Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3258 E. 2025/5348 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3258
- Karar No
- 2025/5348
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/561 E., 2024/943 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sandıklı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/503 E., 2023/767 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz edilen davalılar vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı; mirasbırakan ...’in kayden maliki olduğu 194, 196, 1 97... parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğlu ...’a sattığını, en kıymetli olan 5 31... parsel sayılı taşınmazını da davalı oğullarına 1/2'şer pay ile hibe ettiğini, kendisinin 12 parsel sayılı taşınmazın babasına ait olduğunu düşünerek murise para gönderdiğini ve taşınmazın üzerindeki binaları yaptırdığını, murisin mal satmasını gerektirir bir durumu olmadığını, satışın gizli bağış niteliğinde olduğunu, saklı payına tecavüz edildiğini ileri sürerek satış suretiyle temlik edilen taşınmazlar yönünden tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmazsa tenkisine, bağış suretiyle devredilen taşınmazın ise tenkisine karar verilmesini istemiş, cevaba cevap dilekçesinde sehven 12 parsel sayılı taşınmazdaki binanın parası ile yapıldığının belirtildiğini, binayı murisin yaptırdığını bildirmiştir. II. CEVAP Davalılar; tenkis davası açma süresinin geçtiğini, 12 parsel sayılı taşınmazın hibe edildiğini davacı dahil herkesin bildiğini, ayrıca 12 parsel sayılı taşınmazın tüm mirasçıların imzaladığı 08.03.2020 tarihli veraset ve intikal beyannamesinde olmadığını öğrenmiş olduğunu, 1986 yılında muris ile davacının hesaplarını ayırdıklarını, 1990 yılında da ayrı evlere çıktıklarını ve ...’ın murisle kalmaya başladığını, 12 parsel sayılı taşınmazdaki binaları davacının yaptırmadığını, murisin geriye 9 parça taşınmazı, 60.000,00 Euro ve 25.000,00 TL parası kaldığını, ...’ın 1988, ...’nın da 1990 yılında Almanya’ya gittiğini, 19 90... yıllarında da çalışmaya başladıklarını, taşınmazı yaptıracak kazanca sahip olduklarını, murisin satın aldığı ama davacının adına tescil ettirdiği 193 parsel sayılı taşınmazı da 1994 yılında davacıdan satın aldıklarını, satış işleminin gerçek olduğunu, murise bedeli ödeyerek taşınmazları aldıklarını, saklı payın zedelenmediğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar tanığı ...'ın dava konusu Kusura köyünde bulunan taşınmazların satış işlemlerinde tanık olarak bulunduğu halde bilgisinin olmadığına ilişkin beyanı ve ... Mahallesinde bulunan taşınmazın muris adına satın alınmasında ... vekaleten işlem yapmasına rağmen kendisinin muris adına vekaleten işlem yaptığına ilişkin beyanları resmi kayıtlar ile uyuşmadığından ve çelişkili olduğundan hükme esas alınmadığı, bu tanık dışında dinlenen gerek davacı gerek davalı tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının 1979-1980 yıllarında Almanya'daki muris babasının yanına gittiği, 1985-1989 yıllarına kadar tüm kazancını babasına verdiği, daha sonra davacının eşini yurt dışına getirdikten sonra babasıyla birlikte kaldıkları evden ayrıldığı ve babasıyla ortak hesaplarını ayırdığı, aralarında küslük olmadığı, davacının eşi nedeniyle kırgınlıklar yaşanmasına rağmen görüşmeye devam ettikleri, 1989-1990 yıllarında davalıların yurt dışına gidip babaları muris ile birlikte yaşamaya başladıkları, davalılar ile babalarının birlikte yaşadığı süreçte kazandıkları ücretleri babalarına verdiği, bu sebeple dava konusu taşınmazların davalılara devredildiği, dava konusu olup davalılara bağışlanan taşınmaz üzerinde bulunan binanın davalıların katkısı ile yapıldığı, bağışlandığı dönemde davacının haberdar olduğu, olmasa bile davacının da imzasının bulunduğu veraset intikal beyannamesinin verildiği 23.07.2020 tarihinde en geç haberdar olduğu, davanın 05.10.2021 tarihinde açıldığı, muris adına dava konusu taşınmazlar dışında başkaca taşınmazların da bulunduğu, murisin kastının davacı çocuklarından mal kaçırma olmadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tenkis talebinin hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanıklarının temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığı yönünde beyanda bulunmadıkları, tüm dosya kapsamında, temliklerin muvazaalı olduğu sonucuna varılamadığı, mirasbırakanın gerçek iradesinin mirastan mal kaçırma olduğu yönünde somut bir olgunun ortaya konulamadığı, muvazaa iddiasının kanıtlandığından söz etme olanağı olmadığı, davalı tanıklarının beyanı dikkate alındığında özellikle dava dışı mirasçı tanık ...’ın davacı abisinin söz konusu durumdan olay yaşanırken haberdar olduğunu beyan ettiği, davaya konu temliki davacının murisin ölümünden önce ve ölüm döneminde bildiği kanaatine varıldığı, bir yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların bir savunması olmamasına rağmen İlk Derece Mahkemesince “...1989-1990 yıllarında davalıların yurt dışına gidip babaları muris ile birlikte yaşamaya başladıkları, davalılar ile babalarının birlikte yaşadığı süreçte kazandıkları ücretleri babalarına verdiği, bu sebeple dava konusu taşınmazların davalılara devredildiği....” gerekçesiyle muris muvazaası iddialarının reddine karar verildiğini, davalıların işlemin gerçek satış olduğu yönünden savunması bulunduğu, Mahkeme tespitinin varsayıma dayandığını, 194, 196, 1 97... parsel sayılı taşınmazların muris tarafından 1970'li yıllarda satın alındığını, davalıların 1990 yılında yurt dışına gittikleri düşünüldüğünde bu taşınmazların alımında herhangi bir katkılarının olmadığının açık olduğunu, murisin davalı çocuklarını müvekkiline göre kayırdığı ve müvekkili ile aralarının iyi olmadığı, murisin ekonomik durumunun iyi olduğu ve taşınmaz satmasını gerektirecek bir borcunun olmadığı hususlarının tanık beyanları ile sabit olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin tarafların kardeşi olan tanık ...’nin beyanlarını dikkate almadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin ise bu tanığın beyanı üzerinde durduğunu, müvekkilinin ...’ye murisin ev aldığını mahkemedeki beyanı ile öğrendiğini, ...’nin kendisine dava açılacağı korkusu ile gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, murisin Almanya’da 1990 yılına kadar kira, yemek, elektrik, su, ısınma vb. hiçbir masraf ödemeden müvekkilinin yanında kalmaya devam ettiğini, murisin, davalıların ve dava dışı ...’nin kendisini aileden dışladıklarını, murisin müvekkiline devrettiği bir taşınmaz olmadığını, tanık ...’in şahit olarak yer aldığı devri bilmediğini, dava konusu 6 katlı binanın arsasını muris adına vekaleten satın aldığını söyleyerek yalan tanıklık yaptığını, tanık ...’in de yalan tanıklık yaptığını, bunlara ilişkin şikayette bulunduklarını, tanık ...’in doğru söylediğini, eksik inceleme ve araştırma yapıldığını, tenkis süresinin geçmediğini, daha önce öğrenildiğine dair iddiaların yalancı tanıklık yapan kişiler tarafından beyan edildiğini, ...’nın müvekkilinin şikayetinden sonra verdiği ifadeleri, Emniyet Müdürlüğünde verdiği ifade ile değiştirdiğini, beyannamenin ön sayfasında müvekkilinin imzasının olduğunu, beyannamenin arka sayfasında bulunan yazıların müvekkiline ait olmadığını, beyannamenin arkasında imza da olmadığını, müvekkilinin beyannameyi boş halde imzaladığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden; muris ...’in kayden maliki olduğu 194, 1 96... parsel sayılı taşınmazlarını 03.09.2013 tarihinde davalı oğlu ...’ya satış suretiyle temlik ettiği, 199 parsel sayılı taşınmazını 03.09.2013 tarihinde davalı oğlu ...’a satış suretiyle temlik ettiği, 5 31... parsel sayılı taşınmazını da 29.07.1992 tarihinde 1/2'şer pay ile davalı oğullarına hibe ettiği, murisin 05.10.2021 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları ..., ..., ... ve ...’ın kaldığı görülmüştür.
Hemen belirtilmelidir ki, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat külfeti HMK’nın 190. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi gereği davacı tarafa aittir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle TMK’nın 6. ve HMK’nın 190. maddeleri uyarınca temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığının ispatlanamadığı gözetilerek davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalılar vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.