Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2537 E. 2026/4128 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2537
- Karar No
- 2026/4128
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/115 E., 2024/3284 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/206 E., 2023/373 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 17. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; dava konusu 16 20... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında ....... Vakfı şerhinin bulunduğunu, taşınmazın 1/3 payının ... oğlu..., 1/3 payının ... oğlu ... ve 1/3 payının da ... kızı ... adına kayıt olduğunu, vakıf taşınmazın mutasarrıfının uzun yıllardan beri kayıp olması ve taşınmazın sahipsiz kalması sebebiyle ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/87 Esas ve 2009/901 Karar sayılı kararı ile davalı ... Defterdarının kayyım tayin edildiğini, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 17. maddesine göre vakıf kökenli taşınmazların malikinin gaip ve mirasçısız ölmesi durumunda taşınmazın vakfına dönmesi gerektiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile taşınmazın .........Vakfı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili; tapu iptali ve tescil davasının tapu malikleri aleyhine açılması gerektiğini, Hazine’nin menfaatinin söz konusu olması nedeniyle davanın Maliye Hazinesine ihbar edilmesi ve davacı İdarenin belirttiği vakfın hukuki durumunun araştırılması gerektiğini, taşınmazın sahipleri hakkında alınmış bir gaiplik kararı bulunmadığını, kayyım tayini kararının gaip olduklarını göstermediğini, yasal hasım olup yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu 17. madde koşullarının oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kabulünde isabetsizlik bulunmadığı ancak hükmün infazda tereddüt yaratacak şekilde oluşturulduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.2. maddesi gereğince kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; 5737 sayılı Kanun’un 17. maddesinde “Tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölümleri, kaybolmaları, terk veya mübadil gibi durumlara düşmeleri halinde icareteynli ve mukataalı taşınmaz malların mülkiyeti vakfı adına tescil edilir.” hükmüne yer verilmiş olup anılan yasal düzenleme uyarınca taşınmazın vakfı adına tescili için kayıt maliklerinin, mirasçılarının bulunup bulunmadığının, gaip olup olmadıklarının saptanması gerekmektedir.
Dosya içeriğinden, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 16 20... parsel sayılı 255,50m² miktarlı arsa nitelikli taşınmazın 16.01.1951 tarihli tesis kadastrosu işlemi ile 1/3’er payla ... oğlu..., ... oğlu ... ve ... kızı ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda; Mahkemece hüküm vermeye yeterli inceleme ve değerlendirme yapıldığını söyleyebilme imkanı yoktur. Şöyle ki; kayıt maliklerine kayyım tayin edilmesine ilişkin ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/87 Esas sayılı dava dosyası dosya arasına alınmamış, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağı ve tespite esas evrakın dosya arasına alınmadığı, kayıt maliklerinin mirasçılarının bulunup bulunmadığı, gaip kişilerden olup olmadığı konusunda yeterli araştırma yapılmamıştır.
Hâl böyle olunca; ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/87Esas sayılı dosyasının merciinden istenmesi, taşınmazın ilk tesisinden itibaren dayanak tüm belgelerinin eksiksiz temini, ayrıca kayıt malikleri ya da mirasçılarının kimliğinin tespitine ilişkin başkaca bilgi ve belge bulunup bulunmadığının sorulması, getirtilecek belgelerdeki verilerden yararlanmak suretiyle kayıt maliklerinin nüfus kaydının ve mirasçıları bulunup bulunmadığının Nüfus Müdürlüğünden istenmesi, 5737 sayılı Kanun’un 17. maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığının tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de, dava konusu taşınmaz “16 20... parsel” olmasına rağmen, temyize konu kararın dava dilekçesinin özetlenmesine ilişkin bölümünde “26 20... parsel” olarak belirtilmesi doğru olmadığı gibi, HMK’nın 26. maddesi uyarınca davacının dava dilekçesinde gaiplik talebi bulunmamasına rağmen bu husus göz ardı edilerek talepten fazla olacak şekilde gaiplik kararı verilmesi de isabetli değildir. Davalı vekilinin değinilen yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.