mahkemesinin 1989 Esas, 1991/101 Karar sayılı kesin hüküm olduğu öne sürülen ilamın dayanağı haritanın dava konusu 173 parsel sayılı taşınmaza ait olup olmadığı yönünden poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden istifade edilmek suretiyle yöntemince uygulanmamıştır. Öte yandan; aşamalarda davacılar ile davalı Hazinenin dayanağı olan dava dosyasında adı geçen davacılar arasında akdi yahut irsi ilişki üzerinde durulmadığı gibi, eldeki davada davacıların iskan tapu kayıtlarına dayandıkları, sözü edilen dava dosyasında ise zilyetlik hükümleri uyarınca uyuşmazlığın çözümlendiği anlaşılmakla, davalı Hazinenin tutunduğu Kadirli 1. Kadastro Mahkemesinin 1989 Esas, 1991/101 Karar sayılı dava dosyasının eldeki uyuşmazlık yönünden kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı da tartışılmamıştır.

4. Tüm bunlar dışında, davacıların dayandığı kayıtların (Haziran 1953/11-12-13-32-33 sıra numaralı tapu kayıtları) iskan suretiyle tesis edildiği, bu kayıtların tespite dayanak teşkil eden 1952 tarih, 73 sayılı tapu kaydından sonra oluştuğu, oluşum nedenine göre haritası olduğu gibi iskan suretiyle oluştuğundan Hazinenin dağıtım iradesi sonucu tesis edildiği anlaşılmasına karşın tüm bu kayıtlar yöntemine uygun şekilde zemine uygulanmak suretiyle kapsamı da tayin edilmemiştir. 5. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle davacı tarafın dayandığı ve iskanen oluştuğu anlaşılan Haziran 1953/11-12-13-32-33 sıra numaralı tapu kayıtlarının oluşumuna esas tüm belge ve haritalar ile tedavülleri ilgili kurumlardan getirtilerek dosya arasına konulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile uzman fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte davacı tarafın dayandığı tapu kaydının varsa iskan haritası yöntemince mahalline uygulanarak kapsamı 3402 sayılı Yasa’nın 20/son maddesi uyarınca haritasına göre belirlenmeli, haritasının bulunmaması veya uygulanma kabiliyetinin olmaması halinde ise tapu kayıtları üzerinde yazılı hudut yerleri esas alınmak suretiyle mahalline tatbik edilmeli, öte yandan kadastro paftasının ölçeği ile kesin hüküm olduğu öne sürülen ilamın dayanağı haritanın ölçekleri eşitlendikten sonra haritalar çakıştırılarak var ise zemindeki sabit sınır kabul edilebilecek hudut yerleri ile haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar esas alınmak suretiyle davalı ... dayanağı ilamın çekişmeli taşınmaza aidiyeti tereddütsüz belirlenmeli, ayrıca davalı ... dayanağı dava dosyasında adı geçen davacılar ile eldeki dosya davacıları arasında akdi yahut irsi ilişki üzerinde durulmalıdır.

6. Yapılacak araştırma ve uygulama sonucunda eldeki davada davacıların iskan tapu kayıtlarına dayandıkları, sözü edilen dava dosyasında ise zilyetlik hükümleri uyarınca uyuşmazlığın çözümlendiği anlaşılmakla kesin hükmün koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmeli, kesin hükmün koşullarının oluşmadığı anlaşıldığı taktirde sözü edilen ilamın eldeki uyuşmazlık yönünden güçlü delil niteliğinde olduğu göz önünde bulundurulmalı, öte yandan davacıların dayandığı kayıtların (Haziran 1953/11-12-13-32-33 sıra numaralı tapu kayıtları) iskan suretiyle tesis edildiği, bu kayıtların tespite dayanak teşkil eden 1952 tarih, 73 sayılı tapu kaydından sonra oluştuğu, oluşum nedenine göre haritası olduğu gibi iskan suretiyle oluştuğundan Hazinenin dağıtım iradesini gösterdiği anlaşılmakla taşınmaza aidiyeti tespit edilen mülkiyet belgesi niteliğindeki iskan kayıtlarına itibar edileceği gözetilerek toplanmış ve toplanacak tüm deliller bir arada değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar ... ve diğerleri vekili ile davacılar ... ve diğerleri vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,

Dosyanın Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

25.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4028, K. 2025/4026, T. 25.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-4028-e-2025-4026-k-13f032bd4653