Yargıtay · 1. Ceza Dairesi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2026/2617 E. 2026/4050 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Ceza Dairesi
Esas No
2026/2617
Karar No
2026/4050
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2179 E., 2024/97 K. SUÇLAR : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07.11.2023 tarihli ve 2023/48 Esas, 2023/385 Karar sayılı kararı ile; A. Sanıklar ... ve...hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 11... ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, B. Sanık ... hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 17.01.2024 tarihli ve 2023/2179 Esas, 2024/97 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ... ve sanıklar müdafileri ile katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; delillerin hatalı değerlendirildiğine, tasarlamaya, haksız tahrik ve takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, teşebbüsün derecesine, B.Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; delillerin hatalı değerlendirildiğine, sanığın beraat etmesi gerektiğine, suç vasfına, eksik incelemeye, gönüllü vazgeçmeye, C.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; suç vasfına, delillerin hatalı değerlendirildiğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, sanığın beraat etmesi gerektiğine, D.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın atılı suçu işlemediğinden bahisle beraat etmesi gerektiğine, suç vasfına, haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiğine, İlişkindir.

III. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, olayda tasarlama ve gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, suçun kanuni tanımındaki fiili gerçekleştiren sanıkların fail olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, katılandan sanık ...'a yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, katılandan sanıklar ... ve ...'e yönelen haksız söz ve davranış bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yasal yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Katılana ait tüm tedavi evrakları, hasta müşahede kağıtları, geçici ve kesin raporlar, varsa film ve grafilerin celp edilip kül halinde Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek tespit edilen bulguların hangisinin ya da hangilerinin ayrı ayrı hayati tehlikeye neden olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olup olmadıkları hususlarında 5237 sayılı Kanunun 86-87 maddesinde yer alan kriterlere göre ayrıntılı rapor aldırıldıktan sonra, sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Kabul ve uygulamaya göre; sanıkların katılanı bıçakla kafa sağ frontal kemikte abrazyon, sol hemitoraks arka aksiller 10. ika seviyede toraksa nafiz, sol hemitoraks midskapular hat 8. ika seviyede toraksa nafiz, sol hemitorax paravertebral 9. ika seviyeden olmak üzere hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladıkları olayda; teşebbüs nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 35. maddesiyle yapılan uygulama sırasında; sanıklar hakkında makul (orta) hadden uzaklaşılarak ceza belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde fazla cezalar tayini hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR Gerekçe bölümünün (2- 3) numaralı paragraflarında açıklanan nedenlerle sanık ... ile sanıklar müdafiileri ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 17.01.2024 tarihli ve 2023/2179 Esas, 2024/97 Karar sayılı kararının eksik inceleme ve teşebbüsün derecesi yönünden 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... yönünden oy birliğiyle, sanıklar ... ve...yönünden ise oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY Katılan ile sanık ...'nun ... Endüstri Meslek Lisesi'nde öğrenci oldukları, sanık ... ile katılan arasında uzun zamandan beri anlaşmazlık ve husumet olduğu, olay tarihinden önceki bir zamanda katılanın sanık ...'a "orospu çocuğu, dışarıda bakarız" şeklinde sözler söylediği, sanık ...'un da 10/06/2016 tarihinde katılanın yanından geçerken "seni döverim" dediği ve aralarında tartışmanın çıktığı, katılan ile sanık ... okuldan çıktıktan sonra sanık ...'un katılanı kovaladığı, katılanı kovalarken "sapık yakalayın" diye bağırması üzerine sanıklar ... ve ... ...'ın katılanı yakaladıkları, sanık ...'un ele geçirilemeyen bıçak ile katılana birkaç kez vurduğu, kavgaya katılan sanıklar ... ve ... ...'ın ise tekme ve yumruk ile katılana vurdukları, katılanın ...Hastanesi tarafından 23.06.2016 tarihinde düzenlenen rapora göre, 2 adet toraksa nafiz olmak üzere toplam 3 adet kesici delici alet yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak şekilde yaralandığı olayda, sanıklar ... ve ...’in, sanık ...’un öldürmeye teşebbüs fiiline müşterek fail olarak iştirak etmediği, sadece işledikleri yaralama suçundan cezalandırılmaları kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır.

Müşterek faillik TCK’nın 37. maddesinin 1. fıkrasında “suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur” şeklinde düzenlenmiştir. Müşterek faillik, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesini ifade etmektedir. Müşterek faillikte birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail statüsündedir. Buna göre, suçun kanuni tanımında öngörülen fiili gerçekleştirilen kişi fail olup; suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda, bu kişilerin her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulacaklardır. Müşterek faillik bakımından failler arasında birlikte suç işleme kararının varlığı zorunlu bir koşuldur. Bu karar belli bir hareketin icrasını ve neticenin meydana gelmesine ilişkin olmalıdır. Öyle ki müşterek failler arasında fiili müştereken işlemekte olduklarına dair, müşterek hareket ettiklerine dair bir ilginin, iradenin hakim olması gerekir. Müşterek suç işleme kararı, kast içinde mütalaa edilmelidir. Suç failleri arasında müşterek bir karar mevcut değilse, bunların müşterek fail olarak sorumlu tutulması söz konusu değildir. Bu durumda birbirinden habersiz hareket eden kişilerin sorumluluğunu bizzat kendi davranışları göz önünde bulundurulmak suretiyle tayin etmek mümkün olacaktır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir. Birlikte suç işleme kararına bağlı olarak suçun icrasına iş bölümü çerçevesinde gerçekleştirmeye müşterek hakimiyeti gerekli kılmaktadır. Belli bir neticenin oluşumuna illi etkide bulunan herkes değil ancak kanunda tarif edilen muayyen haksızlığı gerçekleştiren suç ortağı müşterek fail olabilecektir. Diğer bir ifadeyle kanunda tarif edilen haksızlık birden fazla suç ortağı tarafından müştereken gerçekleştiriliyorsa, müşterek faillik bahis konusudur. Ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığının saptanmasında suç ortaklarının suçun icrasındaki rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulur. Bu durumda, fiilin icrası veya sonuçsuz kalması ortak faillerden her birinin elinde bulunmaktadır. Her müşterek fail suçun icrasına ilişkin müessir, fonksiyonel katkıda bulunmaktadır. Öyle ki; bu katkı suç planının başarıya ulaşması açısından önem arz etmektedir. Buna göre suçun icrasına bulunulan katkı suçun başarıyla işlenmesi açısından zorunluluk arz ediyorsa bu suç ortağı müşterek faildir. Başka bir ifadeyle, suçun işlenişine bulunulan her bir müşterek katkı fiilin başarıyla tamamlanması açısından gereklilik arz ettiği gibi, bu müşterek katkılardan herhangi birinden vazgeçilmesi fiili gerçekleştirme ve fiili gerçekleştirmeme akim kalma tehlikesine maruz bırakacaktır. Suçun icrası açısından müstakil bir fonksiyonu olmayan bir katkıda bulunulması halinde müşterek hakimiyetten bahsedilemez. Somut olayda, 1. Sanıklar ... ve...ile katılan arasında husumet bulunmaması, 2. Sanıklar ... ve ...’in, sanık ...’un “sapığı yakalın” demesi üzerine suçlu bir kişiyi yakalama amacıyla katılanı durdurmuş olmaları, 3. Sanıklar ... ve...ile sanık ... arasında olay öncesinde suç işlemesi konusunda bir anlaşma olmadığı gibi sanıklar ... ve ...’in sanık ...’un katılanı bıçaklayacağını bildiklerine dair dosyada her hangi bir delil bulunmaması, 4. Hayati tehlikeye neden olan yaraların sanık ...’un kullandığı bıçaktan kaynaklandığının sabit olması, Karşısında, sanıklar ... ve...katılanı yakaladıkları ve katılana yumruk ve tekme attıkları sabit olsa da, sanık ... kendi inisiyatifiyle öldürmeye teşebbüs fiilini gerçekleştirdiğinden, sanıklar arasında birlikte suç işleme kararının varlığını gösteren bir delil bulunmadığı ve sanıklar ... ve...öldürmeye teşebbüs kastıyla hareket etmedikleri kanaatiyle, sanıklar ... ve...sadece müşterek fail olarak gerçekleştirdikleri yaralama suçundan sorumlu tutulması gerekirken öldürmeye teşebbüs suçundan müşterek fail olarak sorumlu olduğuna karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

Atıf: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2026/2617, K. 2026/4050, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-ceza-dairesi-2026-2617-e-2026-4050-k-4b54c80e377f