Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4267 E. 2026/29 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4267
- Karar No
- 2026/29
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/325 E., 2024/321 K.
Mahkeme kararı davacı mirasçıları vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R - Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kadastro sonucu, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 64... ve 1 96... parsel sayılı 52.223, 23... .577,93 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazlar, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden oldukları belirtilerek ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmişlerdir.
Davacı ...; dava konusu 1 96... ve 1 64... parsel sayılı taşınmazların davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, oysa bu taşınmazların murislerinden kendisine kaldığını, yapılan tespitin hatalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ölümü ile mirasçıları davaya devam etmişlerdir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, özel mülke konu olamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; "Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı yararına zilyetlikle mülk edinim koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, çekişmeli 1 64... parsel sayılı taşınmazın 30.05.2022 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 16.258, 53... ve 1 96... parsel sayılı taşınmazın 30.05.2022 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 5.062, 42... yüz ölçümündeki bölümlerinin tapu kaydının iptali ile davacı mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, Mahkemece çekişmeli 1 64... parsel sayılı taşınmazın 30.05.2022 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 16.258, 53... yüz ölçümündeki bölümü yönünden davacı taraf lehine zilyetlikle mülk edinim koşullarının oluştuğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacı mirasçıları vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin ise bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Mahkemece, çekişmeli 1 96... parsel sayılı taşınmazın 30.05.2022 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 5.062, 42... yüz ölçümündeki taşınmaz bölümü yönünden zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; dava konusu 1 96... parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kalan, 30.05.2022 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 5.062, 42... yüz ölçümündeki bölüm yönünden iki kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi tarafından hazırlanan 22.06.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda 1975, 1980, 19 92... yılı hava fotoğraflarında bu kısmın tarımsal faaliyetlere konu olmadığı ve sabit sınırlarının arazide mevcut olmadığının belirtildiği, yine bozma ilamından sonra üç kişilik ... mühendisi bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda bu kısım üzerinde herhangi bir ürüne rastlanmadığı, üzerinde ekonomik öneme sahip ürün, ürün artıkları ve buna benzer kalıntıların olmadığı, uzun yıllardır ekim, dikim işlerinin yapılmadığı, ancak ürünlerin hasattan sonra işleme ve savurmada ayrılan patoslama işlemlerinin yapıldığı yer olarak tanımlanabilir vaziyette bulunduğu, yapısal olarak taşınmazın diğer kısımlarından farklılık arz ettiği, üzerinde yer yer yabancı bitkilerin yer aldığı, evvelinde harman yeri olarak kullanıldığı, taşınmaz üzerinde geven, keki, taş yoncası, ayrık ve nohut geveni gibi mera bitkilerine rastlandığı, taşınmazın evveliyatında ekilip biçilmediğinin belirtildiği; 27.05.2022 tarihinde yapılan keşifte tanık ve mahalli bilirkişilere, bozma öncesi düzenlenen fen bilirkişi rapor ve krokilerinde (A3) harfi ile gösterilen kısım hakkında bilgi sorulduğu, tanık ve mahalli bilirkişilerin de bu kısma yönelik beyanlarda bulundukları, Mahkeme hükmüne esas alınan 30.05.2022 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen bölüm ile, tanık ve mahalli bilirkişilerin beyanda bulundukları (A3) harfi ile gösterilen bölümün aynı yer olmadığı, kaldı ki mahalli bilirkişiler de önceki krokilerde (A3) harfi ile gösterilen bölüm yönünden davacı ... ve eşi ...’in 1980’li yıllara kadar harman yeri olarak kullandıkları, 1980’li yıllarda traktör çıkınca harman işinin bittiği ve bu bölümün kullanılmadığı yönünde beyanlarda bulundukları, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde kadastro tespit tarihi olan 2003 yılından geriye doğru 20 yıllık kesintisiz bir kullanımın bulunmadığının anlaşıldığı, bu haliyle dava konusu bu taşınmaz bölümünde ekonomik amaca uygun şekilde sürdürülmüş bir zilyetlikten söz edilemeyeceği, bu bölüm yönünden davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca; 30.05.2022 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 5.062, 42... yüz ölçümündeki bölüm yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı Hazine vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı mirasçılarına iadesine, Dosyanın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.