Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2406 E. 2025/5360 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2406
Karar No
2025/5360
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/868 E., 2024/412 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/545 E., 2022/55 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istekli, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ve temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ... ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar; mirasbırakanları ... ...'nin kayden paydaşı olduğu 55 parsel sayılı taşınmazdaki 2/20 payını 22.08.2001 tarihinde satış göstermek yolu ile eşit paylarla davalı oğulları ... ve ...'a devrettiğini, yapılan işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, murisin bu işlemi yapmak için haklı ve makul bir nedeninin bulunmadığını, davalıların da alım güçlerinin olmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazda devre konu payların iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.

II. CEVAP Davalı ... vekili; dava konusu 55 parsel sayılı taşınmazın ilk olarak 02.02.1976 tarih ve 357 yevmiye sayılı işlem ile 1/5 ..., 1/5 ... ..., 1/5 ... ..., 1/5 ... ve 1/5 ... ... ... tarafından satın alındığını; bilahare ... ... ...'ün hissesini satmak istediğini, hissenin alımında ..., ..., ... ve ... ...'nin mutabakata vardığını, resmi işlem tarihinde müvekkillerinin denize açıldıklarından hazır bulunamadıklarını, müvekkilleri tarafından alınan toplam 2/20 hissenin geçici olarak emaneten ... ... adına 20.09.1989 tarih ve 3065 yevmiye sayılı resmi işlem ile satın alındığını; ... ...'nin 22.08.2001 tarih ve 5004 yevmiye sayılı resmi işlem ile emaneten adına bulunan 2/20 hissesinin 1/20 hissesini müvekkili ...’ye ve 1/20 hissesini ise diğer davalı ...’ye iade ettiğini, dolayısıyla muris muvazaasından söz edilemeyeceğini, müvekkili ve diğer davalının balıkçılıkla uğraştığından denize açıldığında en az 7-8 ay denizde kaldıkları için tapu işlemlerine gelemediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili; müvekkili, ağabeyi ... ve babası ...'in 1955 yılında "..." adlı teknede çalışmaya başladığını, sürekli balıkçılıkla uğraştıklarını, davaya konu taşınmazın alımının da bu balıkçılık işinden elde edilen gelirle olduğunu; gerçekte miras dışı olması gereken taşınmazların sırf aile yapısı ve babanın otoritesi gereği baba adına kaydedildiğini; babanın gerçekte müvekkili ve bu parayı kazanan aile üyelerine ait olması gereken taşınmazların bir kısmını sağlığında davacılara da devrettiğini, davacılara müteahhitlik yapmak için finans sağladığını, baba ve anne adına olan halen taksimi yapılmayan malvarlığı bulunduğunu; 1976 yılında karayolu olmayan, tek ulaşımı denizden olan, askeri bölgeler arasında kalan, daha önce dalyan, çirozculuk ve alamana kayıklarının çekek bölgesi olarak kullanılan arsanın, dalyancılık ve çekek olarak kullanmak üzere müvekkili ve erkek kardeşler tarafından kendi kazançları ile alındığını, ancak baba ... ve o sırada askeri bölgede bulunan ve asker (paşa) olan ... ... ... adına eşit oranda kayıtlandığını, bilahare diğer ortağın payını satmak istemesi üzerine satıcı hissesinin diğer dört hissedara eşit şekilde devrine karar verildiğini; müvekkili ve diğer davalı ... denize açıldıklarından onlara devri gereken payın emaneten anne ... adına alındığını, işlemin inançlı işlem niteliğinde olup muris ... tarafından 2001 senesinde yapılan temlikin de hakkın iadesi niteliğinde olduğunu, mal kaçırmadan söz edilemeyeceğini; murisin ev hanımı olup hiçbir zaman taşınmaz satın alacak geliri olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; tanık beyanlarına göre muris ... ...'nin ev hanımı olduğu, eşinin ve erkek çocuklarının balıkçılık işi yapması sebebiyle geçimini temin ettiği, erkek çocukların balıkçılıktan kazandığı paraları evin reisi olan babalarına verdiği, babalarının ise bu paralarla çocukları için gayrimenkul satın aldığı, muris ... ...'nin 20.09.1989 tarih ve 3065 yevmiye sayılı resmi işlem ile satın aldığı 2/20 payı alabilecek ekonomik gelire sahip olmadığı, anılan tarihte davalıların balıkçılık işi yapması sebebiyle uzun bir süre denize açılmış olmalarının ve devir işlemlerine katılamamasının davalıların iddialarını destekler nitelikte olduğu, muris ... ...'nin maliki bulunduğu 2/ 20... .08.2001 tarih ve 5004 yevmiye numaralı tapu işlemi ile 1/20 payını davalı ...'ye, 1/20 payı ise davalı ...'ye devretmesinin hakkın teslimi niteliğinde olduğu, davacılara muris ... ... ve baba ... ... tarafından taksim amacıyla başka taşınmazların devredildiği, davacılardan mal kaçırma kastı olsaydı bu taşınmazların davacılara değil davalı ve dava dışı olan kardeşe devredileceği, muris ile davacıların arasının iyi olduğu, mal kaçırmasını gerektirir bir neden bulunmadığı, satış senedinde gösterilen değer ile bilirkişi raporunda belirtilen değer arasında misli fark bulunmasının tek başına muvazaanın ispatı olamayacağı, devir işleminin muvazaalı olduğu iddiasının davacılar tarafından ispatlanamadığı, emanet olarak mirasbırakanda bulunan taşınmazın davalılara devredildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içeriği, toplanan deliller ve tanık beyanlarına göre somut olayda; 55 parsel sayılı 6.1 00... alanlı taşınmazda muris ...'nin adına kayıtlı 1/5 payını 2001 yılında eşit payla oğulları davalılara satış suretiyle temlik ettiği, temlikin bedelsiz olduğu, murisin taşınmaz payını davalı oğullarına temlikinin haklı ve makul bir nedeni bulunmadığı, muris ...'nin kızları olan davacılara herhangi bir kazandırmada bulunmadığı, bu nedenle paylaştırmadan söz edilemeyeceği, davacı kızlar adına olan taşınmazların muris baba tarafından verilen taşınmazlar olduğu, somut olayda 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunduğu sonucuna varıldığı, bu hususlar gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince reddi yönünde hüküm tesisinin maddi vakıalara ve hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile; cevap dilekçesinde ve aşamalarda ileri sürdüğü savunmalarını yineleyip dava konusu taşınmazın esasen müvekkili ve diğer erkek kardeşler tarafından satın alındığını, davalılar adına olması gereken payların emaneten muris anneleri ... üzerine kaydedildiğini, annelerinin de daha sonra taşınmazı davalılara iade ettiğini, muris muvazaası ve mal kaçırma olgusunun oluşmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile; cevap dilekçesinde ve aşamalarda ileri sürdüğü savunmalarını yineleyip İstinaf Mahkemesince belirtilen gerekçenin yerinde olmadığını, taşınmazın emaneten muris ... üzerinde durduğunu, ... tarafından yapılan temlikin haklı ve makul bir nedeninin bulunduğunun tüm dosya kapsamı ile sabit olduğunu, muris muvazaası olgusuna ilişkin bir koşulun bulunmadığını, davacıların iddialarını ispatlayamadığını, yapılan devirlerin hakkın teslimi niteliğinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1919 doğumlu mirasbırakan ... ...'nin 27.04.2012 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı kızları ... ve ..., davalı oğulları ... ve ... ile dava dışı oğlu ...'ın kaldıkları, çekişme konusu 55 parsel sayılı 6.100 metrekare yüz ölçümlü, bahçeli kargir üç ev vasıflı taşınmazın 2/20 payı muris ... adına kayıtlı iken 22.08.2001 tarihli satış işlemi ile eşit paylarla davalı oğullarına temlik edildiği, taşınmazın öncesinde 1/5'er paylarla kök muris ..., dava dışı kardeş ..., dava dışı ... ... ... ve davalılar adlarına kayıtlı iken dava dışı ... ...'nin adına kayıtlı 1/5 payını 20.09.1989 tarihli satış işlemi ile kök muris ..., dava dışı ... ve mirasbırakan ...'ye devrettiği, anne ...'nin adı geçen dava dışı şahıstan aldığı 2/20 payı davalı oğullarına devrettiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide ''muris muvazaası'' olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada muris gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle murisin asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, murisin sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup-olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Öte yandan; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat külfeti HMK'nın 190. ve TMK'nın 6. maddeleri gereğince davacı tarafa aittir.

Somut olaya gelince; mirasbırakan tarafından dava konusu 55 parsel sayılı taşınmazdaki 2/20 payı davalı oğulları ... ve ...'a devredilmiş ise de dosya kapsamında murisin adına başkaca taşınmazlarının da bulunduğu, dinlenen davacı tanıklarının muvazaa olgusunu ispatlayacak yönde beyanlarda bulunmadıkları, çekişmeli taşınmazın davalıların balıkçılıktan kazanmış oldukları gelirler ile alındığı, emaneten muris anne adına kaydedildiği, muris tarafından yapılan devrin ise kendisinde emanet olarak bulunan yerin teslimi niteliğinde olduğu, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde HMK'nın 190. ve TMK'nın 6. maddeleri uyarınca mirasbırakanın mal kaçırma kastıyla hareket ettiği iddiasının davacılar tarafından usulünce ispatlanamadığı sonucuna varılmaktadır.

Hâl böyle olunca, davacıların iddiasını ispat edemediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalılar vekilleri için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınmasına, Dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2406, K. 2025/5360, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-2406-e-2025-5360-k-9fbe9c4b8e57