Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3360 E. 2026/396 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3360
Karar No
2026/396
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/136 E., 2024/669 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

... ili, ... ilçesi, ... köyünde 2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu edilen yerin tescil harici olarak bırakıldığı anlaşılmıştır.

Davacı vekili; ... ili, ... ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro tespiti çalışmalarında müvekkiline ait olan taşınmazın tescil dışı ve dere yatağı olarak kalmış olduğunu, dava konusu yere komşu, müvekkiline ait 2 26... nolu parselin bulunduğunu ve bu parsel ile dava konusu yer arasında bir ark bulunmakta olduğunu, yine dava konusu olan yerin ... Nehrine doğru olan bir tarafı bulunduğunu, dava konusu yer her ne kadar müvekkili adına tescil görmemiş ise de bu husus gerçeğe aykırı olup yerin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin 40 yılı aşkın süre boyunca dava konusu yerin zilyedi ve de maliki olarak davrandığını, dava konusu yerde bir adet sebze bahçesi ve bu bahçeye bitişik olarak bulunan bir adet de meyve bahçesi bulunmakta olduğunu, müvekkili adına kaydedilmesi gereken taşınmaz davalı adına kaydedildiği için veya tescil dışı göründüğü için eldeki davayı açma zorunluluğu doğduğunu, dava konusu yer için ilçedeki baraj çalışmalarından ötürü acele kamulaştırma davası açıldığını ve mahkemece acele kamulaştırma için keşif yapıldığını, keşif sırasında dava konusu yerin dere olduğunun söylendiğini ve bu sebeple üstündeki ağaçların ve bahçenin tespitinin yapılmadığını, yakın zamanda söz konusu yerin baraj suları altında kalacağını, müvekkilinin yoğun emek sarfederek diktiği meyve ağaçlarından ve ektiği sebzelerinden oluşan bahçelerinin artık tespit edilemeyeceğini ileri sürerek davaya konu taşınmazın davalı adına varsa tapu kaydının iptal edilmesi suretiyle müvekkili adına tesciline, taşınmaz tescil dışıysa doğrudan müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine vekili; orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz malların tapuda kayıtlı olsun veya olmasın kazandırıcı zaman aşımı ile iktisap olunamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Dahili Davalı EPDK vekili; haksız açılan davanın öncelikle husumetten reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahallinde icra edilen keşifler ve mahkeme gözlemleri, teknik bilirkişi raporları, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişilerin ve davacının beyanlarına göre dava konusu taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14, 17... . maddesinin 3. fıkrası ile TMK’nın 713/1. maddeleri uyarınca aranan şartlardan imar-ihyasının en geç 1973 yılında tamamlanıp 20 yıldan fazla süre ile davacı tarafça malik sıfatıyla geçirilmesi koşulunun sağlandığı, davacının ekonomik amaca uygun olan zilyetliğinin dava konusu taşınmazları kendi adına tesciline engel oluşturmadığı, dava konusu taşınmazların halihazırda baraj suları altında kalması nedeniyle Kadastro Kanunu'nun 16/C maddesi uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar gibi, tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerler ile deniz, göl, nehir gibi genel sular tescil ve sınırlandırmaya tabi olmadığı için dava konusu olan ve krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen taşınmazların baraj gölü sahası içerisinde kaldığı gözetilerek tapu siciline tesciline karar verilemeyeceğinden, mülkiyetlerinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmemesine göre davalı Hazine temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Ne var ki; yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olduğunu söyleme imkanı bulunmamaktadır.

Somut olayda; dava dilekçesinde dava konusu edilen yerin ... Nehrine doğru uzanan bir kolu olduğunun ve Mahkemece yapılan keşifler neticesinde alınan bilirkişi raporlarında da davacının yıllardır tasarrufunda olduğunu iddia ettiği çevrili alanların paftasında ... Nehri olarak tespit gören tescil harici yerde kaldığının bildirildiği, ancak Mahkemece bu yönde herhangi bir araştırma yapılmadığı, ... Nehrinin taşınmazın bitişiğinde bulunan bölümünün Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesinde tanımı yapılan “devamlı akış gösteren ve ekli listede belirlenen” ve kıyı-kenar çizgisinin tespiti gerekli olan akarsulardan olup olmadığının, taşınmazın kıyı-kenar çizgisi kapsamında kalıp kalmadığının, ayrıca aktif nehir yatağı veya etki alanında bulunan yerlerden olup olmadığının belirlenmediği açıktır.

Bilindiği üzere, dere yatakları kural olarak, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif dere yatağında ve etki alanında kalmayan bir yer koşulları mevcut olduğu takdirde, niteliğine göre zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılabilir. Bu tür davaların başarıya ulaşabilmesi için taşınmaz üzerinde sürdürülen imar-ihya işlemlerinin tamamlanmasından sonra en az 20 yıl süre ile kazanma koşullarına uygun olarak zilyet olunması gerekmektedir. Bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi de hava fotoğraflarıdır. Hal böyle olunca; mahallinde yeniden keşif yapılarak jeodezi veya fotogrametri uzmanından çekişmeli taşınmazın dava tarihine göre 15-20-25 yıl öncesine ait ve 3 ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyaya konu edilmişse ihyanın hangi tarihte tamamlandığını belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor istenmeli; ... Nehrinin taşınmaza bitişik bölümünün, kıyı kenar çizgisi tespiti gerekli akarsulardan olduğunun belirlenmesi halinde teknik bilirkişilerin rapor ve krokileri eklenmek suretiyle uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu bölgede idarece çizilmiş bir kıyı kenar çizgisine ilişkin paftanın ya da haritanın bulunup bulunmadığının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğünden sorulması, varsa getirtilerek dosya arasına konulması, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 9. maddeleri gözönünde bulundurularak ve 9. maddede açıklandığı gibi bir Jeoloji Mühendisi veya Jeolog veya Jeomorfolog, bir harita ve Kadastro Mühendisi, bir ... Mühendisi, bir Mimar ve Şehir Plancısı ve İnşaat Mühendisinden oluşacak en azından 5 kişilik bilirkişi kurulunun yeniden yapılacak keşifte hazır bulunması, idarece çizilen kıyı-kenar çizgisinin uygulanması suretiyle dava konusu yerin kıyı-kenar çizgisi kapsamında kalıp kalmadığının, derenin etki alanında bulunup bulunmadığının saptanması, bu konuda bilirkişi kurulundan gerekçeli, tarafların ve Yargıtayın denetimine açık rapor istenmesi, şayet idarece çizilmiş herhangi bir kıyı-kenar çizgisine ilişkin harita veya pafta yok ise, bu takdirde 13.03.1972 tarih ve 1970/7 Esas, 1972/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 28.11.1997 tarih ve 1996/5 Esas, 1997/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararının kapsamları gözetilerek kıyı-kenar çizgisinin 3621 sayılı Kanun'un 9. maddesinde öngörülen ve yukarıda nitelikleri açıklanan bilirkişiler aracılığıyla saptanması, aynı biçimde gerekçeli ve denetime açık rapor istenmesi; teknik bilirkişilerin rapor ve krokileri esas alınmak suretiyle TMK'nın 713/4 ve 5. fıkralarına uygun bir biçimde yerel ve gazete ilanlarının yapılması, son ilan tarihinden itibaren üç aylık yasal sürenin beklenilmesi, itiraz yoluyla katılmak isteyenlerin durumlarının değerlendirilmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi, taşınmaz baraj suları altında kalmışsa hükmün mülkiyetin tespiti şeklinde verilebileceğinin gözönünde bulundurulması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir. Davalı Hazinenin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3360, K. 2026/396, T. 21.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-3360-e-2026-396-k-15eed4ba7f7d