Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2053 E. 2025/5356 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2053
- Karar No
- 2025/5356
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/592 E., 2023/2753 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/162 E., 2021/140 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar ... ve ... vekili, davalı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından duruşma istekli, davacılar ... vd. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalılar ... ve ... vekili Avukat ..., asıl davada davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacılar ... vd. vekili Avukat ..., temyiz edilen birleştirilen davada davacılar ... vd. vekili Avukat ..., birleştirilen davada davalı ... vekili Avukat ... ve fer'i müdahil ... A.Ş. vekili avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl davada davacılar; mirasbırakan ...’nun mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla 6 57... , 6 40... ve 6 46... parsel sayılı taşınmazları akrabası olan davalılar ... ... ile ...’ye satış suretiyle temlik ettiğini, murisin satış ihtiyacının olmadığını, çok değerli olan bu taşınmazların oğlu davalı ...’e intikalinin amaçlandığını, davalı ... ile diğer oğlu ... arasında yaşanan kavga ve olayın mahkemeye intikal etmesi sonucunda devirlerin yapıldığını, davalıların alım gücünün bulunmadığını, taşınmazları baştan beri davalı ...’in kullanmakta olduğunu, yine murisin 6 46... ve 6 32... parselleri önce davalı ...’a, ondan da davalı ...’e devrettiğini, 6 46... parselin 3/20 payının da bedeli muris tarafından ödenerek davalı ... adına tescilinin sağlandığını, davalı ...’in muris ile beraber yaşadığını, murisin mallarını kullanarak hayatını devam ettirdiğini, davalı ...’in murise ait malları sattırarak 06... , 06... , 06... plakalı araçları da kendisi adına satın aldığını ileri sürerek tapu ve araç kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkise, bu da olmadığı takdirde miras payına isabet eden değerlerin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Birleştirilen Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/234 Esas sayılı dosyasında davacılar; muris ...’nun 15.01.2017 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölene kadar oğlu ... ile aynı evde kaldığını, ...’nun murisin yaşlılığından ve düşkünlüğünden faydalanarak mal kaçırmak kastı ile bir kısım mallarını danışıklı olarak bedelsiz şekilde davalılara devrettiğini, davalı ...’nın murisin nikâhlı eşinden olma oğlu ...’nin kayınbiraderi, davalı ...’nun dava dışı ...’in baldızı, davalı ...’in ise kardeşi ...’ın eşi olduğunu, dava konusu 6 24... parsel sayılı taşınmazı bedelsiz olarak mal kaçırma kastı ile önce davalı ...’ya, onun da taşınmazın bir kısmını davalı ...’ya, bir kısmını ise davalı ...’e bedelsiz olarak devrettiğini, davalıların alım gücünün olmadığını, taşınmazın kullanımının ...'nda olduğunu, murisin 6 46... ile 6 32... parselleri bedelsiz davalı ...'e, ondan da 6 32... parselin ...'na, 6 46... parselin bir kısmını ...'na devredip bir kısmını da üzerinde bıraktığını, satışların bedelsiz olarak akrabaya yapıldığını ileri sürerek 6 24... parsel sayılı taşınmaz ile 6 46... parselin davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Birleştirilen Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/65 Esas sayılı dosyasında davacı; Almanya'da yaşayan babasının göndermiş olduğu paralar ve kendi birikimleri ile Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 6 24... parsel sayılı taşınmazı 23.05.2001 tarihinde 20.000,00 TL bedelle dava dışı ...’ndan satın aldığını, İstanbul’da yaşaması nedeniyle taşınmazla ilgilenemeyeceğinden davalı ...’e taşınmazı icara verdiğini, davalı ...’in tarım teşviklerinden faydalanması ve ileride daha çok kar getirecek olan arsalar bulup alması ve taşınmazı satması için geniş yetkiler içeren İstanbul ... 28. Noterliğinden vekâletname verdiğini, ancak davalı ...’in kar elde edemediğini belirterek ödeme yapmadığını, davalı ...’in taşınmazın bir kısmını baldızı olan davalı ...’ya bedelsiz devrettiğini, davalı ...’nun taşınmazı alım gücünün bulunmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Asıl davada davalı ...; taşınmazları muristen edinmediğini, kendisine husumet tevcih edilemeyeceğini, murisin borçları ve icra takiplerine maruz kalması nedeniyle o yıllarda satışa ihtiyacı olduğunu, muris ve eşinin bakım ve sorumluluğunu kendisinin üstlendiğini, murisin çocukları arasında ayrım yapmadığını, onlara ev ve araba aldığını, kendisinin çiftçilik ile geçimini sağladığını, satışların gerçek olduğunu, üçüncü kişiden alınan yerlerin bedelini kendisinin ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl davada diğer davalılar ... ... ve ...; dava konusu taşınmazları gerçek satış ile muristen edindiklerini, muvazaalı işlemin söz konusu olmadığını, alım güçlerinin bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Birleştirilen davada davalı ...; dava konusu taşınmazı murisin paraya ihtiyacı olması nedeniyle satışa çıkarması üzerine bedeli karşılığında aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Birleştirilen davada davalı ...; adına kayıtlı dava konusu taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını, davacıların iddialarının doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada davalı ...; satış işleminin davacı ...’ın bilgisi dâhilinde ve paraya ihtiyacı olduğu için gerçekleştiğini, dava konusu 6 24... parsel sayılı taşınmazı usulüne uygun olarak davacı ...’ın noterden verdiği vekâletname ile davalı ...’ya satışını gerçekleştirdiğini, dava konusu 42.000 dönümlük taşınmazın üzerinde Milli Savunma Bakanlığının kamulaştırma şerhinin bulunduğunu, davacı ...’nın paraya ihtiyacı olduğunu belirtmesi üzerine kamulaştırma şerhi olan taşınmazın satışı zor olduğundan verdiği vekâletname ile tanıdığı ve akrabası olan davalı ...’ya 20... m²’lik kısmını bedelini nakit olarak alarak davacı ...’ya vermek suretiyle sattığını, bedelin davacı ...’ya tanıklar huzurunda ödendiğini, davacının, eniştesi ... ve kendisi ile arasındaki ihtilaf nedeniyle vekâletnameden azlettiğini, vekâletnamenin 2001 yılında verildiğini ve 2001 yılından itibaren bugüne kadar vekâletname yetkisini kötüye kullanmadığını, davacının 2008 yılında yeniden kendisine vekâletname verdiğini, ikinci bir ödemenin davacı ...’nın sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceğini, davalı ...’nun alım gücünün bulunduğunu, tapuya güven ilkesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini, satış bedelinin nakden ve tamamen tahsil edildiğine ilişkin resmi senetteki beyanın tersine davacı ... tarafından aynı güçte başka bir delille kanıtlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; her iki tarafın gösterdiği tanıkların dinlendiği, beyanlardan ve dosya kapsamından murisin 15.01.2017 tarihinde vefat ettiği, ekonomik ve sosyal durumunun iyi olduğu, çiftçilikle geçimini sağladığı, davalı en küçük oğlu ...'nun yanında kaldığı, davalı ...'in de babası ile birlikte çalıştığı ve başkaca işinin olmadığı, murisin birlikte yaşadığı ...'dan olma davacı çocukları ile arasının iyi olmadığı, murisin tarlalarının davalı ... tarafından kullanıldığı, diğer çocuklarından kullanan olmadığı, dava konusu taşınmazların devrinin ileride ...'e devredilmek üzere mal kaçırma amacıyla yapıldığı, nitekim bazı çekişmeli taşınmazların da ara malik davalılar tarafından ...'e devredildiği, dava konusu 6 46... parseldeki davalı ... adına kayıtlı 3/20 hisse ile 06... , 06... , 06... plaka sayılı araçlar doğrudan davalı ... adına tescil edilmiş olup muris tarafından gerçekleştirilen bir devir işlemi bulunmadığı, birleştirilen 2018/65 Esas sayılı dosya yönünden davacı ...'ın öncelikle muris ...'nun hissesini satın alma işleminin gerçek bir satış olduğunu ispatlayamadığı, dava konusu ettiği davalı ... tarafından vekaleten gerçekleştirilen 03.02.2014 tarihli devir işleminin üzerinden geçen 4 yıllık süreden sonra bu davanın açıldığı, davacı ...'ın kendisine karşı açılan 2017/234 Esas sayılı davayı bertaraf edebilmek amacıyla açtığı kanaatinin oluştuğu gerekçeleri ile asıl davanın kısmen kabul kısmen kabul kısmen reddine, birleştirilen 2017/234 E. sayılı davanın kabulüne, birleştirilen 2018/65 E. sayılı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili, davalılar ... ve ... vekili, davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, (Davalı ...’ın istinaf başvurusu hakkında Mahkemece istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile gider avansını yatırmadığından 19.01.2022 tarihli ek karar ile istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, davalı ...'nın ek karara karşı süresinden sonra istinaf başvurusunda bulunduğu, davalılar ..., ..., ... ve ...’ın istinaf başvuruları bakımından da 19.01.2022, 21.02.20 22... .12.2021 tarihli ek kararlar ile istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile gider avansını yatırmadıklarından istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, anılan ek kararlara karşı istinaf talebinde bulunulmadığı görülmekle); Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinafa gelenin sıfatı ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda toplanan deliller, dosya kapsamı ve tapu tedavülleri gözetildiğinde murisin çekişme konusu 6 57... , 6 40... parselin 684/1440 payı ile 6 46... parselin 1224/1440 payını davalılar ... ... ile ...’ye satış suretiyle temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, somut olayda anılan parseller bakımından yapılan devir işleminde 01.04.1974 tarih, ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunduğu, davalılar ... ve ...’ın murisin akrabası ve tanıdığı kişiler olup murisin oğlu davalı ... yararına temliklerin yapıldığı dikkate alınarak bu parsellere yönelik davanın kabulüne karar verilmiş olması ile murisin üçüncü kişiden bedelini ödeyerek satın aldığı taşınmaz payı ile araçları oğlu davalı ... adına tescil ettirdiğine yönelik davacı taraf iddiasının sabit olmadığı gibi böylesi bir işlemde muris muvazaasının uygulama yeri olmadığı dikkate alınarak bu istek bakımından da ret kararı verilmiş olmasının kural olarak doğru olduğu, asıl davada davacılar ile davalılar ... ve ...’ın bu yönlere ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, öteki istinaf sebeplerine gelince; davacıların muris muvazaası iddiasıyla açtıkları davada tapu iptali ile miras payları oranında tescil isteğinde bulundukları halde Mahkemece usul hükümlerine aykırı olacak şekilde talep aşılarak ve Türk Medeni Kanunu’nun 28. maddesi hükmü uyarınca ölümle kişilik son bulduğu halde ölü kişi muris adına tescil kararı verilmiş olmasının doğru olmadığı, ayrıca davalı ...’ın ek karara karşı istinaf talebi yönünden ise; İlk Derece Mahkemesinin birleştirilen Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/234 Esas ile birleştirilen Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/65 Esas sayılı dosyasında verilen kararlara karşı istinaf başvurusunda bulunan davalı-davacı ...’ın istinaf harç ve giderlerini yatırmadığından 19.01.2022 tarihli ek karar ile istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, anılan kararın davalı-davacı ...’a 29.01.2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı-davacı ...’ın 08.02.2022 havale tarihli dilekçesi ile istinaf başvurusunda bulunduğu, dolayısıyla 29.01.2022 günü tebliğ edilen ek karara karşı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 346. maddesinde öngörülen tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulmadığı, başvuru süresinin 07.02.2022 tarihinde sona erdiği, İlk Derece Mahkemesince verilen ek karara karşı davalı-davacı ... tarafından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca süresinden sonra verilmekle istinaf dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile; davacılar ile davalılar ... ve ...’ın istinaf taleplerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, istinafa gelenin sıfatı ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme doğrultusunda asıl ve birleştirilen davalar bakımından hükmün açıklanan yönlerden düzeltilerek davacıların miras payına isabet eden dava değeri gözetilerek yeniden hüküm tesisine ve asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen 2017/234 E. sayılı davanın kabulüne, birleştirilen 2018/65 E. sayılı davanın reddine, birleştirilen Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/234 Esas sayılı dosyasında davalı, birleştirilen Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/65 Esas sayılı dosyasında davacı olan ...’ın Mahkemenin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararına karşı istinaf başvurusunun süresinde olmadığından HMK’nın 346/2 ve 352/1. maddesi hükmü uyarınca 08.02.2022 tarihli istinaf dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile; Mahkemenin dava konusu 6 46... nolu parselde davalılardan ... adına kayıtlı 3/20 hisse yönünden ve davalı ... adına kayıtlı araçlar yönünden davalarını reddettiğini, gerekçe olarak ise bu hissenin ve araçların muris baba tarafından davalı ...'e devredilmediğini belirttiğini, yine Mahkemenin davalı ...'in muris ... ile birlikte çifçilik yaptığı için bu hisse ve araçları alabilecek olduğunu gerekçe yaptığını, ancak bu konudaki değerlendirmenin hatalı olduğunu, zira murisin söz konusu hisse ve araçların alım tarihlerinde başka dava dışı üçüncü kişilere takriben 5.000.000,00 TL değerinde gerçek satış yaptığını ve bu paralar ile bu alımların yapıldığının dosya içeriği ile sabit olduğunu, yine davalı tarafın, dava konusu 6 46... parsel nolu taşınmazın 3/20 hissesini 2014 yılında ... ve ...'den satın aldığını beyan ettiğini, söz konusu taşınmaza daha öncesinde muris baba, ... ..., ... ... ve ...'in birlikte malik olduğunu bizzat davalı tarafın da beyan ettiğini, yani bu taşınmazın ilk aşamada muris baba ile halaların birlikte malik olduğu bir taşınmaz olduğunu, 2014 yılında ise muris baba tarafından satılan aynı köyde mevcut 6 25... parselin 2.400.000,00 TL'ye satıldığını, bu paranın bir kısmı ile bu taşınmazdaki hisselerin muris baba tarafından davalı ... adına satın alındığını, zira mevcut taşınmazın büyük hissedarının muris baba olduğunu, tarafların maksadının bu taşınmaza başka 3. şahıs sokmamak olduğunu, bu nedenle bu hissenin muris baba tarafından satın alınmak istendiğini ve ...'in adına alındığını, olayda ismi geçen ...'nin de davalı ...'in anne tarafından akrabası olduğunu, kredilerin de söz konusu muvazaa işlemlerini gizlemek için maksatlı yapıldığını, zira muris babanın Ocak 2014 yılında 2.400.000,00 TL yukarıda bahsi geçen parsel nolu taşınmazı sattığını ve davalı ...'in kullanımına verdiğini, bahsi geçen kredi rakamlarının satış bedelinin yanında çok cüzi bedeller olduğunu, yine mevcut gerekçede de bahsedildiği üzere davalı kardeş ...'in, muris babanın yanında çiftçilik yapan bir insan olduğunu, hiç bir zaman bağımsız bir ekonomik üniteye sahip olmadığını, her daim murisin malı ile geçindiğini, hal böyle iken baba parası ile baba adına alınması gereken hisse ve araçların davalı ... adına alındığı hususunda Mahkemenin hatalı değerlendirme yaptığını, Mahkemenin bu durumu bir bağış olarak nitelemesi ve bu sebeple iptal değil tenkis açısından olayı değerlendirmesi gerekir iken tenkis talepleri dikkate alınmaksızın bu yönü ile hatalı karar tesis edildiğini, zira reddedilen hisse ve taşınmazlar yönünden tefrik kararı verilerek tenkis hesabının sağlanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili Av.... temyiz dilekçesi ile; asıl dava yönünden davacı tarafından teklif edilen yeminin taraflarınca kabul edildiğini, buna rağmen başka delile başvurularak karar verilmesinin doğru olmadığını, cevap dilekçesinde bildirdikleri delillerinin toplanmadığını, toplanan delillerinin ise isabetli olarak değerlendirilmediğini, eksik incelemeye dayalı olarak hatalı karar verildiğini, yapılan satışların muvazaalı olmadığını, müvekkillerinin alım güçlerinin bulunduğunu, dava konusu taşınmazların ipotekli olarak satılmasının da muvazaanın göstergesi olduğu yönündeki gerekçenin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili Av.... temyiz dilekçesi ile; davacı tarafın dayandığı yemin teklifinin davalı tarafından kabul edilmesine rağmen bu hususun hiç dikkate alınmamasının doğru olmadığını, davacı tarafın dinlettiği tanıkların hepsinin muvazaayı bilmediklerini beyan ettiklerini, yine müvekkili tarafından dinletilen tanıkların da yapılan işlemlerde muvazaa bulunmadığını belirttiklerini, buna rağmen İstinaf Mahkemesince bu delillerin hiç dikkate alınmadığını, davacı tarafın iddialarının gerçek dışı ve çelişkili olduğunu, muvazaa olgusunun ispatlanamadığını, tapuda bedelin düşük gösterilmesinin muvazaanın kanıtı olamayacağını, taşınmazların ipotekli olarak devredilmesinin işlemin muvazaalı olmadığını gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili Av.... vekili temyiz dilekçesi ile; eksik harç tamamlanmadan karar verildiğini, Yerel Mahkeme ile İstinaf Mahkemesince gösterilen gerekçelerin yeterli olmadığını, mirasbırakanın amacının mirasçılardan mal kaçırmak ve muvazaalı işlem yapmak olmadığını, murisin 19 87... yılları arasında nakit ihtiyacının olduğunu, bankalardan ve şahıslardan aldığı nakit ve kredi nedeniyle borçlandığını ve hakkında icra takibi yürütüldüğünü, duruşmalarda dinlenen tanıkların dahi murisin borçlarının bulunduğunu ifade ettiklerini, murisin ölene kadar akli meleklerinin yerinde olduğunu, müvekkili ...'in çiftçilik ve hayvancılık yaparak geçimini sağlayan bir kişi olduğunu, kendi ekonomik özgürlüğünü kazandığını ve geçimini kendisinin sağladığını, davalılar ... ... ve ... yönünden tapuya güven ilkesinin göz ardı edildiğini, davacıların dava konusu hakkında bilgisi olmayanları da tanık olarak gösterdiklerini, bilirkişi raporunun hükme dayanak yapılacak yeterlilikte olmadığı gibi denetime de açık olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleştirilen 2017/234 E. sayılı dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ile tescil, olmadığı takdirde tenkis ile bedel istemine; birleştirilen 2018/65 E. sayılı dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1933 doğumlu mirasbırakan ...'nun 15.01.2017 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak dava dışı eşi ..., ondan olma davalı oğlu ..., dava dışı çocukları ..., ... ve ... ile murisin birlikte yaşadığı ...'dan olma davacı kızları ..., ... ve ... ile dava dışı oğlu ...'in kaldıkları, diğer davalıların mirasçı olmayan üçüncü kişi oldukları;
- dava konusu 6 32... parsel (eski 217) sayılı taşınmazın tamamı muris ... adına iken 25.04.1988 tarihli satış işlemi ile murisin damadı olan davalı ...'a devredildiği, 15.08.2012 tarihinde ise ... tarafından taşınmazın davalı ...'na satış yoluyla temlik edildiği,
- dava konusu 6 46... parsel (eski 418) deki muris ... adına kayıtlı 1/2 hissenin 25.04.1998 tarihli satış işlemi ile davalı ...'a devredildiği, ... tarafından devralınan hissenin 1/4 ünün 15.04.2014 tarihli satış işlemi ile davalı ...'na temlik edildiği,
- dava konusu 6 46... parsel (eski 738) sayılı taşınmazın 1224/1440 hissesi muris ... adına kayıtlı iken 31.08.2015 tarihinde satış yolu ile murisin samimi olduğu davalı ...'a devredildiği, - dava konusu 6 40... parsel (eski 518) deki 684/1440 pay ile 6 57... parsel (eski 332) deki tam hissenin muris tarafından 31.08.2015 tarihli satış işlemi ile murisin kardeşi ...'nun damadı olan davalı ...'ya devredildiği,
- dava konusu 6 24... parsel (eski 419) sayılı taşınmaz tam hisse ile muris adına kayıtlı iken 23.05.2001 tarihli satış işlemi ile murisin oğlu ...'nun kaynı olan davalı ...'a devredildiği, ... tarafından ise davalı ...'na verilen vekaletname ile 03.02.2014 tarihli satış işlemiyle taşınmazın davalı ...'nun baldızı olan davalı ...'a temlik edildiği, - 6 46... parseldeki davalı ... adına kayıtlı 3/20 hisse ile 06... , 06... , 06... plaka sayılı araçların doğrudan davalı ... adına tescil edildiği, muris tarafından gerçekleştirilen bir devir işleminin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve ... vekili, davalı ... vekili, davacılar vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davalılar ... ve ... vekili, davalı ... vekili, davacılar vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan, 136.708,68 TL bakiye onama harcının (82.046,24 TL'sinin davalı ...'den, 36.108,22 TL'sinin davalı ... ...'ten, 18.554,22 TL'sinin davalılar ... ve ...'ten olmak üzere) temyiz eden davalılardan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen davacılar vekili ve davalılar vekilleri için 40.000,00'er TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.