Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/6314 E. 2025/4471 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6314
- Karar No
- 2025/4471
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/223 E., 2022/332 K.
Mahkeme kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından duruşma istekli ve birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden birleştirilen davada davalı ... vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı ..., kendi adına asaleten küçük çocukları ... ve ...'a velayeten açtığı asıl davada; eşi olan mirasbırakan ... ...........'ın ölümü ile 1/4’er oranda kendisine ve müşterek küçük çocukları ... ve ...'a intikal eden 4125 parsel sayılı taşınmazdaki payları diğer dava dışı reşit olan oğlu ...'ın payı ile birlikte 300.000,00 TL bedel karşılığında davalı ...'a satmak için anlaştıklarını, resmi işlemi 4.000,00 TL üzerinden yaparak taşınmazdaki tüm payları davalı ...'a satış akdi ile devrettiklerini, davalı ...'ın hiç para ödemediği gibi kooperatif üyeliğine ilişkin iki adet sahte tahsis belgesi verdiğini, davalı ...'ın taşınmazı muvazaalı olarak diğer davalı ...'e devrettiğini, kandırıldığını ileri sürerek tapunun iptali ile payları oranında tesciline; birleştirilen 2007/277 Esas sayılı davada davacı ... vasisi..., akit tarihinde ...'ın fiil ehliyetinin bulunmadığını ileri sürerek tapunun iptali ile payı oranında ... adına tesciline; birleştirilen 2008/16 Esas sayılı davada davacı ... kendi adına asaleten küçük çocukları ... ve ...'a velayeten ve ...'a vesayeten açtığı davada, çekişmeli taşınmazın davalı ... tarafından 3. kişi ...'ye satış suretiyle devredilmesi nedeniyle yeni malike husumet yöneltmiş olup iptal-tescil olmazsa tazminata karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı ...; husumet itirazında bulunarak akdin tarafının gerçekte davalı ... olduğunu, ................ile yaptığı anlaşma doğrultusunda kendisine ait 3 adet daireye ilişkin kooperatif üyelik hakkının davacı ...'ye devredildiğini, ancak dairelerin teminatı olarak taşınmazın davalı ...'e değil kendisine devrinin yapılıp dairelerin borcunun ödenmesi üzerine davalı ...'e devrettiğini ve bunun için davalı ... ile aralarında satış protokolü yaptıklarını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Davalı ...; tapuya güvenerek ve iyiniyetli olarak taşınmazı iktisap ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 28.03.2013 tarihli ve 2007/274 Esas, 2013/175 Karar sayılı kararı ile; davacı ...'nin tapuda devir işlemleri sırasında bedelin tamamını nakden aldığı, bedel karşılığında davacıya kooperatif payları verildiği, davacının kooperatifteki dairede bir süre oturarak tasarruf ettiği, bu durumda davalıların hileli hareketlerinin ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine; davacılar ... ile ... yönünden ise davacıların akit tarihinde reşit olmadığı, velisi tarafından yapılan devir işlemine onay vermedikleri bu durumda ehliyetsizlik nedeniyle iş bu davacılar yönünden iptal-tescil isteğinin kabulüne; davacı ... yönünden Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Dairesinden elde edilen raporla akit tarihinde davacının fiil ehliyetini haiz olmadığının belirlendiği gerekçesi ile iptal-tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının davacı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece; "... Hemen belirtilmelidir ki; temliki işlemin tarafların anlaşmalarına uygun biçimde gerçekleştirildiği, işlemin iradi ve geçerli bir hukuki sebebe dayalı olduğu, olayda hilenin gerçekleştiğini söyleyebilme olanağı bulunmadığına göre davacı ...'nin taşınmazdaki kendi payının satışına ilişkin davanın reddine karar verilmesi doğru olduğu gibi davacı (kısıtlı) ...'ın işlem tarihinde Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Dairesinden elde edilen rapor gereğince ehliyetsiz olduğu belirlenmekle ...'ın payına ilişkin ilk el konumundaki davalı ...'a satış suretiyle yapılan temlikin hukuken geçersiz olduğunun benimsenmesinde de bir isabetsizlik yoktur. Davacı ... vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalı ... vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Davalı ... vekilinin öteki temyiz itirazları ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davalı 2. el durumundaki ...in 4721 sayılı TMK'nın 1024. maddesi hükmü uyarınca durumu bilen ve bilmesi gereken konumda olduğu ve aynı Yasa'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı tartışmasızdır. Davalı ... da taşınmazı edinen 2. el olup Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde sicilin aleniyeti ve güvenirliği prensibine dayalı olarak edinmesinin korunacağı açıktır. Ne varki; Mahkemece bu konuda hükme elverişli olacak nitelikte bir araştırma yapıldığı söylenemez. Somut olaya gelince; davacı anne (.............) akit tarihi itibariyle küçükler ... ve ...'ın velisi ve yasal tek temsilcisidir. Bu itibarla, davacı ...'nin (velinin) 4721 sayılı TMK'nın 342/3. maddesinde tanınan izin almaksızın tasarruf yetkisi bulunduğu gözetildiğinde küçükler ... ve ...'ın payının satışı geçerli olduğu gibi temliki işlemin tarafların anlaşmalarına uygun biçimde gerçekleştirildiği açıktır. Hâl böyle olunca; ... ve ...'ın asıl ve birleştirilen 2008/16 Esas sayılı davasının reddine karar verilmesi, birleştirilen 2008/16 Esas sayılı davada kısıtlı ...'ın payına ilişkin olarak yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle davalı kayıt maliki ...ın iyiniyetli olup olmadığının araştırılması, bu konuda taraf delillerinin toplanması ve varılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken noksan soruşturma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi birleştirilen 2007/277 Esas sayılı davada dava (15.10.2007) tarihinde davalı ... ve ...in kayıt maliki olmadıkları (tapu iptal davalarının kayıt malikine yöneltilmesinin zorunlu bulunduğu) gözetilerek davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi ve davada kendisini vekil aracılığı ile temsil ettiren davalı ... yararına vekâlet ücreti takdir edilmesi ve birleştirilen davalar göz ardı edilerek tek bir dava varmış gibi işin esası hakkında hüküm kurulması isabetsizdir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin 20.06.2018 tarihli ve 2018/31 Esas, 2018/355 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, asıl davanın reddine, birleştirilen 2007/277 Esas sayılı davanın husumetten reddine, birleştirilen 2018/16 Esas sayılı dosyada davalı ...'ın iyiniyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleştirilen davalarda davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece; "...Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayanağı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükmüne uyulan bozma ilamı gözetilmek suretiyle asıl davanın reddine, birleştirilen 2007/277 Esas sayılı davanın husumetten reddine ve birleştirilen 2008/16 Esas sayılı davada davacılar..., ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik yoktur. Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. Birleştirilen 2008/16 Esas sayılı davada davacı ...’a yönelik temyiz itirazlarına gelince; somut olayda, davacı ...’ın 05.09.2007 tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığı Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Dairesi raporu ile sabit olduğu, taşınmazın çok kısa aralıklarla el değiştirdiği, .......... ve davalı ...’ın aynı semtte emlakçılık yaptıkları, satış bedelinin ödendiğine ilişkin dosyaya delil ibraz edilmediği gözetildiğinde, davalı ...’ın iyiniyetli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Hâl böyle olunca, birleştirilen 2008/16 Esas sayılı davada davacı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın tümden reddine karar verilmesi isabetsizdir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davada, birleştirilen 2007/277 Esas sayılı davada ve birleştirilen 2008/16 Esas sayılı davada davacılar..., ... ve ... yönünden verilen kararın Yargıtayca temyiz itirazları reddedilmek suretiyle kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen 2008/16 Esas sayılı davada davacı ... yönünden ise bozma kararı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar ..., ... ve ...’ın babaları olan ... ....... öldüğünden velayetlerinin ...’a kaldığını, davacı ...’nin dava konusu taşınmazları kendi adına asaleten, velayeti ve vesayeti altında bulunan çocukları adına da velayeten sattığını, velayet altına alınan çocuklarının mallarının satışı için TMK’nın 419/3. maddesi uyarınca velayet hükümlerinin uygulanması gerektiğini, buna göre görevli Mahkemenin Aile Mahkemesi olduğunu, velayeten yapılan taşınmaz mal satışlarında hâkimden izin almadan yapılan satışların geçersiz olduğunu, davalıların iyiniyetli olup olmadığının önemi bulunmadığını, kararın ... ve ... yönünden bu nedenle bozulması gerektiğini, davacı ... yönünden ise davalı ...’ın davacının genç yaşta eşini kaybetmesi, içinde bulunduğu psikolojik durumu ve güven duygusunu istismar ederek dava konusu 4125 parsel sayılı taşınmazı çok düşük bedelle satın aldığını, davalı ...’ın kendisine ait olmayan kooperatif hissesini devretmesinin geçersiz olduğunu, davalı ... tarafından devri yapıldığı iddia edilen 2 nolu dairenin dava dışı ..............isimli kişiye ait olduğunu, davalı ...’ın başından beri davacıyı aldatarak taşınmazı adına tescil ettirdiğini, daha sonra da diğer davalı ...’e muvazaalı olarak devrettiğini, yine kooperatif tarafından 3 adet pay ortaklığına dair davacıya 72.764 TL borç çıkarıldığını, davalı ...’ın geçerli bir devir işlemi kabul edilse dahi ayıplı mal devrettiğini, davalı ... ile kooperatifin de işbirliği içinde hareket ettiğini, davacıya verildiği savunulan 3 adet dairenin kooperatif adına tescil edildiğini, yani davacıya verilen herhangi bir daire de olmadığını, yargılama sırasında bu dairelerin dava dışı 3. kişiler adına tescil ettirildiğini, kooperatiften verilen dairelerin tapu kaydı istenseydi durumun anlaşılacağını, Mahkemece eksik inceleme sonucunda karar verildiğini belirterek davacı ... yönünden hükmün onanmasını, diğer davacılar yönünden ise hükmün bozulmasını istemiştir.
Birleştirilen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ... yönünden verilen kabul kararı yönünden hükmü temyiz ettiklerini, son malik davalının ediniminde iyiniyetli olduğunu, davacının kötüniyeti ispatlaması gerektiğini, taşınmazın kısa aralıklarla el değiştirmiş olmasının ve milyon nüfusa sahip ilçede iki davalının da emlakçılık yapmasının kötüniyete karine teşkil etmeyeceğini, davalının daha öncesinde ...ile tanışmadığının tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, davalının taşınmazı yatırım amaçlı satın aldığını, ticari faaliyetleri kapsamında kâr elde etmek amacında olduğunu, davalı ... ile bir başka emlakçı vasıtasıyla tanıştığını, öncesinde tanımadığını, davacılar ile yapılan tescil işleminin tarafı olmadığını, davacılar ve davalıları yargılama sırasında tanıyıp bildiğini, davalının kötüniyetli olduğuna dair dosyada hiçbir delil bulunmadığını, davacı ...’ın dışarıdan anlaşılan olağandışı, ehliyetsizliğe işaret eden davranışının bulunmadığını, davacının bilerek ...'ın durumunu gizleyerek kötüniyetli davrandığını, davacının daha sonradan açtığı vesayet davası ile ...’ın vasisi durumuna geldiğini, vekalet ücretinin de fazla hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ile tescil; birleştirilen 2007/277 Esas sayılı dava, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ile tescil; birleştirilen 2008/16 Esas sayılı dava, hile ve ehliyetsizlik hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ile tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ... .............'a ait 4125 parsel sayılı taşınmazın 21.06.2000 tarihinde ölümü üzerine eşi davacı ... ile müşterek çocukları davacılar ...ve ...'a intikal ettiği, davacı ... kendi adına asaleten küçük çocukları 27.09.1989 doğumlu ... ve 15.10.1991 doğumlu ...'a velayeten ve reşit ...'ın asaleten 1/4'er paylarını davalı ...'a 05.09.2007 tarihinde 4.000,00 TL bedelle temlik ettikleri ve davalı ...'ın da diğer davalı ...'e 05.09.2007 tarihinde 10.000,00 TL bedelle devrettiği, ...' in de taşınmazı ...'ye 08.10.2007 tarihinde 10.400,00 TL bedelle temlik ettiği, davacı ... ile diğer davalı ... ve dava dışı komisyoncu ... ...arasında 04.09.2007 tarihli alım-satım ve komisyon anlaşması yapıldığı, bu anlaşma doğrultusunda satış bedelinin 250.000,00 TL olarak belirlendiği ve satış bedeli olarak 22.500,00 TL’nin nakten ödenmesinin (14.500,00 TL peşin ve 8.000,00 TL’nin 05.09.2007 tarihinde) ve ...Beldesinde 3 adet dairenin davacıya verilmesinin kararlaştırıldığı, dava dışı ...Kooperatifine ait ...Beldesinde kain 1 74... parselde bulunan davalı ...'a isabet eden 13... nolu ve dava dışı ...e isabet eden 2 nolu dairedeki üyelik hakkının 04.09.2007 tarihinde davacı ...'ye devredildiği, dairelerin parasının teminatı olarak çekişmeli taşınmazın davalı ...'a devredildiğine dair davalı ... ile ...arasında 04.09.2007 tarihli satış protokolü düzenlendiği, Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Dairesinin 07.03.2011 tarihli raporuna göre akit tarihinde davacı ...'ın fiil ehliyetine haiz olmadığının belirlendiği ve Saray Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/4 17... /2 Karar sayılı ilamı ile davacı ...'ın akıl hastalığı nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 419/3. maddesi uyarınca velayet altında bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde, hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ve birleştirilen davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 520,50 TL fazla alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, aşağıda yazılı 3.407,10 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına,
Temyiz edilen taraflar duruşmaya katılmadığından duruşma vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
Dosyanın Saray (Tekirdağ) Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
14.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.