Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/6189 E. 2025/4629 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6189
- Karar No
- 2025/4629
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1541 E., 2023/1435 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/220 E., 2021/250 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacı ... vd. vekili Avukat ... ile asıl ve birleştirilen davada davalı ... ve vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen asil ve vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dosyalardaki dava dilekçelerinde; davacılardan .............. ile diğer davacıların murisi ............'ın ve davalı ... ile diğer davalıların murisi ........... kardeş olduğunu, muris ...'ın 43 parsel (47.912, 00... imar – 23.3 38... imarsız) sayılı taşınmazını 1/2'şer paylar ile davalı oğlu ........... ile diğer davalıların murisi .........'e satış suretiyle temlik ettiğini, murisin varlıklı bir insan olup satıştan elde edilecek gelire ihtiyaç duymadığı gibi devralan ............ ile .............'in de taşınmazı alım güçlerinin olmadığını, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekilleri asıl ve birleştirilen davalardaki cevap dilekçelerinde; zamanaşımı süresinin geçtiğini, temlikten kırk yıl sonra dava açılmasının iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını, taşınmazın karşılığının ........ ile ........in yıllarca vermiş olduğu emekleri ile ödendiğini, muristen mirasçılara intikal eden başka taşınmazlar da bulunduğunu murisin ölümünün ardından mallarının tüm mirasçılar arasında paylaşıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Kocaeli 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/595 Esas sayılı ve Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/301 Esas sayılı dosyalarının Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/507 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2017 tarihli ve 2014/507 Esas, 2017/283 Karar sayılı kararıyla; temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığı gerekçesiyle 43 parsel sayılı taşınmazın bir kısmından imar ile ayrılan parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.02.2018 tarihli ve 2018/31 Esas, 2018/142 Karar sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 43 parsel sayılı taşınmazın bir kısmından imar ile ayrılan parseller yönünden davanın kabulü doğru ise de 43 parsel sayılı taşınmaz yönünden hüküm kurulmamış olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 29.05.2019 tarihli kararıyla; dinlenen tek davacı tanığının temlikin muvazaalı olduğu yönünde herhangi bir beyanda bulunmadığı, aksine murisin taşınmazlarını satarak diğer mirasçılarına da para verdiğini bildirdiği, dosyada murisin diğer mirasçılardan mal kaçırmasını gerektiren bir nedenin varlığına dair somut bir olgu da ortaya konulamadığı, hâl böyle olunca, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli ve 2019/118 Esas, 2019/251 karar sayılı kararı ile; akit tablosunda gösterilen bedel ile keşif sırasında tespit edilen bedel arasında aşırı fark bulunduğu, murisin mali durumunun iyi olduğu ve mal satışına ihtiyacının bulunmadığı, davalı oğullarının ise mali güçlerinin taşınmazları satın almaya elverişli olmadığı, yapılan satışın gerçekte bağış olduğu halde tapuda satış olarak gösterildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
C. Hukuk Genel Kurulunca Verilen Usul Bozması Kararı Direnme kararına karşı davalı ... ile asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2020 tarihli ve 2020/1-53 Esas, 2020/ 376 Karar sayılı Kararı ile kısa kararın usulün öngördüğü nitelikleri haiz olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur. D. Usul Bozması Sonrasında İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 14.09.2021 tarihli ve 2020/220 Esas, 2021/250 Karar sayılı kararıyla, murisin mal kaçırma kastı olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
E. Hukuk Genel Kurulu Kararı Hukuk Genel Kurulunun 05.04.2023 tarihli ve 2022/1-858 Esas, 2023/300 Karar sayılı kararıyla, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak maddi hata kapsamında Bölge Adliye Mahkemesince yeniden tesis edilen hükmün bozulması sonrasında bozma kararına karşı ancak Bölge Adliye Mahkemesince uyma veya direnme kararı verilebileceğinden eldeki uyuşmazlık kapsamında İlk Derece Mahkemesince, direnme adı altında verilen kararın usul hükümlerine uygun bir karar olmadığı belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
F. Hukuk Genel Kurulu Kararı Sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçeli olmadığını, murisin 4 kız, 2 erkek çocuğu bulunduğunu, dava konusu taşınmazların erkek çocuklarına devredildiğini, taşınmazın devredildiği davalılardan birinin yaşının 18, diğerinin yaşının 24 olduğu, yaşları ve eğitimleri gereği taşınmazı satın alabilecek birikimleri bulunmadığını, davaya konu taşınmaz haricinde murisin başka taşınmazlarını da oğullarına devrederek kız çocuklarından mal kaçırma kastını ortaya koyduğunu, taşınmaz devrinin bila bedel olduğunun ve murisin varlıklı biri olduğunun anlaşıldığını, davacı tanığının beyanının yanlış değerlendirildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1921 doğumlu muris ...’ın 25.08.1980 tarihinde ölümü ile geride mirasçı olarak davacı çocukları .................. ile kendisinden önce ölen kızı ...ın eşi ..........................; davalı oğlu..........ile kendisinden önce ölen oğlu ...........’in çocukları ...................nin kaldığı; murisin 71.250, 00... miktarlı 43 parsel sayılı taşımazının çıplak mülkiyetini 22.01.1975 tarihinde davalı ... ile diğer davalıların murisi ................’e satış suretiyle temlik ettiği, anılan taşımazın 47.912, 00... 'sinin 06.09.1996 tarihli imar uygulaması ile ayrılarak yeni ada ve parsel numaralarının oluştuğu anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeple; Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmaya gelen temyiz edilen davalılar vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleştirilen davada davacılardan alınmasına,
Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacı ...'den asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı, 345,55 TL bakiye onama harcının birleştirilen davada davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'den alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.